En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Başkan nihayet uyandı...



İsterseniz, ‘bu adam kendine önem atfediyor’ deyin, bugüne kadar birçok canlar yakan, bundan sonra da yakacağı muhtemel 301. maddeye, ‘bu adam’ın da aralarında bulunduğu ‘endişeliler konsorsiyumu’ndan başka karşı çıkan olmamıştı.

İsim de vereyim:

Fehmi Koru, Ali Bayramoğlu, Kürşat Bumin, Ahmet Kekeç (öhö), Koray Düzgören, İlker Sarıer.

Hatırlayacaksınız; AB’yle uyum çerçevesinde hazırlanan yeni TCK görücüye çıkarılmış, aydınların, sivil toplum örgütlerinin, matbuatın, kanaat önderlerinin ‘katkıları’ beklenmişti.

Katkıları beklenenler ‘zina’ maddesine takıldılar: Bu çağda olur muydu böyle bir şey, çatır çatır zina yapan Avrupalılar bize ne derdi sonra, işte canım gerici parlamentonun çıkaracağı yasa da bu kadar olurdu, ‘ordu derhal duruma el koymalı’ydı, estek köstek...

Elbette yasa koyucunun ‘zina’ gibi, bazı hal ve durumlarda iki tarafın da müşteki olmayacağı bir meseleye takılmış olması anlaşılır bir şey değildi, fakat katkıları beklenenler asıl tehlikeyi gözden kaçırıyorlardı.

Neydi bu?

Eski TCK’daki 312. madde ufak tefek katkılarla 216’ya, her derde deva 159 da 301’e dönüştürülmüştü. Üstelik, iyileştirilen ve güya AB standartlarına uyarlanan 301. madde, kurumlara yönelik eleştirileri de ‘tahkir’ ve ‘tezyif’ kapsamına alıyordu. Bununla birlikte, ‘Türklüğe hakaret’ gibi yeni bir suç türü icat edilmişti.

Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi’nin nice sonra, TCK can yakmaya başladıktan sonra yaptığı açıklama ibretliktir: ‘Zina meselesine takıldığımız için asıl tehlikeyi fark edemedik.’

Hadi Basın Konseyi suskundu, kanaat önderleri yaklaşmakta olan tehlikenin farkında değildi... Peki, sendikasıyla, cemiyetiyle, vakfıyla, her yıl ‘sansürün kaldırılışının bilmem kaçıncı yıldönümü kutlamaları’ adı altında meslektaşları sokağa döken dayanışmacı ağabeyleriyle koca bir matbuat camiası ne iş yapıyordu?

Muhalefet neredeydi?

Ülkemizi ‘Sosyalist Enternasyonal’de temsil eden Deniz Baykal niçin susuyordu?

Mahut yasa 1 Nisan 2005’te yürürlüğe girecekti. ‘Endişeliler konsorsiyumu’nun tepkisi üzerine 1 Haziran’a sarktı.

Bu süre zarfında lütfen bir açıklama cemiyetten, ‘maksat açıklama olsun’ kabilinden bir açıklama da sendikadan geldi. Bu açıklamaları, bir başka basın kuruluşunun İstanbul’da sahneye koyduğu ‘özgürlük yürüyüşü’ müsameresi izledi.

Bu kadar.

Şimdi memnuniyetle öğreniyoruz ki, Basın Konseyi’nin değişmez, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez Başkanı Oktay Ekşi, Başbakan Erdoğan’a bir mektup yazarak 301. maddenin değiştirilmesini, maddedeki ‘Türklük’ kavramı yerine ‘Türk Ulusu’ ifadesinin getirilmesini, ceza üst sınırının da bir yıla düşürülmesini önermiş.

İyi etmiş.

Meseleye geç uyandı ama, bu girişiminden dolayı Oktay Ekşi’yi tebrik ediyoruz.

Eskiden, ‘Basın konseyi mahkeme değildir, gazetecilerden savunma isteyemez, kafasına göre yargılama yapamaz... Bu suçtur...’ türünden şeyler yazardım, Oktay Ekşi bozulurdu. Hatta, dava açmaya filan kalkışırdı.

Bakın şimdi tebrik ediyoruz...

Hayatta asparagas haberleri aklamaktan daha önemli işler olduğunu hatırladığı (Bkz. ‘Mini etekli kızı diri diri yaktılar’), ne işe yaradığı belirsiz Basın Konseyi’nin ilk kez bir işe yaradığını kanıtladığı için...



Bu yazı 140 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,883 µs