En Sıcak Konular

Dünyanın sayılı ülkelerinden biri olacaksak...

17 Eylül 2010 13:52 tsi
Dünyanın sayılı ülkelerinden biri olacaksak... "Türkiye’de işler iyiye doğru gittikçe belaların da artacağından endişeliyim."

Çok garip biliyorum ama ben Türkiye’de işler iyiye doğru gittikçe belaların da artacağından endişeliyim.

Ciddi bir sistem değişikliğinin orta yerindeyken ülke hızla büyümeyi sürdürüyor ve işsizliği azaltıyorsa, bu gelişme, sistem değişikliğinin başarıyla yürüdüğünü gösterir.

Eski sistemin muhafızlarını en çok korkutacak olan da budur.

Ekonomik durumun iyileşmesi, değişikliği destekleyenlerin sayısını kaçınılmaz olarak arttıracağından, eski rejimden yana olanları panikletir.

Demokrasinin genişlediği, zenginliğin arttığı bir ülkede bela nasıl yaratılır?

Elde çok fazla imkân yok bunun için.

Ülkeyi altüst etmeye aday tek büyük sorun, Kürt sorunu.

Devlet-PKK çatışması da yetmez bu sağlam yapıyı bozmaya, daha büyük bir belaya, bir Türk-Kürt çatışmasına, İnegöl’de, Dörtyol’da denendiği gibi kitlesel bir patlamaya ihtiyaç var.

Onun için de türlü tertipler, oyunlar devreye sokuluyor.

PKK’nın ateşkes ilan ettiği dönemde dokuz gerilla öldürüldü.

Güneydoğu ayaklandı.

Dün yeni bir provokasyonla karşılaştık.

İçinde sivillerin, çocukların olduğu sivil bir minibüs uzaktan kumandalı bir mayınla havaya uçuruldu.

On kişi öldü.

Mayını patlatan alçak, gelenlerin kimliğini, sivil olduklarını gördü ama hiç aldırmadan onları öldürdü.

Devlet, hemen PKK’yı suçladı.

PKK ise alışılmadık bir süratle bu eylemi kendisinin yapmadığını açıkladı, BDP, eylemin “iyi çocukların” işi olduğunu kesin bir dille ifade etti.

Dörtyol’daki JİTEM-PKK işbirliğinin belgeleriyle ortaya çıkmasından sonra kimsenin PKK’nın böyle eylemler yapmayacağına dair kesin ifadeler kullanabileceğini, PKK’ya kefil olabileceğini sanmıyorum.

Ama Dörtyol’daki rezaleti bile üstlenen PKK bu kez eylemin sorumluluğunu çok kesin bir dille reddetti.

Batman’da, Kürtlerin çok sevdiği üç Kürt’ün ölümüne neden olan patlamanın yarattığı acının ve burukluğun etkileri henüz bölgede kaybolmamışken, PKK’nın yeniden Kürt sivilleri öldürmesi kendisi açısından tam anlamıyla bir çılgınlık olur.

Şu sırada PKK’nın Kürt halkıyla kapışmayı göze alabilmesi çok mümkün gözükmüyor.

Bu saldırıyı PKK yapmadıysa, geriye bir tek “şüpheli” kalıyor, o da BDP Başkanı’nın söylediği gibi “iyi çocuklar” çetesi.

Şemdinli türü bir saldırı olabilir mi bu?

Olabilir.

Saldırının, hükümet yetkilileriyle BDP yöneticilerinin buluşmasından birkaç saat önce olması, bu alçaklığı yapanların bu buluşmadan haberdar olduğunu gösteriyor.

Hükümet, eylemin sorumlusu olarak hemen PKK’yı gösterdi ve yapılacak buluşmayı iptal etti.

Saldırganın kimliği konusunda fazlaca aceleci bir karar vermiş olma ihtimalleri yüksek.

Saldırıyı, Ergenekon’un Güneydoğu’daki parçası da yapmış olabilir.

Şu anda gerçeği bilmiyoruz, gerçeği kesin bir şekilde biliyormuş gibi davranmak herkesi hataya sürükleyebilir.

Bu korkunç vahşet, bu ülkede yaşayan herkese bir gerçeği göstermeli, eğer dünyanın sayılı ülkelerinden biri olmaya aday, gittikçe zenginleşen ve güçlenen bir ülkede huzur içinde yaşamak istiyorsak Kürt sorununu çözmeliyiz.

Kürtlerin çocuklarına “anadillerinde eğitim yaptırmalarını” engelleyeceğiz diye bütün ülkenin geleceğini yakmanın, Türklere ve Türk milliyetçilerine nasıl bir yararı olacak?

Bu sorununun çözümsüzlüğünde, bu ülkenin “eski efendilerinin” çıkarı var ama onlardan başka kimsenin çıkarı yok, neden sadece “psikolojik bir takıntı” yüzünden Kürtlerin en doğal hakları reddedilsin?

Neden çocukları bile öldürebilecek derecede gözü kararmış alçaklara bu fırsat verilsin?

Kürtlerin doğal hakları kabul edilmediği sürece bu ülkede ne Türkler ne de Kürtler özgürce yaşayabilecek, bu sorunu kanlı bir belaya çevirmek isteyenler her zaman bu amaçları için vahşi saldırılar gerçekleştirecek.

Kürt haklarının kabulüne karşı çıkan her Türk, Kürtleri mutsuz etme karşılığında kendi mutluluğundan vazgeçiyor.

Değer mi?

O mayını patlatan alçağın yaraladığı ufak çocuğun resmine bir bakın karar vermeden önce, sonra söyleyin deyip deymeyeceğini.

Ahmet Altan / Taraf



Bu haber 1,506 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,283 µs