En Sıcak Konular

Engin Ardıç


Engin Ardıç
0 0 0000

Yutmayın



Türkiye'de birçok sorunun sorumlusu ve suçlusu 'bürokrasi'... Bu zümre, Türkiye'yi uzun süre diktayla yönetmiş, şimdi de demokrasiye direnen bir zümre... Aslında zümre olması gerekirken zümre de değil, kendi başına bir sınıf, hem de bir 'süper sınıf'...

Dün gazetemizde okudunuz, en son, büyük bir yatırım yapacak olan dev bir yabancı kuruluşu bezdirip kaçırmışlar... Çünkü adamlardan bir 'aşı kağıdı' istemedikleri kalmış...

Bu niçin böyle? Niçin, ileri ülkelerde 'alt tarafı iktidarda bulunan sosyal sınıfın işlerini tedvire memur' bir zümre, bizde başlıbaşına, kendi başına bir sınıfa, hem de toplumun gelişmesine ayakbağı olan bir sınıfa, bir 'ucubeye' dönüşmüş?

Çünkü beş yüz yıllık geleneği var. Bu sınıf, Osmanlı 'kapıkulu' sınıfının doğrudan mirasçısıdır. Şu farkla ki, eskiden kapıkulu 'devşirme' yöntemiyle köylerden toplanmış ve özel eğitime alınmış gayrımüslim çocuklardan oluşturulurdu, artık Türk çocuklarından gelişiyor.

İmparatorluğu kuran Fatih Sultan Mehmet, yeni yeni oluşmakta ve güçlenmekte olan Türk aristokrasisini tırpanladı (Çandaroğlu, Evrenosoğlu, Mihaloğlu falan), onların yerine bu 'yapay' sınıfı yarattı. Burjuvazi 'fonksiyonunu' da gayrı müslimlere bıraktı, bir Türk burjuvazisi doğamadı. Diğer halklar bizden kopup ayrılınca burjuvasız ve yoksul kalakaldık.

Bugün kör topal da olsa palazlanmaya çalışıyor, fakat bürokrasi de direniyor.

Bürokrasiyle mücadelenin bayrağını da köylü dinciler ele almış durumdalar! Bunlar bir yandan da kendi özel burjuvalarını yaratıp yalnız Ankara'ya değil İstanbul'a da kafa tutmaya çalışıyorlar.

Yani, başbakanın Çankaya'ya çıkmasını engelleme mücadelesi de aslında 'Çankaya mevzilerini halkın ele geçirmesini önlemek, bürokrasinin elinde tutabilmek' mücadelesinden başka bir şey değildir. Emine Hanım'ın saçı başı da bu gizli kapışmanın kılıfıdır yalnızca. Turgut Özal bunların 'ezberini bozduğu' için ona düşman kesilmişlerdi.

(Öte yandan kurtuluş savaşımızın bir 'halk savaşı' olduğu da koskocaman bir palavradan ibarettir. Savaşı bürokrasi başlatmış ve yönetmiş, yeni devleti de bu sınıf kurmuş ve uzun süre diktayla götürmüştür.)

Hadi memurları anladık da, bunu ilericilik sanıp destekleyen aptal solculara ne oluyor peki? Onlara girip çıkan nedir?

Çünkü bürokrasi bu ayrıcalıklarına 'milliyetçilik' kılıfı uyduruyor, solcular da yutuyorlar. 'Yabancı sermayeye hayır' sloganını, 'çağdaş kapitalizme hayır, ilkel devlet kapitalizmine devam' şeklinde okuyunuz.Türkiye çarpık bir ülke olduğundan, milli olması gereken sermaye enternasyonalist, asıl öyle olması gereken sol da nasyonalist!

Çünkü Türkiye'de solcu geçinen çok kişinin kökeni de bürokrattır.

İşte bu yüzden yoksul ilkokul öğretmeninin oğlu Turgut Özal 'sağın lideri' sayılır, İsmet Paşa'nın oğlu da 'solun lideri'...

Solcu geçinen hiçbir budalanın aklına, sol parti kurmanın yasak olduğu, grev hakkı bulunmayan, çalışan sınıfın hiçbir sosyal güvenceye sahip olmadığı ve sürüm sürüm süründüğü 'cumhuriyetin anlı şanlı ilk dönemini' sorgulamak gelmez!

Bunların çoğu, bizim gibi serbest piyasaya çıkıp işçilik etmekten de korktukları için bir punduna getirip 'üniversitede kalmaya' falan çalışırlar ve buna kılıf olarak da 'ben burjuvaziye hizmet etmem' bahanesini geliştirirler. Amaçları bir an önce bürokrat sınıfına kapağı atmaktır!

Bu zavallılar 1950 yılında bir 'karşıdevrim' olduğunu da düşünürler, çünkü bürokrasi iktidardan düşmüş (tam anlamıyla gitmese bile tırnakları epeyce sökülmüş), halkı daha iyi yaşatacağını söyleyen taşra tüccarı iktidara gelmiştir. Yani, İnönü artık bunların memur babalarına aydan aya şeker, gaz, sabun, patiska veremez, ya da altı ayda bir bunların parasını nakden ödeyemez olmuştur.

İyi be, babanın maaşı artınca devrim, fiyakası bozulunca karşıdevrim!



Bu yazı 783 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Tayyip gitsin de Hitler mi gelsin?
    • 15 Ağustos 2012 Atraksiyon
    • 29 Temmuz 2012 Akşam diyordun Abbas
    • 23 Temmuz 2012 Özeleştirini yap Kemal arkadaş!
    • 16 Temmuz 2012 Fransa'nın Kılıçdaroğlu'su
    • 15 Temmuz 2012 Onları geri kazanalım
    • 4 Haziran 2012 Ay birbirinizden farkınız mı vardı?
    • 26 Mayıs 2012 İç savaş istediklerini söylemiştim
    • 29 Nisan 2012 Coşku duyulacaaak... Duy!
    • 13 Nisan 2012 Osmanlıca dersi de konulsun
    • 8 Nisan 2012 Osmanlı'da garaj mes'elesi
    • 23 Mart 2012 Hatırlayalım hatırlatalım
    • 7 Mart 2012 ''Haybeden Şef Gezisi''
    • 29 Şubat 2012 Senin de adın Kemal
    • 12 Şubat 2012 Lafının ardında dur
    • 19 Ocak 2012 Aman oğlum, vururlar ha
    • 6 Ocak 2012 Zurnanın zırt dediği yere henüz gelmedik
    • 5 Ocak 2012 İlker Paşa bize de ifade versin
    • 2 Ocak 2012 CHP'yi destekliyorum
    • 19 Aralık 2011 Olmayanı olduramazsınız

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,083 µs