En Sıcak Konular

'Aleviler kimsenin arka bahçesi değil'

11 Mart 2009 09:13 tsi
'Aleviler kimsenin arka bahçesi değil' Alevilerin Kemalizm'le İmtihanı'nın yazarından çarpıcı açıklamalar...

Geçtiğimiz yılın sonlarında Hayy Kitap’tan Alevilerin Kemalizm’le İmtihanı adlı bir kitabı yayınlanan araştırmacı-yazar ve Yüzleşme Derneği Başkanı Cafer Solgun’la, bütün yönleriyle Alevi sorununu konuştuk…

 

 

 

-Bu soruya çokça muhatap olduğunuzu biliyoruz ama, niçin Alevilerin Kemalizm’le İmtihanı adında bir kitap yazma ihtiyacı duydunuz?

Bu soruya çok kısa olarak “daha önce böyle bir kitap yazılmadığı için” diyebilirim. Son 15-20 yıl içerisinde Alevi sorunuyla ilgili neredeyse bir “külliyat” oluşturduğu söylenebilecek çok sayıda kitap yayınlandı. Bunların büyük çoğunluğu Alevi tarihinin ve inancının bilinmeyen yönlerini açığa çıkarma gibi bir iddia taşıyordu. Yine, bir çoğunun ortak özelliği, yazarlarının Alevi inancıyla ilgili kendi tanım ve tariflerini yapma kaygısıyla kaleme alınmış olmalarıydı.

Ancak güncel, toplumsal ve politik boyutlarıyla Alevi sorununu ele alan kayda değer bir çalışma yapılmadığını üzülerek belirtmek durumundayım. Kuşkusuz Alevilerin tarihiyle, inancıyla ilgili çalışmalar da önemlidir, değer vermek gerekir. Fakat göz göre göre yaşanan çok ciddi çarpıtmalar söz konusuydu ve bunları ele almakta daha fazla geç kalmamak gerektiğini düşünüyordum.

Nitekim 2007 yılının sonlarına doğru Taraf gazetesi için hazırladığım “Alevilerin Cumhuriyet ve Laiklikle İmtihanı” adını verdiğim yazı dizisi, esas olarak bu kaygının ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Bu dizi büyük ilgi gördü. Yazı dizisi içerisinde yer verdiğim söyleşiler, çoğunlukla seslerini daha az duyduğumuz Alevilerin görüşlerini içeriyordu. Ayrıca konuyla ilgili çok sayıda makalem de var.

Sonuçta gazete, günlük olarak tüketilen bir şey. Kitap ise elbette daha kalıcı ve belgesel bir değer ifade ediyor. Konuyla ilgili çalışmalarımı kitaplaştırmak, hele ki, ifade ettiği büyük öneme rağmen bu yönde kayda değer bir çalışma olmaması nedeniyle, benim açımdan kaçınılmaz olmuştu.

-Kitabınız için “sorulamayan soru soruldu” denildi. Medyada da oldukça yankı yarattı, tartışıldı, ilgi gördü. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Öncelikle, belirttiğim gibi, kendi alanında bir “ilk” olmasına bağlıyorum. Ülkemizde bazı güç odaklarının yarattıkları “hazır kabuller” var. Aleviler söz konusu olunca, Alevi camiasında ve bir bütün olarak toplumda, “Aleviler laiktir, Atatürkçüdür” şeklinde yaygın bir kanı olduğunu, daha doğrusu bunun sistematik bir çaba sonucunda “yaratıldığını” biliyoruz. Benim yaptığım, aslında bu hepimizin “doğrudur, öyledir” diyerek kabul etmemiz istenen şayialara ayna tutmaktan ibarettir. “Sorulamayan soruldu” derken kastedilen de buydu sanıyorum.

Medyanın ilgi göstermesi de bu anlamda doğal ve önemli. Söz konusu olanın benim kitabım olmasının ötesinde, konunun kendisinin tartışılması önemliydi. Alevilerin Kemalizm’le İmtihanı buna vesile oldu.

-Ne tür tepkiler aldınız? Olumlu veya olumsuz?

Genellikle olumlu tepkiler aldım. Benim için Alevilerin nasıl karşıladığı önemliydi. Çünkü kitabım, çeşitli yönleriyle bir yüzleşme kitabı. Yüzleşmenin en önemli boyutunu da Alevilerin kendi gerçekleriyle yüzleşmesi oluşturuyordu. Diğer bir deyişle, çarpıtılan, tanınmaz hale getirilen gerçeklerin ayakları üzerine oturtulması, Alevilerin yaklaşımlarına bağlıydı. Bu açıdan diyebilirim ki, kitabımı okuyan ya da okuyamayan, ama röportaj ve söyleşilerim, yazılarım aracılığıyla düşüncelerimden haberdar olan yurt içi ve yurt dışındaki birçok Alevi yurttaşımızdan beni duygulandıran, çok sayıda mesaj aldım. Bu mesajlar, doğru bir iş yapmış olduğuma dair inancımı daha da sağlamlaştırdı. Sol, demokrat, liberal, dindar çevrelerden de olumlu tepkiler aldım. Diyebilirim ki Alevilerin Kemalizm’le İmtihanı, “ezber bozan” bir etki yarattı. Dolayısıyla dayatılan bu “ezberden” muzdarip olan bütün insanlarımızın tepkileri olumlu oldu.

Buna karşılık bilerek veya bilmeyerek o “ezberin” sürmesini isteyenlerden de olumsuz tepkiler aldım. Kurulu statükonun sürmesini isteyenlerden, varlıklarını kendilerine atfedilen roller üzerinden ifade etmeyi bir rant araç ve alanı haline getirenlerden başka türlü davranmalarını da beklemiyordum zaten.

Düşünsel değeri olan tepkilerden asla rahatsız olmamak gerektiğine inanırım. Farklı görüş veya tezler demokratik bir olgunluk ve seviye içerisinde tartışılır, konuşulur. Ama olumsuz tepki verenlerden küfür, hakaret üslubu kullananlar oldu. İşi tehdide vardıranlar oldu. Bunları bugüne kadar öne çıkarmadım, ciddiye almadım. Bende yarattığı etki, sadece ve sadece “demek ki doğru yoldayım” duygusu oldu.

-Aleviler için bahsettiğiniz “hazır kabuller” veya “ezberler” bozuldu mu peki?

Buna kestirmeden “evet” ya da “hayır” demek doğru olmaz. Sorunun uzun yıllar içerisinde şekillendirilen bir niteliği olduğunu unutmamak gerek. Aleviler uzun yıllar boyunca baskı ve eziyet gördü, katliamlara uğradı. Asimile edildi. İnançları “yok” sayıldı, yasaklandı. Bütün bu zihniyet ve politikalar karşısında Aleviler kendilerini yaşatmak için düpedüz “takkiye” yaptılar. “Güç” ve “egemen” gördükleri yapılardan yana görünerek kendilerini yaşatmaya çalıştılar. Fakat adeta “misyoner” gibi hareket eden bazı şahsiyetlerin de katkılarıyla, kendi uydurdukları şayialara gerçekten inanmaya başladılar. Asıl tehlikeli olan da buydu.

Bu durum, tarih belirtmek gerekirse, özellikle 90’lı yıllardan itibaren çok daha belirgin bir hal aldı. Alevilere “yeni” bir rol atfedildi ve Alevilerin bu rolü oynamaları istendi.

Alevilerin bu uğursuz rolü kesin bir şekilde reddettiklerini söyleyebilmek doğru ve objektif olmaz; ama Aleviler, hiçbir zaman olmadığı kadar kendi gerçeklerini görmeye ve kendilerine dayatılan rolleri sorgulamaya başlamışlardır.

Bu, son derece sağlıklı bir gelişmedir. Bu nedenle diyebilirim ki, bu sorgulamanın gün geçtikçe daha da belirgin hale getirdiği sonuç, Alevilerin artık, hiç kimsenin bir bütün olarak kendi cephelerinde mevzilendirecekleri bir yapı olmadığı; kimsenin “arka bahçesi” olmadığıdır.

Yarın: Alevilere kim, ne tür roller atfetti?

www.iyibilgi.com



Bu haber 984 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,671 µs