En Sıcak Konular

Haşmet Babaoğlu


Haşmet Babaoğlu
0 0 0000

Erkekler hasta olunca



Azıcık dinlen, hasta olacaksın” denildiğinde irkilir erkekler. Neredeyse düğmelerine basılmış gibi bir anda ve pek de bilincine varmadan sinirlenirler.

Sadece kaytarılacak angarya varsa; koşullar “beş yıldızlı”ysa ve (asıl buraya dikkat) dinlenmek ona tatlı bir yalnızlık kazandıracaksa bu tavsiyeye uyarlar...

Neden?

Çünkü “yatmak” ters iştir; elden ayaktan düşme ihtimali vardır.

Çünkü iktidar, çünkü güç, çünkü dirlik düzenlik diktir.

O yüzden başka türlü korkar erkekler hastalıktan; hatta hasta olmaktan çok, hasta görülmekten korkar çekinirler.

İhtiyarlıkta bu açıdan gizli bir rahatlık vardır: Yenilgi artık saklanamayacak kadar çıplak biçimde ortadadır ve gönül rahatlığıyla hasta olunacaktır.

***

Eminim birçoğunuz farkındasınızdır.

Kadınların bazı hastalıkları neredeyse “ısmarladıklarının” farkındasınızdır. Bazı hastalıkların kucağına kedi gibi sokulduklarının da...

İlk şoktan sonra hemen hemen her hastalığa kendinden bir parça muamelesi yapar kadınlar.

Hep “iç”lerindeymiş de ağır ağır ortaya çıkmış gibi bakarlar hastalığa.

Oysa erkekler için “dışardan” gelen darbedir hastalık. Onlar için hiç hesapta olmayan bir düşman saldırısı gibidir.

Kadın zihninde hep hastalığa yer vardır.

Erkek zihninde hastalığın yeri ya korkudur ya da boştur.

Tam bu noktada hipokondriyak (hastalık hastası) erkeklerde bir tür “iktidar yorgunluğu” gördüğümü itiraf etmeliyim.

Âşık (ağlayan) erkek gibidir hastalık hastası erkek.

Tedirgindir, “iç”iyle fazla meşguldür, “kadın”dır.


***

Kadınlarla erkeklerin hekimler ve tıbbi tetkikler karşısındaki tavırlarını da genelde çok farklı bulurum.

Kadınlar için iyi bir hekim şefkat ve ilgi kaynağıdır; tekrarlanan tetkikler ihtimamdır. Yavaş yavaş, sindire sindire iyileşmenin sevinci başkadır.

Fakat ah şu erkekler ve onların zihninin derinlerine kazınmış iktidar takıntısı, hatta belası yok mu!

Hekimle karşılaşmak iktidar hırlaşması gibi bir şeydir. En iyi haliyle ağızda buruk bir tat bırakır.

Tıbbi tetkikler kurcalanmak, hırpalanmak, dahası aşağılanmak gibi gelir birçok erkeğe. Hor görülmediğinden emin olmak için dost hekimler, tanıdık eller baksın, araştırsın ister, ancak öyle rahatlar.

O yüzden çoğu erkek acile kaldırılıncaya kadar hastalık belirtilerini “yok” sayar!

Çünkü bu bir yenilgidir ve sadece ölümcül ya da acil durumlarda kabul edilebilir.


***

Doğrusu erkeklerin, özellikle de orta yaşlı erkeklerin hastalıktan kaçınmalarında bir başka tedirginliğin de izlerini bulurum ben.

Erkekler bilirler.

Ciddi bir hastalık sonrası sevdiklerinin kendisine yaklaşımının dönüşebileceğini bilirler.

Arzu ve hayranlık titreyişi, yerini merhamet ve şefkatin içlenişine terk edebilir.

İktidar yaldızının dökülmesi ve gücün nostaljik bir tat kazanması artık an meselesidir.


*****

fon/dip notları
* Seni sevdiğim sürece

-ömür boyu değil belki-

Yetkili Servis’inim artık!

* Evin bir cephesi,

fotoğrafın cepheden çekilmişi,

savaşın -bilemedin- birkaç cephesi, insanın, bir ömür boyu süren, sayamayacağın kadar cephesi vardır.

AHMET ÇUHACI 



Bu yazı 1,305 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 29 Nisan 2011 Çılgın projeyi eleştirenlere bakıyorum da...
    • 17 Temmuz 2010 Cep telefonu beyne zararlı mı?
    • 19 Aralık 2008 Gece... Mevlana... Düşünceler...
    • 16 Ağustos 2008 Giderayak İzmir, Çeşme, Alaçatı...
    • 17 Kasım 2007 Kaybedersek çok üzülmeyeceğim!
    • 27 Ekim 2007 Uçuruma doğru ilerleme
    • 13 Ekim 2007 Bayram gibi bayram!
    • 15 Eylül 2007 Kırılgan dünyalar, gergin tel gibi insanlar
    • 14 Temmuz 2007 İçimizdeki korkunç yalnızlık: Kıskançlık
    • 7 Temmuz 2007 Bu değil halkı, kendini bile tanımamaktır!
    • 5 Mayıs 2007 Mavi tuhaf ve karanlık bir renktir!
    • 21 Şubat 2007 Film deyip geçme, içinde ne çok şey var!
    • 26 Ocak 2007 Irkçılık, Şeytan ve Adem (insan)
    • 1 Ocak 2007 Beş yeni hayat... İşte bayram!
    • 11 Aralık 2006 Merakım dindi, geriye pek bir şey kalmadı!
    • 7 Aralık 2006 Papa ne yaptığını bilmiyor mu?
    • 6 Aralık 2006 Su bitecek, ilgileniyor musunuz?
    • 25 Kasım 2006 Philippe Noiret ölmüş diyorlar
    • 19 Kasım 2006 Romeo ve Jülyet yaşasaydı...
    • 8 Kasım 2006 Ecevit’in trajedisi: Bizi değil kendisini aldattı!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,515 µs