En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Katastrof ihtiyacı



Avrupa Birliği meselesinde bir yol ayırımına geldiğimiz anlaşılıyor...

Bu kavşak, politik ya da ekonomik bir tercih eşiği değil..

Daha çok psikolojik.

Hem iktidar erki hem de toplum olarak karar vermemiz gerekiyor.. Çünkü genel kanaatlerin değiştiği bir sınırdayız ve bu hal; karar alıcıları, fikir odaklarını ve kamuoyunu duraksatıyor.

Sanırım şuna bir itiraz yoktur; AB'ye bakış bugün menfi bir hissiyat taşıyor. Düne kadar AB taraftarı sonuç sunan-az sayıdaki-anket Türk halkının "işkillenmeye" başladığını gösteriyor.

Siyasal ve ekonomik vizyon AB üyeliğine kilitlendiğinden, düne kadar AB'ye katılım yolundaki her aşama iç siyasi dinamiklere  "artı" kabul edildiğinden, tatsız AB taleplerine karşı ortaya çıkan tepkiler yol aşması gereken uygulayıcıları korkutuyor.

İşin daha kötü tarafı, yaratıcı çıkış kapıları beklediğimiz aydınlar ve süreci bizzat yürüten resmi kurumlar da "iki arada" kalmış durumdalar.

Açıkçası biraz körleme gidiyoruz.

Bu durumda bir "anjiyo"ya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Bu damar açıcı operasyon iki türlü olabilir.

Birincisi-kelimenin ataletine rağmen-"durmaktır".

Nefes almaya ihtiyacımız var ve "nerede durduğumuzu, ne istediğimizi, reeller kadar duygularımızı" gözden geçirmeliyiz. Çünkü yorulduk. AB süreci ve biteviye istekleri baydı!

Bunun olası getirileri, açılımları, sonuçları hesaplanıp, durum AB üyelerine lisan-ı münasiple anlatılabilir. İçlerinde bu karara balıklama atlayacak ülkeler zaten çıkacaktır.

İkinci yol ise Referandum.. Bu başlı başına "zemin" yaratacaktır. İlk tercihi "zaman kazanma" sayarsak, referandum daha radikal bir adımdır.

Bir çok AB üyesi ülke vatandaşlarına birlik için ne düşündüğünü sordu.. Bunu AB'nin temel ilkeleri ve felsefesi açısından da şart buluyorlar.

Şu sıralar "parlak" ilişkiler yaşadığımız Fransa, Türkiye tüm şartları yerine getirse bile nihai kararı halkına bırakacağını söylemişti anımsarsanız... Biz ise sayıları gittikçe seyrelen anketlerden bile-nedense-vazgeçmiş görünüyoruz.

Önümüzde seçimler var.. Türk halkına "AB'ne girmeyi arzu ediyor musunuz"u  sormak için iyi bir fırsattır.

"Evet" çıkarsa mesele zaten kökten hallolacaktır. Siyasi erkin önü açılacak, eli rahatlayacak, AB'ye karşı çıkanların sert itirazları oldukça kalın bir duvara çarpacaktır.

Bu ifadeden AB'yi desteklemediğim anlaşılmasın.. Ama tersi de anlaşılmasın. AB'ye ilişkin çok katmanlı şüphelerim bulunmakta. "Adil ve saygın" bir ilişkiyi hissedene değin onlardan vazgeçmeyi düşünmüyorum.

"Hayır" çıkarsa da sorun nispeten halledilecektir. Bir kere yöneticiler AB ile ilişkilerinde, "Siz bilirsiniz, sırtımda yumurta küfesi taşımıyorum, bakın Türk halkı o kadar da hevesli değil" kozunu her aşamada sınırsız kullanabileceklerdir.

AB işin kopma noktasına geldiğini görecek, duruşunu düzenleyecektir.

Referandum fikrinin doğruluğunu şuradan da kontrol edebileceğiz!. Bu fikir pratiğe döküldüğünde Türkiye'de "tanınmış" bir seri isim itiraz edecektir.

Böylesi bir kararın halka bırakılmasının iyi fikir olmadığını dillendireceklerdir. Kesindir. Jakobenleri de "fişlemiş" olacağız yani. 

Ama paniğe kapılmalarına gerek yok.. "Hayır"da ilk öneriyi uygulamaya koyabiliriz.. Yani konumumuzu elden geçirmek için "mola" isteyebiliriz. 

Elitlerimiz, "kendimizi dinledikten" sonra görüşmelere döndüğümüzde daha güçlü olacağımızı görmeliler.

Referandum AB için kadastrof etkisi yapacaktır ve pekala "planlı kriz yönetimi" olarak da görülebilir. 

Her sonuçta referandum statükoyu bozacaktır.



Bu yazı 1,130 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,819 µs