İşte, BM'nin hazırladığı Gazze raporu | " /> İşte, BM'nin hazırladığı Gazze raporu | "/>

En Sıcak Konular

İşte, BM'nin hazırladığı Gazze raporu

18 Ocak 2009 12:42 tsi
İşte, BM'nin hazırladığı Gazze raporu 
İsrail’i işgalci güç olarak tanımlayan BM, Gazze’de vahim insanlık krizinin yaşandığını belirtti. İşte, BM’nin hazırlamış olduğu Gazze raporu;

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından 9 Ocak 2009’da yapılan özel oturumda sunulan Gazze raporunu Timeturk tercüme etti. Raporun tümünü aşağıda yayımlıyoruz:

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER İNSAN HAKLARI YÜKSEK KOMİSERLİĞİ, 1967’DEN BERİ İŞGAL ALTINDAKİ FİLİSTİN TOPRAKLARINDAKİ ÖZEL RAPORTÖRÜN, İNSAN HAKLARI KONSEYİNİN GAZZE ŞERİDİNDEKİ DURUM DEĞERLENDİRMESİ ÖZEL OTURUMU İÇİN SUNUM RAPORU, 9 OCAK 2009

1. Bu rapor İsrail’in 27 Aralık 2008’de başlattığı ve devam eden Gazze askeri harekâtının Gazze Şeridine hapsolan 1,5 milyon Filistinlinin karşı karşıya kaldığı insanlık durumu üzerine etkisine odaklanıyor. Emrin üstlenilmesine uygun olarak, yorumlar işgalci güç olarak İsrail’in 1949 Dördüncü Cenevre Sözleşmesinde yer alan yasal yükümlülüklere esas olarak başvurulan Uluslararası Savaş Hukuku'na (USH) saygı duyma yükümlülükleriyle ilgili meselelerle sınırlı tutulmuştur ve İsrail’in işgalci güç olarak yasal görevleri biraz detaylı olarak ortaya koymuştur. USH’nin önemli yükümlülüklerinin aynı zamanda uluslararası teamül hukuku içindeki yasal görevlere bağlayıcı olduğu düşünülmüştür. Bu rapor Uluslararası İnsan Hakları Hukuku'nun (İHH) meselelerine değinirken, Uluslararası Ceza Hukuku'nun (UCH) meseleleri olarak çıkan hem UCH hem de İHH’nin şiddetli ve sürekli ihlallerinin imalarından da bahsediyor. Gazze’ye istilasının uluslararası kanuna ve Birleşmiş Milletler Sözleşmesine uygun “savunma” operasyonu olduğunu ve iddiaya göre “aşırı” ve “orantısız” kullanılan askeri gücün yapısında ve ölçeğinde hiçbir “insancıl kriz” olmadığını iddia eden belli başlı İsrail güvenlik iddialarını değerlendirmek de gereklidir.

2. İsrail güçlerinin Gazze’den geri çekilmesinden dolayı artık işgalci güç olmadığını ileri sürmesine rağmen, uluslararası hukuk uzmanları tarafından sınırların, hava sahasının ve kara sularının İsrail kontrolünde devam etmesinin İsrail statüsünün yasal olarak işgalci güç olarak tutulduğunun bir özelliği olduğuna karar verildi.

3. Bu raporun kalitesi, Mart 2009 için planlanan İnsan Hakları Konseyinin (İHK) düzenli oturumu için rapor yazmakta kullanmak üzere bilgi toplamak için Özel Raportör tarafından üstlenilen bir görevin hedefi olan Gazze’de önceden var olan insancıl durumunun birinci elden gözlemlerinin yokluğuyla şüphesiz azalmıştır. Özel Raportörün İsrail’e 14 Aralık 2008’de girişi reddedilip, Ben Gurion Havaalanında nezarethanede 15 saat gözaltında tutulduktan sonra ertesi gün sınır dışı edildiğinde bu görev yarıda kalmıştır. Görev başındaki bir BM uzmanının bu tür muamele görmesi, üye devletin iş birliği yapmak ve uygun saygınlıkla BM işini yürüten kişilerle anlaşma yapmak görevleriyle ilgili olarak bütünüyle Kuruluş için ciddi meseleler ortaya çıkaracak görünüyor. İsrail hükümetinin bu görevi yerine getirmeye engel olan dışarıda bırakma politikasını yeniden düşünmesi için ikna edilebilmesi umuluyor. Dışarıda bırakılmayla ilgili bu endişe yabancı gazetecilerin girişinin reddedilmesiyle askeri operasyonlar boyunca olduğu kadar Gazze’ye İsrail saldırısından önceki dönem boyunca da örtbas edildi. İsrail mahkemelerinde başarılı bir şekilde meydan okunan ancak henüz elle tutulur bir sonucu olmayan bir politika. New York Times’da belirtildiğine göre İsrail roket saldırılarının İsrail’deki siviller üzerindeki kötü etkisini görüntülemelerine gazetecileri teşvik ederken, Gazze’deki askeri operasyonlarının insancıl etkilerine medya temsilcilerinin girişini reddediyor. Uluslararası Kızıl Haç Komitesinin insani ihlalin sahnelerini soruşturmak için girme isteği bile reddedildi. Örneğin pek çok çocuğu içeren Samuni ailesinin 60 üyesinin kasti eylemle öldürüldüğü haber verilen Zeytan’ın Gazan kasabasındaki askeri eylem bölgesini ziyaret etmelerine izin verilmedi. Bu giriş meselesi Özel Raportörlerin işi için hayati önem taşır ve İHK’nin ve genel olarak Birleşmiş Milletlerin dikkatini hak ediyor.


4. Bu Özel Oturum için gerekçe pek çok kamu oturumunda İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni tarafından sorgulanan bir dizi şartlar ve Gazze’deki insani acil durumun varlığıdır. Bayan Livni “insani ateşkese” ihtiyaç olmadığını çünkü insani bir krizin olmadığını ileri sürüyor. İsrail’in sınırdan gıda ve ilaç sevkıyatının geçmesine izin verdiğini ancak UNRWA ve diğer BM memurlarının da gözlemlediği gibi bu sevkıyatlar Gazze Şeridinin çoğu yerinde hâkim olan savaş şartları durumunda dağıtmak mümkün olmadıkça açlığı ve beslenmesel zorlukları hafifletmeyecek. Bu korkunç şartlar 7 Ocak’ta İsrail tarafından ilan edilen savaş operasyonlarında üç saatlik duraksamayla hangi hafif boyutta gönderme yapılabileceği görülmek üzere bırakılıyor. Ani krizin ötesinde bazı belli başlı özellikler dikkate alınmalıdır: nüfusun yaklaşık olarak %75’i sıhhî su ve elektrik gücünden yoksunlar. Bu tür şartlar Gazze nüfusunun bir bütün olarak beslenme durumunu bozan, özellikle çocukların %45’ini akut anemiden sıkıntı çekmesine neden olan ve fiziksel ve zihni sağlığı bozan uzun süreli ambargo nedeniyle Gazzelilerin koşulları üzerinde aşırı dayatma yapıldı. İlaç ve sağlık donanımının tedarikine müdahale ve sınır kapatmaları nedeniyle pek çok Gazzeliler için hayatlarını tehdit eden şartlar için tedavi almak ve devam ettirmek imkânsız hale geldi. Aynı zamanda Gazze’nin %80’i kadar büyük kısmı yoksulluk sınırı altında yaşıyor, işsizlik oranı toplamda %75’e yaklaşıyor ve sağlık sistemi ambargonun etkileri nedeniyle neredeyse yok olmak üzere. Bu şartlar bütünü elbette tarafsız uluslar arası gözlemcileri ve sivil hizmetlileri tartışmasız bir sonuca götürdü ki Gazze’nin nüfusu zaten 27 Aralık öncesinde de vahim büyüklükte insanlık krizi yaşıyordu.

5. İşgalci gücün işgal altındaki nüfustan çıkan güvenlik tehditlerine karşı güç kullanması uluslararası hukuk tarafından koyulan sınırlar içerisinde izin verilebilir. İsrail mevcut askeri seferinin makul olduğunu iddia ediyor ve Sderot ve Ashdod Güney İsrail kasabalarında yaşayan İsrailli sivil nüfusa yöneltilen Hamas’a atfedilen roket saldırılarının ölçü ve şiddetine gereken önemin verilmesini istiyor. Bu iddiayı değerlendirmede çözülmesi gerekecek bugüne kadar ne diplomatik ortamlarda ne de medya tarafından yeterince tartışılmamış meseleler var.

6. Sivil hedeflere roket atmanın yasal (ya da ahlaki) hiçbir haklı çıkarması olmadığını ve bu tür davranışın savaş suçu olduğu kadar yaşama hakkı ile ilgili olarak İHH’nin ihlali olduğunu tartışmasız bir şekilde belirtmek gereklidir. Aynı zamanda saldırının yapısı 4 Kasım 2008’de Gazze’de Filistinli militanlara ölümcül bir İsrail saldırısıyla ciddi olarak bozulana kadar Temmuz 2008’den beri süren geçici ateşkesin ilgisi de dâhil ortaya çıkması bağlamında değerlendirilmelidir. 27 Aralık tarihinden önceki yıl içinde Gazze’den ateşlenen roketlerden dolayı tek bir İsrailli ölümü gerçekleşmemiştir. Ayrıca Temmuz 2008’den beri her iki taraf tarafından ateşkese uyuldu. Sadece ufak kural ihlalleri oldu ancak her iki tarafın da ateşkesi bozma isteği olduğunun bir işareti yoktu. Bu dönem boyunca İsrail’in Gazze’nin tüm nüfusunda ciddi zorluklara sebep veren ambargoyu kaldırması ya da en azından hafifletmesi bekleniyordu, özellikle gıda, ilaç ve tıbbi malzeme ve yakıt tedarikindeki sınırlamalarda fakat böyle olmadı. Sivil Gazze’ye yapılan akut tehlikeye defaten BM yetkilileri tarafından yerinde dikkat çekildi. Gazzelilerin insani ihtiyaçlarını karşılamada göz korkutucu görevle doğrudan ilgili olan BM Yardım ve Çalışma Örgütü’nün (UNRWA) Komisyon Başkanı da buna dikkat çekenlerdendi.


7. 18 aylık bir süredir etkin olan bu ambargo kanunsuzdur, toplu cezalandırmanın yoğun bir türüdür ve Dördüncü Cenevre Sözleşmesinin 33. Maddesinin ve işgalci gücün sivil nüfusun yeterli gıdaya sahip olmasını ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanmasını temin etmesini gerektiren 55. maddesinin bir ihlalidir. Bu tür ambargo roket saldırılarının gerekçesiz özelliğini değiştirmez ancak yasal bir bakış açısından iki önemli sonuç ortaya koyar: Birincisi, İsraillilerin kanunsuz davranışından ortaya çıkan sivil zarar Filistinlilerin kanunsuz davranışlarından ortaya çıkandan çok daha büyüktür; İkincisi, uzun soluklu bir ateşkesi ortaya koymak için gösterilen çabada Hamas kadar İsrail’in de UCH’ye saygı duymasını temin ettirmelidir. Yani somut olarak söyleyecek olursak, normal sivil hayatın muhafazası için malların girişine müdahaleler son bulmalı ve gelecekte herhangi bir tür roket saldırısı olsa da misilleme önlemi olarak yeniden yapılmamalıdır. Benzer şekilde İsrail gelecekte bu tür sınırlandırmaları dayatırsa, bu İsrail sivillerine yönelik Filistinli şiddetin herhangi bir türü ya da yeniden başlayan roket saldırıları için yasal bir kapak teşkil etmeyecektir. Tüm roket saldırıları için Hamas’a sorumluluk atfetmekte bazı zorluklar vardır. Gazze’de örgütlenen bağımsız militanlar da vardır ve varlıkları Hamas’tan da önceye dayanır. İktidardaki yetkililer ellerinden gelen en iyi çabayı sarf etmelerine rağmen tüm roket atışlarını engelleyememişlerdir.

8. İsrail’in askeri çıkarması ayrıca İsrailli liderler tarafından roket saldırılarının varlığına “sakınılamaz” ve “kaçınılamaz” bir yanıt olarak haklı çıkarılmaya çalışıldı. Burada tekrar bu tür eylemin ve savunucu özelliğinin makullüğe götüren İsrail’in haklı çıkarmalarının gerçekçi durumunu incelemek önemlidir. Geçici ateşkesin pek çok beyanı ateşkesi fiili bir sona, Gazze’den artan sıklıkta roket atışına götüren başlıca sebebin 4 Kasım 2008’de İsrail’in ölümcül güç kullanımı olduğunu gösterir. Hamas’ın defaten İsrail’in ambargoyu kaldırması durumunda ateşkesi on yıla kadar uzatmayı teklif etmesi de anlamlıdır. Bu diplomatik olasılıklar değerlendirilebildiği kadarıyla İsrail tarafından incelenmemiştir, gerçi Gazeli nüfusun fiili temsilcisi olarak Hamas’ın tartışılan yasal statüsü kuşkusuz olayı içinden çıkılmaz hale getirmiştir. Bunun İsrail’in roket saldırılarını şiddet içermeyen yöntemlerle sona erdirmek için iyi niyete dayanmasını zorunlu tutan BM Sözleşmesinin ana prensibi olarak son çare olarak zora başvurmak olan yasal bir dayanağı vardır.

9. Uluslararası hukuk altında güce dayanmanın ne derece kışkırtmayla orantılı ve koruyucu güvenlik için gerekli olduğunu tespit etmek önemlidir. Burada da İsrail tezleri ikna edici görünmüyor. Yukarıda bahsedildiği gibi, roket saldırıları kanunsuz ve potansiyel olarak tehlikeli olmasına rağmen hayat kaybına sebep olmadı sadece ufak hasara sebep oldu. Zaten ambargoyla vahim bir şekilde zayıflatılmış olan savunmasız bir topluma karşı büyük bir askeri sefer düzenlemek, askeri hâkimiyetin büyük ölçüde tartışmasız olduğu savaş durumlarında modern cephaneye güvenmenin orantısızlığını şiddetlendirir. Bu zamana kadar Filistin kaybının nitelikli gözlemciler tarafından %25’inin sivil kurbanlardan olmak üzere toplamda 640 ölü, 2800 civarı yaralı olduğu tahmin edilmesi önemli görünüyor. Buna mukabil, son haberlere göre dört İsrailli asker öldü, o da İsrail ateş gücünün yanlış yöneltmesi sonucu “dost ateşinde” öldüler. (TT Not: Bu bilgiler iki hafta önceki bilgilerdir) Kayıp rakamlarının tek taraflılığı orantısız gücün bir ölçüsüdür. Diğer bir ölçüsü ise saldırıların büyüklüğü ve tahribatıdır. Kalabalık kentsel yerlerde kamu binaları kadar polis tesislerinin de yok edilmesi, İsrailli tezlerin itibari değeri kabul edilse bile aşırı güç kullanımını gösterdiği açıktır. Orantısız güce dayalı olması kadar itibar sarsıcı olan İsrail saldırılarının hedefleri ile Gazze roketleriyle ilgili sözde tehdidin arasındaki bağlantı eksikliğidir. İsrail’in güç kullanımının uluslar arası hukuk tarafından yasaklanan bir tür “saldırı” olması ve “orantılılık” ve “gereklilik” kriterleri açısından gerçekten aşırı olması da iddialara ağırlık katıyor.


10. Ayrıca nitelikli gözlemciler tarafından yapılan çeşitli iddialar da var. Bunların arasında İsrail’in yasal olarak kabul edilemez hedeflere yasal olarak şüpheli silahlarla saldırdığı ve dolayısıyla “zalim” veya “gereksiz acıya” sebep olan silahlar ve taktikler ile ilgili uluslar arası teamül hukukunu ihlal ettiği iddia ediliyor. UCH altında kanunsuz olarak görülen hedefler arasında; İslam Üniversitesi, okullar, camiler, tıbbi tesisler ve (ambulans gibi) tıbbi personel bulunmaktadır. USH altında yasal olarak şüpheli silahlar arasında; eti kemiğe kadar yakan mermi ve füzeler içinde fosfor gazı, kurbanları parçalara ayıran ve hayatta kalanlarda kanser riskini arttıran (DIME diye adlandırılan) yoğun dolgu metal patlayıcılar, yüzyıllardır maruz kalan herhangi birinde radyasyon hastalığına neden olabilen, Gazze tünellerine karşı kullanılan “sığınak delen” diye adlandırılan derine nüfuz eden uranyum bombaları bulunmaktadır.

11. İsrail askeri seferiyle ilgili bu “gereksiz acı” boyutu dikkat edilmeyen önemli bir özellik. Pek çok benzeri savaş durumunda çok sayıda sivil ani tehlikeden uzaklaşarak, “içeride yer değiştiren insanlar” ya da “mülteciler” haline gelerek tehlikeden kaçmaya çalışır. Ancak İsrail çıkışların sıkı kontrolüyle doğrudan ve dolaylı olarak Gazze sivil nüfusunun asla seçenek tercihi olarak değil ama çaresizliğin bir yansıması olarak “mülteci” olma seçeneğini reddetti. Reddetmesi Gazze nüfusunun İsrail işgal politikası tarafından özellikle hapsedildiği iddiasına inanılırlık kazandırmaktadır. USH bakış açısından bu Gazzeliler için mülteci olma seçeneklerine el konulması sivil nüfusun maruz kaldığı ciddi bir kötüleşmedir ve 27 Aralık’tan beri Gazze’de var olan insani krizin önemini vurgulamaktadır. Askeri çıkarma başladığından beri bu durum dramatik bir şekilde kötüleşti. Gazze’deki bir Kızıl Haç sözcüsü tarafından yapılan yorum genel anlayışı ifade etmektedir: "Bölgedeki operasyonların ölçüsü ve sefaletin ölçüsü karşı konulamaz durumda …"

12. Hareket planlama timi mandasının bakış açısından bu Özel Oturumda dikkati çekmek için aşağıdaki tavsiyeler önemli görünüyor:

(1) BM gözlemcilik rolünün önemli bir özelliği olarak işgal altındaki Filistin bölgelerine Özel Raportör girişini yeniden sağlamak talebinde bulunmak;
(2) Savaş suçları iddialarını soruşturmak için Genel Meclis girişimlerini aramak;
(3) Gazze’den roket atışlarının durdurulmasına ve ambargonun şartsız kaldırılmasına dayanan uzun dönemli ateşkes teklif etmek;
(4) İsrail’in 2005’te “geri çekilmesine” müteakip Gazze’deki İsrail kontrolün yasal statüsünü değerlendirmek için Uluslararası Adalet mahkemesinden Hukuki Kanaat talep etmek.

 

 



Bu haber 213 defa okundu.


Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.




    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,642 µs