En Sıcak Konular

Serdar Turgut


Serdar Turgut
0 0 0000

AKP'nin mevzi savaşı



AKP hükümet oldu ancak hayatın çeşitli alanlarını belirleyen söylemler eskiden kalmış ve AKP dışında belirlenmişti. Bu da hükümetin iktidar olmasını engelleyen bir durumdu.

Şimdi görüyoruz ki; AKP hayatın her alanında 'mevzi savaşları' vererek kendi iktidarına özgü farklı söylemleri oluşturmaya başladı

Mevzi savaşı kavramı, direkt anlamı dışında İtalyan komünist düşünür Gramsci tarafından hayatın her alanını ele geçirmek yoluyla verilen iktidar savaşını da anlatmak için kullanılmıştır. Bu kavramı bugünlerde yaşadıklarımızı anlamak açısından son derece yararlı buluyorum. AKP, hayatın her alanında söylemi değiştirerek gerçek iktidar olmak için 'mevzi savaşı' veriyor. Yeterli oy alınıp hükümet olunduktan sonra gerçek iktidar olunmuyor. Bunun için, yaşamın her alanında söylemleri yeniden düzenlemek ve hayatı kontrol altına almak gerekiyor. AKP de her iktidarın yapmaya çalıştığını yapıyor ancak kendinden önceki hükümetlerin pek başaramadığını şimdi başarmak üzere adımlar atıyor. Bundan önceki hükümetler 'mevzi savaşları'nı kazanamadıkları için, daha yalın ifadeyle 'yaşam kültürü'nü yeniden tanımlayamadıkları ve söylemleri ortada bıraktıklarından dolayı hükümeti de kaybetmişler, Türkiye'de iktidar boşluğu doğmuştu. Anlayacağınız; ortada bir hükümet olduğu halde iktidar boşluğu aynı anda olabilir.

AKP hükümet oldu ancak hayatın çeşitli alanlarını belirleyen söylemler eskiden kalmış ve AKP dışında belirlenmişti. Bu da hükümetin iktidar olmasını engelleyen bir durumdu.

Şimdi görüyoruz ki; AKP hayatın her alanında 'mevzi savaşları' vererek kendi iktidarına özgü farklı söylemleri oluşturmaya başladı.

Bunun en çarpıcı örneği; Başbakan Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı konusunda söyledikleriydi... Çankaya yolunda eşinin başını açtırma gibi bir konuyu düşünmeyeceğini bile söyleyen Başbakan, Cumhurbaşkanlığı ve kamusal alana yönelik yıllardır fazla tartışılmadan kabul edilmiş olan eski söylemi yıktı, yerine tamamen farklı bir söylem getirdi (discourse).

Bunun hemen ertesinde Meclis Başkanı Bülent Arınç bence çok daha kapsamlı bir girişimde bulundu ve kadın-erkek ilişkileri konusunda, 'Biz karılarımıza ne yapacaklarını söyleyecek kadar onlara saygısız değiliz' yönünde bir çıkış yaptı. Bu önemliydi; çünkü kültürel yaşama ve toplum yaşamına damgasını vuran 'Beyaz Türk' bakışına, onların yıllardır savunduğu görüşe göre 'dinci' olarak tanımlanan kesim, kadınlara saygısızdı ve kadınlara ikinci sınıf insan muamelesi yapıyordu ve bu tavrın simgesi de türbandı. Lütfen, bunun kendi görüşümüz olarak öne sürüldüğünü sanmayın. Burada bizim görüşümüz önemli değil. Önemli olan toplumdaki eğilimin tespit edilmesi. Bülent Arınç yaptığı bu çıkış ile kadına saygı söylemini tamamen tersine çevirdi ve asıl saygısız olanların 'Beyaz Türk' söylemi olduğunu ima etti.

Beykoz Konakları hakkında çıkan haberleri de bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Hatırlayacaksınız; biz bu köşede bir süre önce İstanbul Boğazı kıyılarında, yalılarda, 'Beyaz Türk' hakimiyetinin de sorgulanacağını söylemiştik ve hakikaten de yıkım kararları bu yazımızdan bir süre sonra gelmeye başlamıştı. Beykoz Konakları da toplumun her kesiminden 'Beyaz Türk' iktidarının önemli isimlerinin oturduğu bir mekandır. Hükümet bu mekana el atarak yasadışı yeleşimin sadece gecekondulara özgü olduğu yolundaki söylemi tersine çeviriyor ve 'Beyaz Türk' kalelerinde de illegal yerleşim olabileceğini söylüyor.

Bu son konuda, yerleşimler hakkında bir işlem yapılıp yapılmaması da önemli değil. Önemli olan düşünce düzeyinde farklı bakışları yerleştirmektir.

Ben sanıyorum ki; hükümetin iktidar olmak yolunda verdiği 'mevzi savaşları'nda açılacak yeni mevziler, her geçen gün daha da artacaktır. Çünkü eski söylemler bir türlü kökleşemedi ve ülkede hem iktidar hem de söylem boşluğu var. AKP'nin yeni atağına 'Atam sen kalk da ben yatam' Atatürkçülüğü ile karşı durmak mümkün değil. Önemli olan iç tutarlılığı ve yaşam içinde karşılığı olabilen somut söylemler geliştirip bunları hakim kılmak savaşı vermektir. Açıkça söylemek gerekiyor ki; AKP'nin karşısında bu işe soyunmuş bir siyasi fikir de ortada görülmüyor. Teorik olarak söylüyorum; böyle bir işi ancak sosyalistler başarabilirdi. Fakat bu konuda düşünmek bile insanı gerçeklik dışına itmeye yetebiliyor... Dolayısıyla AKP'nin iktidar olmak için vermekte olduğu 'mevzi savaşı'nı iyi izlemekte yarar var. Bazı mevzileri savunmak isteyenlerin bundan öğreneceği dersler olabilir.

(Dipnot: Burada 'Beyaz Türk' kavramını, AKP yönetimi bir zamanlar kendisini 'Zenci Türkler'in yanında olarak tanımlamış olduğundan, bazı durumları netleştirmek için kullandık. Yoksa 'Beyaz Türk' kavramı da kendi içinde hayli sorunlu bir kavram haline gelmiştir.)



Bu yazı 903 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Nisan 2009 Cemaat ile TSK diyaloğa girmeli
    • 22 Aralık 2008 Erdoğan’ın kızının resmini görünce utandım
    • 11 Aralık 2008 Modernizmin ölümü ve anlamsızlık
    • 11 Kasım 2008 Fehmi Koru’nun yazısının şifreleri
    • 3 Kasım 2008 Acımasız düzen
    • 31 Ekim 2008 Medya Faşizmi nedir?
    • 28 Ekim 2008 THY’nin devrimci kararı
    • 24 Ekim 2008 Krizi fırsata çevirmek
    • 22 Ekim 2008 Kriz komplo olabilir mi?
    • 2 Ekim 2008 New York şehrinin kapanması
    • 16 Eylül 2008 Doğan’ın büyük kötülüğü
    • 17 Ağustos 2008 Medya da temizlenecek
    • 7 Ağustos 2008 Taşlar yerine böyle oturur
    • 27 Temmuz 2008 Faili meçhul hayatım
    • 17 Haziran 2008 Derin devlet gurusu
    • 23 Mayıs 2008 S-muhtıra
    • 1 Mart 2008 ABD’ye nanik yapılmaz
    • 29 Şubat 2008 Bölgenin ‘Büyük Abi’si
    • 9 Şubat 2008 Fakirlik ebedi oldu
    • 15 Ocak 2008 Enerji güvenliğinde stratejik ortaklık

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    77,614 µs