En Sıcak Konular

Ismet Berkan


Ismet Berkan
0 0 0000

Erke Dönergeci neyi döndürecek? (2)



Evet, geçen hafta açıklanan 'Erke Dönergeci'nden söz ediyorduk, dün sözümüz yarım kalmıştı, devam edelim.
Dün de yazdım, bu makine hakkında neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz, o yüzden de varsayımlar yapıyoruz. Dün bir varsayımın 'soğuk füzyon' olabileceğini söyledim, ikinci bir varsayım da 'Con Ahmet'in Devridaim Makinası' da denebilen 'Ebedi Hareket Makinası' olabilir.
'Ebedi Hareket Makinası' (EHM) en azından bin yıllık bir 'rüya.' Bu makine, termodinamiğin birinci ve ikinci yasaları ya bir arada ya da teker teker ihlal edilmeden mümkün değil. (Böyle bir ihlalin olabilirliği, bilinen evren açıklamasını, yani fizik biliminin temellerini sarsar, onu da hatırlatayım bu arada.)
EHM'ler de aslında kendi içlerinde iki kategoriye ayrılıyorlar. Birinci kategori, bizde 'Con Ahmet'in Devridaim Makinası'na daha benziyor. Yani, başlangıçta bir enerji veriyorsunuz ve karşılığında sonsuza kadar sürecek çok daha yüksek enerji alıyorsunuz. Bu termodinamiğin birinci yasasının, yani 'enerjinin sakınımı'nın ihlali anlamına geliyor.
Bu çeşit tasarımların bir problemi, yapılan makinelerin en azından boşlukta çalışmayacak olmaları. O zaman da işin içine sürtünme giriyor, ısının havadaki atomları hareketlendirmesi giriyor vs. Hareket sonsuza kadar süremiyor, yavaşlaması ve durması kaçınılmazlaşıyor.
Bir ara gazetelerin gündemine gelen emekli bir askerin icadı olan 'Emişli Memiş' isimli 'makine'nin kol gücüyle çalıştığı çok açık. O zaman nasıl 'enerji kullanmayan kuvvet makinesi' oluyor, anlayan varsa beri gelsin.
 
Escher'in meşhur sonsuz resimlerinden belki de en tanınanı.
Suyun akış yoluna dikkat!

Yine bu çeşit tasarımların bazılarında çeşitli nesnelerin (suyun, rüzgârın, ağırlıkların, civanın vs.) potansiyel enerjisinin kinetiğe çevrilmesi söz konusu. Bu konudaki en ünlü tasarım, bir çemberin üzerine
asılan ağırlıkların düzenli olarak yer değiştirmesiyle sonsuza kadar döneceğini varsayan tasarım. Ama o da sonsuza kadar dönmüyor zaten.
Benzer şekilde, mıknatıslardan yararlanan kimi tasarımlar da var ama onlarda da mıknatısın hep doğru açıda olmasını sağlamak gereği var, bunun
için de bir enerji harcayıp mıknatısa yer değiştirtmek gerekiyor vs.
Bir başka ihtimal, yerçekimsel güçlerin kullanılması. Dünyamız güneşin etrafında bu güç sayesinde dönüyor. Ancak bu gücü bizim dünyevi bir kullanıma sokabilmemiz için söz konusu yerçekimsel harekete bir biçimde müdahale etmemiz, yani enerji harcamamız gerek. Elde edeceğimiz enerjinin harcayacağımız enerjiden daha az olacağını ise fizik kuralları söylüyor.
Gelelim ikinci kategori EHM'lere... Bunların ısıyı işe çevirmesi gerekiyor. Sonuçta ortaya çıkan iş harcanan ısı kadar olacaksa, bu termodinamiğin birinci kanununu (enerjinin korunumu) ihlal etmemiş olur ama bu çeşit makineleri engelleyen ikinci yasadır, yani enerji harcandıkça evrendeki karışıklığın artmasını (entropi) emreden yasa.
 
EHM'ler tarih boyunca meraklıları meşgul etti. İşte bir EHM tasarımı, 1800'lü yıllardan. J şeklindeki tüpün (A) iki ucu da açık ama altta kalan uç izolasyonlu ve tüpün içi su dolu. Çok iyi yağlanmış bir ip (C) tekerleğin (B) etrafından dolaşıyor ve tüpe giriyor. Teorik
olarak yağ sudan hafif olduğu için suyun kaldırma kuvvetinin yağlı ipi yukarı doğru hareket ettirmesi ve bu hareketle çarkın dönmesi, ipin de yerçekimi kuvveti sayesinde yeniden tüpe girmesi gerekiyor. Sizce böyle oluyor mu peki?

İkinci kategori EHM'ler tipik 'ısı makineleri'nden, mesela otomobilden farklı. Otomobilde elde edilen ısının soğuk bir ortama aktarılmasıyla hareketin elde edilmesi söz konusu. Oysa bu EHM'lerde sonsuz ısı kaynağının ısı transferi veya ısının soğuk bir bölüme aktarılması olmadan kendiliğinden soğuması gerekiyor ki, bu da 'entropi' kuralı gereği imkânsız.
Peki dünden beri EHM'nin, yani Erke'nin icat ettiğini ilan ettiği türden bir makinenin imkânsızlığını anlatmaya çalışıyorum ama bu sahiden imkânsız mı? Bunu söylemek yanlış olur; çünkü, şu anki evren anlayışımız ve fizik bilgimiz tam olmayabilir, dolayısıyla ortaya çıkacak yepyeni bulgular fizik biliminin önemli bir bölümünü yeniden yazmak pahasına durumu değiştirebilir.
Bu ihtimali dışlamamak için teorik fizikçilerin sık sık başvurduğu bir yöntem 'düşünce deneyi' yöntemi. Böylece fiziğin sınırları zorlanır, yeni şeyler aranır. Einstein'ın Newton fiziğini ve dolayısıyla evren anlayışımızı büyük ölçüde değiştiren genel ve özel görelilik kuramları böyle 'düşünce deneyleri'nin sonunda doğdu.
O zaman da EHM'yi mümkün kılabilecek üç temel 'düşünce deneyi' var. Bunlar çok teknik olduğu için burada anlatmaya bile kalkışmıyorum ama şunu söyleyeyim, bu deneylerde önerilen yöntemlerin dünya üzerinde bir mühendislik tasarımına dönüştürülmesi mümkün gözükmüyor. Ve bu üç önermedeki temel kabuller de fiziği fazla zorlamak anlamına geliyor.
Son olarak, Erke'nin icat ettiğini söylediği cihaz için yaptığı patent başvurusu hakkında da bir şey söylemek istiyorum.
Örneğin Fransız Bilimler Akademisi, 1775 yılında bir bildiri yayımlayarak EHM ile ilgili tasarımları artık gözden geçirmeyeceğini duyurmuştu. Daha yakın bir zamandan beri de Amerikan patent ofisi EHM tasarımlarına patent vermeyi resmen durdurmuş durumda. Amerikan patent ofisinin resmi açıklamasında 'ebedi hareket'in imkânsızlığından söz ediliyor.
Bu durumda ben de bilmiyorum, Erke Dönergeci neyi döndürecek?



Bu yazı 486 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 15 Temmuz 2012 ‘Tanrı Parçacığı’ bize neler vaat ediyor?
    • 10 Mart 2012 Tartışmayı içerikten biçime kaydırmak
    • 25 Haziran 2011 PKK dağdan nasıl iner
    • 26 Şubat 2011 1968 neden 68’de olduysa, şimdi de isyanlar ondan oluyor
    • 26 Aralık 2010 Seçim soruları: AK Parti kaç alacak, ya CHP?
    • 2 Kasım 2010 PKK’nın içine girdiği açmazı görmek
    • 31 Ekim 2010 ‘Kırmızı Kitap’efsanesinin sırları
    • 27 Temmuz 2010 Askeri vesayetin hukuki altyapısı
    • 24 Temmuz 2010 Enerji stratejimiz var mı?
    • 21 Temmuz 2010 Sahiden 12 Eylül'ü mü oylayacağız?
    • 14 Temmuz 2010 İran çelişkileri ve iç politika yansımaları
    • 7 Temmuz 2010 Liderler neden görüşecek, neyi görüşecek?
    • 5 Temmuz 2010 Dindar solcular
    • 3 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu, bu kafayla hiçbir şeyi çözemez!
    • 26 Haziran 2010 Hep aynı denklemin içine sıkışmak
    • 24 Haziran 2010 Eşit yurttaşlığa dayalı demokratik cumhuriyet
    • 13 Haziran 2010 Karpuz gibi ortasından ikiye bölünmüş ülke...
    • 6 Haziran 2010 Mahkûmun açmazı: Hayattaki karşılığı
    • 24 Mayıs 2010 Maalesef bizde hattı muhalefet yoktur, sathı muhalefet vardır
    • 4 Mayıs 2010 Eski defterleri açmak...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,862 µs