En Sıcak Konular

Sami Kohen


Sami Kohen
0 0 0000

Ecevit örneği



Demokrasilerde bir liderin halkın tümü tarafından yüzde yüz desteklenmesi pek nadir görülen bir olay. Özgür ülkelerde, toplumun bir kesiminin, siyasi liderlerden farklı düşünmeleri, onların söylediklerine veya yaptıklarına karşı çıkmaları da doğal...
Bu farklılıklara rağmen, bütün milletin takdirini, saygısını ve sevgisini kazanan, muhaliflerinin bile gönlünde taht kurabilen siyasi liderler -az da olsalar- vardır tabii.
Önceki gün yaşamını yitiren eski Başbakan Bülent Ecevit, işte bu ender liderlerden biridir.
Vefatının ülke çapında -ve dış dünyada- yarattığı derin üzüntü, çeşitli çevrelerin onun kişiliği hakkında ifade ettiği hayranlık ve sempati, Bülent Ecevit'in Türk siyasi hayatında aldığı müstesna yeri gözlerin önüne seriyor.

İnsan sevgisi

Kuşkusuz Ecevit tarihe, son yarım yüzyılda Türkiye'nin iç ve dış politikasına damgasını vuran güçlü bir lider olarak geçecek. Ancak ona ülke çapında -hatta dünya genelinde- bu kadar, sempati ve hayranlık kazandıran esas neden, kişiliğiyle ilgili özellikleridir.
Bu özelliklerin başında, dürüstlüğü, yüksek ahlakı, efendiliği, alçakgönüllülüğü, insan sevgisi, hoşgörüsü geliyor. Ecevit idealist ve hümanist yaklaşımıyla, Türk siyaset kültürüne yeni çağdaş bir anlayış getirmeye çalışmış, bu yönde iz bırakan katkılarda bulunmuştur.
Ecevit'in bu nitelikleri, Türkiye'de siyasete soyunan herkesin ibret alacağı, manevi bir miras olarak benimseyeceği yüksek değerlerdir.

Gazetecilik aşkı

Ecevit'in siyasi hayatında dış politikanın çok geniş ve önemli bir yeri vardır. O, dış politikayla ilgili tavrını, kendi dünya görüşüne ve vizyonuna göre belirlemeye çalışmıştır.
Tabii herkesin dış politika alanında ilk çırpıda hatırladığı olay, Kıbrıs harekâtıdır. Ecevit bu askeri operasyona, kesinlikle barışı getireceği, bunca yıllık anlaşmazlığa son vereceği inancıyla karar vermiştir. Ve bu kararını da, müzakere yoluyla bir sonuç alınamayacağının açıkça anlaşılması üzerine uygulamaya koymuştur.
Ecevit, milli çıkarlara uygun gördüğü hallerde dik durmasını, kararlı davranmasını bilmiş, ancak gerektiğinde esneklik göstermiş, pragmatik davranmıştır. İşbaşında olduğu dönemlerde Türkiye'nin dış ilişkilerini çeşitlendirmeye, "çok yönlü bir dış politika" izlemeye çalışmış, ancak gerek ABD gerek AB ile ilişkileri geliştirmeye de öncelik vermiştir.
1965'te bir süre "Milliyet"te köşe yazarlığı yapan Ecevit, gazeteciliği esas mesleği sayardı. 1974 Kıbrıs harekâtından sonra, ben "Newsweek" dergisi için Başbakan Ecevit ile bir söyleşi yapmıştım. Bu yazı, derginin söyleşi sayfasında yer alacaktı. Bunun yeri 750 kelimelikti. Söyleşimiz çok daha uzun oldu. Bunun üzerine Ecevit bana teypten deşifre edeceğim metni kendisine vermemi rica etti. "Ben dünyaya bazı mesajlar vermek istiyorum. Dolayısıyla konuşmamızı ben özetleyebilirim" dedi. Bunun için makamından döndükten sonra evinde gece geç saatlerde çalışacaktı. "Siz bu zahmete girmeyin" deyince, "Ne zahmet, gazetecilik yapmak beni mutlu eder" diye karşılık verdi. Ertesi sabah, söyleşi, özetlenmiş şekliyle hazırdı. Saydım; tam 750 kelime idi. Titizliğinin ve duyarlılığının bir örneğini daha vermişti...



Bu yazı 210 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ocak 2012 Rusya ile ''kazan-kazan''
    • 20 Aralık 2011 Irak’taki boşluğu kim dolduracak?
    • 23 Eylül 2011 BM’nin Filistin sınavı
    • 18 Ağustos 2010 Tabular yıkılırken...
    • 6 Ekim 2009 Yorgo’nun dönüşü
    • 6 Mayıs 2009 Şimdiki öncelik Kafkasya
    • 7 Nisan 2009 Obama’dan çarpıcı mesajlar
    • 24 Şubat 2009 Araplar neden birleşmez?
    • 20 Ocak 2009 Obama neyi ne kadar değiştirecek?
    • 23 Aralık 2008 Ortadoğu’da domino oyunu
    • 19 Aralık 2008 Stratejik önem yetmez!
    • 4 Kasım 2008 Sürpriz olur mu?
    • 10 Ekim 2008 Kriz neleri ne kadar değiştirir?
    • 3 Ekim 2008 ABD’de “part-time” sosyalizm!
    • 19 Eylül 2008 Livni ile barış olur mu?
    • 16 Ağustos 2008 İran’la ilişkilerde ince ayar
    • 1 Ağustos 2008 Türkiye şimdi nasıl görünüyor?
    • 10 Temmuz 2008 Neden İstanbul?
    • 22 Şubat 2008 Sarkisyan'dan beklenen...
    • 20 Şubat 2008 Castro gitti ama Castroizm sürüyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,596 µs