En Sıcak Konular

Engin Ardıç


Engin Ardıç
0 0 0000

Auschwitz Lokantası var



Sivas'ta on üç yıl önce alçakça öldürülenlerden şair Behçet Aysan'ın kızı Eren, babasının öldürüldüğü Madımak Oteli'ni görmeye gidince dehşete kapılmış: Bir tür 'Utanç Müzesi' beklerken, otelin yerinde bir kebapçıyla karşılaşmış!

'Auschwitz Lokantası diye bir yerle karşılaşmanız mümkün olabilir mi örneğin?' diyor.

Oysa vardır.

Nereden mi biliyorum? Orada yemek yedim de oradan.

Önce bir noktayı açıklığa kavuşturalım: Auschwitz deyince, esas olarak ünlü kapısında 'Arbeit macht Frei' yazan kırmızı tuğlalı yapılar bütünü anlaşılır, altından tren geçen diğer ünlü ve çok daha büyük nizamiye kapısı, Auschwitz-2 olarak da bilinen Birkenau kampının girişidir.

Aralarında üç kilometre kadar bir uzaklık vardır, ben arabayla gittim ama güzel havalarda yürünebilir de. Yahudiler eksi yirmi yedi derecede ve kar tipisinde çıplak ayakla yürürlerdi altmış küsur sene önce...

Asıl Auschwitz kampında, daha o ünlü yazıya ulaşmadan, 'müze külliyesine' giriş binası vardır. Burası kampın hemen dışı, SS koğuşlarının ve kamp komutanı Höss'ün evinin sağ yanında, mutfakların önünde, telörgünün dışında, kampın 'karantina' bölümüdür. Yani, insanların anadan doğma soyulduğu, saçların kazındığı, dövmelerin yapıldığı, çubuklu giysilerin dağıtıldığı bölüm...

Orayı kafeterya yapmışlar.

Hediyelik eşya, kitap, broşür, video kaset falan da satıyorlar, film de oynatıyorlar ama en büyük salon kafeterya.

Kampın diğer yanında otel de varmış ama ben görmedim. Orada bir gece geçirmeye de yürek ister doğrusu.

Bizim hanımla birlikte taa Varşova'dan, beş saatlik yoldan gelmiş, acıkmıştık; yemek kuyruğuna girdik, nursuz bir Polonyalı karının oyuklu teneke tepsiye kepçeyle boşalttığı bulamacı aldık, gittik bir masaya oturduk.

Sonra nerede olduğumuzu anladık, lokmalar boğazımıza dizildi. Aç kalktık sofradan.

Fakat Auschwitz ziyareti, hele bazı aptal gezginlerin yaptığı gibi Birkenau'yu ihmal etmeyecek, mutlaka orayı da görecekseniz (Auschwitz-3 olarak bilinen Buna kampı daha da uzakta, orada pek fazla bir şey de kalmamış, oraya gitmeyebilirsiniz), bütün bir gün çeken 'kapsamlı ve tantanalı' bir gezidir. Yüzlerce insan elbette acıkacak, susayacak, çişleri gelecek... Bunlara elbette iki lokma bir şey yiyip içecekleri bir yer lazım.

Güle oynaya da yiyip içiyorlar. Ben duygusal bir hıyar olduğum için kötü oluyorum. Gaz odasında yiyişen bir Amerikalı kızla oğlan gördüğümde deliye dönmüştüm, oysa pekala 'yaşamın ölüme galebe çalması' falan diye de yorumlayabilirsiniz, meşrebinize kalmış...

Fakat Madımak Oteli'nde kebapçı... İşte bu hiç yakışmıyor. Ya da tam tersine, bize çok yakışıyor!

--------------------------------------------------------------------------------

Allah belasını versin

Bundan on altı yıl önce Bedrettin Dalan'ı ve partisini ciddiye almakla nasıl bir eşeklik ettiğimi belirtmiştim. Dalan kendi partisini ortada bırakıp 'koltuk karşılığı' DYP'ye giriverince madara olmuştum.

İkinci eşekliği de dün ettim, Ali Müfit Gürtuna'yı ciddiye aldım. Özür dilerim.

Sayın Gürtuna'nın 'kurmay heyeti' olarak gösterdiği listede bulunan hemen herkes kendisini yalanladı.

Haaa, yalanlayanlardan kimisi, yarın bakarsınız partiye genel sekreter olmuş! Çünkü burası Türkiye.

Siyaset böyle yapılacaksa, o siyasetin Allah belasını versin.

Kimi zaman Türkiye'de yaşadığımı unutuyor, kendimi akılcı, çağdaş, doğru düzgün bir ülkede sanıp ona göre yazmaya çalışıyorum. Hata ediyorum. Kimi zaman da 'aklı başka bir şeye ermeyen' gazetecilere heves edip onların konularına girmeye kalkıyorum.

Bundan böyle 'New York'u anlatan' arkadaşlara hiçbir serzenişte bulunmayacağım, onların yazdıkları hem daha ilginç hem daha sağlıklı



Bu yazı 867 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Tayyip gitsin de Hitler mi gelsin?
    • 15 Ağustos 2012 Atraksiyon
    • 29 Temmuz 2012 Akşam diyordun Abbas
    • 23 Temmuz 2012 Özeleştirini yap Kemal arkadaş!
    • 16 Temmuz 2012 Fransa'nın Kılıçdaroğlu'su
    • 15 Temmuz 2012 Onları geri kazanalım
    • 4 Haziran 2012 Ay birbirinizden farkınız mı vardı?
    • 26 Mayıs 2012 İç savaş istediklerini söylemiştim
    • 29 Nisan 2012 Coşku duyulacaaak... Duy!
    • 13 Nisan 2012 Osmanlıca dersi de konulsun
    • 8 Nisan 2012 Osmanlı'da garaj mes'elesi
    • 23 Mart 2012 Hatırlayalım hatırlatalım
    • 7 Mart 2012 ''Haybeden Şef Gezisi''
    • 29 Şubat 2012 Senin de adın Kemal
    • 12 Şubat 2012 Lafının ardında dur
    • 19 Ocak 2012 Aman oğlum, vururlar ha
    • 6 Ocak 2012 Zurnanın zırt dediği yere henüz gelmedik
    • 5 Ocak 2012 İlker Paşa bize de ifade versin
    • 2 Ocak 2012 CHP'yi destekliyorum
    • 19 Aralık 2011 Olmayanı olduramazsınız

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,371 µs