En Sıcak Konular

Haşmet Babaoğlu


Haşmet Babaoğlu
0 0 0000

İnsan korku filmine neden gider?



İlk bakışta başlıktaki sorunun yanıtı açık gözüküyor.

Korkmak için...

Korkacak bir şey olmadan korkmanın “tad”ını çıkartmak için yani... Çünkü kimse gerçek dehşetin yanından bile geçmek istemez ama güvendeysek ve dehşetin hayal ürünü olduğunu biliyorsak korkmak birdenbire eğlenceli bir hal alır.

Korku filmi seyredenlerin attıkları çığlıklara bakın!

İçlerinde bir tür neşenin saklandığını hemen fark edebilirsiniz: “Benim başıma değil, onun başına geliyor” duygusunun küstah ve hain neşesi... O duyguya yakından bakınca komedi filmleriyle korku filmlerinin kardeş yanlarını keşfetmek kolaylaşır.

Çünkü seyircinin o küstah ve hain neşesi komedi filmlerinin de gizli çekiciliğini oluşturur: “Ben değil, o saçmalıyor; ben değil, o düşüp tökezliyor; ben değil, o bir çuval inciri berbat ediyor!”

Yalnız bu kadar mı?

Korku ve dehşet duygusu insanı silkeler, kendine getirir. Hayatta kalma enerjisini güçlendirir.

Sonra...

Korku filmleri sadece korku filmleri değildir ki!

Bir kere çoğu korku filmi modern insanın ölümden korkusunu ve “ölümden sonra ne var?” merakını gıdıklar. Ayrıca gerilimli bir öykü başlıbaşına çekicidir. Çok az film bir korku filmi kadar net biçimde seyirciyi “eyvah, şimdi ne olacak acaba?” geriliminin kapanına sıkıştırabilir.

Ah, tabii o kibir var bir de..

Korku filmlerinin seyredenlere tattırdığı ince ayarlı kibir...

Çoğu korku filminin kahramanları başlarına gelenleri ya açıkça ya da ilk bakışta bilmediğimiz nedenlerle “hak etmiş”lerdir. Öyle sunulurlar. Hiç o görüşte olmasak bile, mesela okuldan çıkınca ilk iş olarak etek boyunu bir karış kısaltan kızın kötü ruh tarafından saldırıya uğrayacak ilk kurban olmasını gerçek hayatta asla haklı ve anlaşılır bulmasak bile, filmi seyrederken bu zokayı yutuveririz. Daha doğrusu o kibirli uzaklık işimize gelir, hoşumuza gidiverir.

***

Daha önce de yazmıştım; bir iki istisna hariç komedi filmlerini bir türlü sevememiş ve bu yüzden kendime hayret etmişimdir.

Yakın zamanlarda fark ettim ki, dehşet-korku filmlerine de pek yakın biri sayılmam. (Yeri gelmişken söyleyeyim: Nitelikli vampir filmlerini pek bu türün içinde değerlendirmiyorum. Bazıları alabildiğine romantik öykülerdir; bazıları ciddiye alınamayacak kadar çocuksu Hristiyanlık propagandasıdır, bazısı da derin insani dramlardır.)

Neyse, lafı asıl getirmek istediğim nokta, şu sıralarda sinemalarımızda oynayan ve benim de her nasılsa gitmek gafletinde bulunduğum bir korku filmi: Garez-2 (Grudge-2).

Takashi Shimuzu, zamanında çok tutulan Garez’inin devamını Amerikalı ünlü korku filmleri ustası Sam Raimi’nin himayesinde çekmiş. Kötü ruh (anne ve çocuk) bu kez hem Japonya’da hem de kurbanlarının peşinden geldiği Amerika’da dehşet saçıyor.

Peki baştaki soruyu şöyle sorayım: Garez-2’ye neden gidilir?

Kızmak için...

Böyle kötü, böyle saçma, böyle rezil bir film yapılır mı, diye kızmak için.

Meraklısına duyururum.


***

Çarşambaya görüşürüz
Kısa bir süre köşemi kapatıyorum. Gittiğim yerde “yaşamak” yerine haldır huldur yazma ve gazeteye gönderme peşinde koşmak bu kez işime gelmedi. Beni anlayacağınızı umuyorum.


*****

Teknosarmal
Bunu aramıyordum ama..
İnternette bir bilgiyi aramak ne kadar vaktinizi alıyor? Aranan bilgiye göre değişir, demek en doğrusu herhalde. Beş dakika içinde ulaşabildiğim kaynakların yanında, günlerimi harcadığım zamanları biliyorum.

Fakat geçenlerde turlarken bir program keşfettim. Adı Copernic. (copernic.com)

Programın iddiası; birden fazla arama motorunda arama yaparak, çok daha fazla sonuca ulaşmak. Denemesi bedava! Yükledim ve denedim. Üç ayrı versiyonu var programın. Benim takıldığım ücretsiz olanı.

Gerçekten yüksek sayıda arama sonucuna ulaşabiliyor ama ücretsiz olduğu için adamı deli ediyor. Neredeyse hiçbir özellik kullanılamıyor. Mesela bulunan sonuçlar arasında sadece resimleri almak istiyorum ama bunun için ücretli sürüme geçmem gerektiğini söylüyor. Ya da filtreler kullanmak istiyorum ama o, karşıma paralı versiyonun reklamını çıkarıyor.

Yine de ücretsiz versiyonun işe yaramaz olduğunu sanmayın sakın. En azından 16 ayrı arama motorundan sonuçları getiriyor. Geri kalan tüm özellikler için programı satın almak gerekiyor. Fena bir program değil ama bana arama motorlarının sayfalarındaki arama zevkini vermedi her nedense. Bilemiyorum. Belki de biz o sayfaların tutkunu olmuşuz.

ONUR ANDAÇ (onurandac@yahoo.com



Bu yazı 1,335 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Çılgın projeyi eleştirenlere bakıyorum da...
    • 17 Temmuz 2010 Cep telefonu beyne zararlı mı?
    • 19 Aralık 2008 Gece... Mevlana... Düşünceler...
    • 16 Ağustos 2008 Giderayak İzmir, Çeşme, Alaçatı...
    • 17 Kasım 2007 Kaybedersek çok üzülmeyeceğim!
    • 27 Ekim 2007 Uçuruma doğru ilerleme
    • 13 Ekim 2007 Bayram gibi bayram!
    • 15 Eylül 2007 Kırılgan dünyalar, gergin tel gibi insanlar
    • 14 Temmuz 2007 İçimizdeki korkunç yalnızlık: Kıskançlık
    • 7 Temmuz 2007 Bu değil halkı, kendini bile tanımamaktır!
    • 5 Mayıs 2007 Mavi tuhaf ve karanlık bir renktir!
    • 21 Şubat 2007 Film deyip geçme, içinde ne çok şey var!
    • 26 Ocak 2007 Irkçılık, Şeytan ve Adem (insan)
    • 1 Ocak 2007 Beş yeni hayat... İşte bayram!
    • 11 Aralık 2006 Merakım dindi, geriye pek bir şey kalmadı!
    • 7 Aralık 2006 Papa ne yaptığını bilmiyor mu?
    • 6 Aralık 2006 Su bitecek, ilgileniyor musunuz?
    • 25 Kasım 2006 Philippe Noiret ölmüş diyorlar
    • 19 Kasım 2006 Romeo ve Jülyet yaşasaydı...
    • 8 Kasım 2006 Ecevit’in trajedisi: Bizi değil kendisini aldattı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,073 µs