En Sıcak Konular

Yahya Bostan



Yahya Bostan
0 0 0000

Benim Cumhurbaşkanı adayım!



CHP lideri Baykal’ın Haziran 2005’te “Bu meclis Cumhurbaşkanı seçemez” sözleriyle başlattığı Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının üzerinden epey zaman geçti. Tartışmalar şimdilik dinmiş gibi gözüküyor. Ancak topu topu iki ay sonra Türkiye’de başlayacak şiddetli bir Çankaya tartışması sürpriz olmayacak. Nitekim bunun da ilk işaret fişeğini Amerika’nın önde gelen neo-con düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nden Zeyno Baran attı. Yapılan darbe tartışmalarının Çankaya seçimi odaklı olduğu malumunuz.

Konuyu dağıtmadan Çankaya’ya odaklanalım. Soru şu: Çankaya’ya kim çıkacak? Başbakan Erdoğan bu konuda ser veriyor, sır vermiyor. Nisan ayına kadar konuyla ilgilenmediklerini bundan önce pek çok kez dile getirdi. Ancak medya bu konuyla ilgileniyor. Başbakan’ın Washington gezisinden sonraki ilk analizler “Başbakan çok rahatladı” türündendi ve hemen “Çankaya’ya çıkmaya o gezide karar verdi” yorumları yapıldı.

Peki, iş Başbakan’da mı bitiyor? Hayır, tam olarak değil. Elbette bir uzlaşma sağlanması gerekiyor. Gelin size iki gün önce yaptığım bir özel görüşmeden notlar aktarayım…

Geçtiğimiz gece, istihbaratta üst düzey görevler aldıktan sonra emekli olmuş, kafasını “strateji”ye yoran tecrübeli bir isimle beraberdik. Bakın Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgili ne söylüyor: “Amerikalılar Ankara’da fellik fellik dolaşıp nabız yokluyor. Ne olduğunu anlamaya çalışıyorlar. Bana kalırsa, Erdoğan Çankaya’ya çıkarsa, ordu anti-Amerikan bir hale gelir. Orduyu, kaybetmek istemezler.”

“Peki, ne olur” diyoruz… “Parlamento dışından iki tarafın da uzlaşacağı bir isim” cevabını veriyor. “Sık sık söylediğiniz gibi entelektüel mi” diye soruyoruz: “Evet!”

Bu noktada duralım, burası bizim için önemli…

Çankaya tartışmalarının yoğun olduğu Mart-Nisan aylarıydı. Şimdiki gibi o zaman da “üzerinde uzlaşılacak birinin” Çankaya’ya çıkması gerektiğini düşünüyordum. Aslında adayım hazırdı. Dolayısıyla bulmakta güçlük çekmedim.

Benim adayım eski bir CHP’li. Üst kademelerde görev yapmış ardından “fazla demokrat” olduğu için partiden “soğutulmuş” bir isim. Şu anda hala etkin bir siyasi. Yeni bir çalışma içerisinde.

Adayımın eski CHP’li olmasına AKP’liler hemen dudak bükmesin. Çünkü adayımı onlar da benim kadar iyi tanıyor. Bir kere sosyal demokrat bir kimlik. Ortadoğu ile ilgili konulardan, Türkiye’de muhafazakar kesimin yaşadığı sorunlara, solun çıkmazlarından, sağın çelişkilerine birçok konuda göz ardı edilemeyecek düşünceleri var. Kısaca entelektüel altyapısı yadırganamaz. Dahası bir devlet adamında olması gereken “kucaklayıcı-kapsayıcı” özelliğe haiz olduğuna kendisini her dinleyişimde biraz daha inanıyorum. Siyasi kimliğini toplumsal dokuyu göz ardı etmeden oluşturuyor. Dolayısıyla anlamsız çekişmelerimiz de düşünüldüğünde, Çankaya denilince benim aklıma ilk o kişi geliyor.

Bu tarifim AKP’lileri ne kadar tatmin etti, bundan emin değilim. Yukarıda sayılan özellikler yetersizse(!) AKP’lileri ve sosyal demokratları tatmin edecek bir şıktan daha bahsedeyim. Eğer düşündüğüm kişi Cumhurbaşkanı olursa AKP, Deniz Baykal’dan ilelebet kurtulabilir. Çünkü bahsettiğim kişinin, sosyal demokrat kişiliği nedeniyle, Baykal ile arası açık. Elbette bir Cumhurbaşkanının parti genel başkanlığına müdahale edeceğini söylemiyorum. Ancak gerçekten sosyal demokrat bir kimliğin Çankaya’ya çıkması Deniz Baykal’ı zor durumda bırakacaktır. Bu durumdan AKP kazançlı çıkar. Eğer “Baykal’ın çıkardığı krizlerden beslenme” gibi bir lüksün içinde değilse tabi.

Sosyal demokratlar da kızmasın. Bu işten onlar da karlı çıkar. Yanlışım varsa söyleyin ama bana göre Türkiye’de sosyal demokrasinin serpilmesinin önündeki en büyük engel Sayın Baykal. Fazla tecritçi, fazla dışlayıcı bir yapısı var. Hâlbuki sosyal demokrasinin ancak “bütünleyici” olduğu takdirde Türkiye’de başarılı olabileceğine inanıyorum. Eğer Çankaya’da sosyal demokrat bir kimlik bulunursa, uzun süredir tıkalı olduğuna inandığım o kanalın açılacağını düşünüyorum. Umarım böylece “birkaç kişinin tekelinde” olan sosyal demokrasi serpilir de kendisine Türkiye’de yaşam alanı bulur. Sizce Türk siyasetinin buna ihtiyacı yok mu?

Yerimiz bitti, hadi adayımızı açıklayalım. Şimdiye kadar zaten anlamışsınızdır ancak ben yine de söyleyeyim: Ertuğrul Günay.

Şaşırmadığınıza eminim.

Peki, Ertuğrul Bey bu öneriye sıcak bakar mı? Çankaya tartışmalarının başladığı ilk günlerde, buna benzer bir yazımı dostlarımla paylaşmıştım. Yerin kulağı var, Ertuğrul Bey’e kadar ulaşmış. Kendisi hakkındaki düşüncelerim için bana teşekkür etti. Ancak çalışmaları olduğunu, bu tartışmaların içinde yer almak istemediğini söyledi. Elbette “kendi dışında yapılacak tartışmalara bir şey diyemeyeceğini” ekleyerek.    

Ertuğrul Bey’in bu tartışmalardan uzak durmak istediği kesin. Onun daha çok çözüm üretecek projelerin içinde olduğuna eminim. Ancak Meclis kendisinden böyle bir görev istediğinde de “sorumluluktan kaçmayacağını” sanıyorum.

Şimdilik Ertuğrul Bey’in ne düşündüğünü bir kenara bırakıp, AKP’lilere ve sosyal demokratlara seslenelim: Nasıl, bu ismi beğendiniz mi?



Bu yazı 1,063 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Temmuz 2008 ‘Dünyanın en büyük siyasi projesi’ ne demek?
    • 28 Temmuz 2008 Baykal’ın göremediği…
    • 10 Kasım 2007 Baykal’ın danışmanı kim?
    • 6 Kasım 2007 İtiraf edelim: İşte Oval Ofis’ten çıkan sonuç!
    • 31 Ekim 2007 Türkiye’nin Brzezinski’si var mı?
    • 26 Ekim 2007 Ne intikamı? ABD bizden intikam almıyor!
    • 24 Ekim 2007 Artık farkındayız: Bu provokasyona dur deyin!
    • 23 Ekim 2007 O sekiz askere ne oldu?
    • 21 Ekim 2007 Son saldırı: PKK neden bu kadar rahat?
    • 18 Ekim 2007 Bu filmi çok gördük: Oyunun farkında mısınız?
    • 15 Ekim 2007 Tuzak: Tasarı çekilirse ne olacak?
    • 11 Ekim 2007 “27 sersem Amerikalı…”
    • 10 Ekim 2007 Bakmayın, Türkiye’de iyi şeyler de oluyor!
    • 8 Ekim 2007 Saldırının üçüncü boyut okuması
    • 5 Ekim 2007 Referandum karmaşası: Bu güne nasıl geldik?
    • 28 Eylül 2007 Malezya bitti: Şimdi hasar tespit zamanı!
    • 17 Eylül 2007 Kendinizi koruyun: İran bitti, Malezya geliyor!
    • 8 Eylül 2007 Stratejik analiz: Hükümet değil devlet politikası!
    • 30 Ağustos 2007 Artık kolları sıvama zamanı!
    • 23 Ağustos 2007 Kulisleri hareketlendiren ziyaretin perde arkası!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,965 µs