En Sıcak Konular

Ahmet Kekeç


Ahmet Kekeç
0 0 0000

Haber ‘yanlış’ ama içinde binlerce ‘doğru’ var...



Duy da inanma. ‘Sosyalist Enternasyonal’ CHP’yi izlemeye almış... İzleme sonucunda solcu ve sosyalist olmadığına hükmederlerse, CHP’yi Sosyalist Enternasyonal’den atacaklar.

Gerçi haber doğrulanmadı, dış mevzulardan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen ‘yok böyle bir şey’ diye yalanlama gönderdi ama, bence var böyle bir şey.

Kaldı ki, haber şu ‘doğrulanmamış’ haliyle bile içinde binlerce doğru barındırıyor.

Çünkü CHP solcu, sosyalist yahut sosyal demokrat bir parti değildir.

Daha önce binlerce kez yazıldığı, bundan sonra da binlerce kez yazılacağı gibi, devletin söylediklerini tekrarlayarak, devletin söyledikleri dışında yeni hiçbir şey üretmeyerek solcu olunmuyor.

Hele, darbeleri destekleyerek, muhtıralara omuz vererek, otarşi politikalarından medet umarak, millî şef asr-ı saadetinin ‘başımıza gelmiş en iyi şey’ olduğunu savunarak hiç olunmuyor.

Türkiye hiçbir zaman sınıflı bir toplum olmadı. Geçerli olan ‘sınıflar’ değil, ‘kastlar’dır. Devlete yaslanarak semiren bürokrat kastını ‘sınıf’ sayarsanız, evet, Türkiye sınıflı bir toplumdur ama bu bir arazdır. Bu araz da sadece Sovyetik yapılarda görülmektedir. CHP işte bu ‘oluşturulmuş’ ve ‘marazlı’ sınıfın partisidir.

Kaldı ki, öyle bir gecede, hiçbir bedel ödemeden de solcu olunmuyor.

Malum, ‘dünyada yükselen sol cereyanlar’ ve Türkiye’deki İşçi Partisi’nin görece başarısı, CHP’yi kendine çeki-düzen vermeye zorlamış, İsmet Paşa’nın ‘O halde biz de ortanın solundayız’ açıklamasından sonra bir gecede solcu oluvermiştir.

Sol, en basit ifadesiyle Marx’a, marksizmin (yahut sosyalizmin) söylediklerine dayanmak zorundadır. CHP oysa, Marx’a (yani sosyalizme) değil, Mustafa Kemal’in kurdurduğu ‘Türkiye Komünist Fırkası’na dayanmaktadır.

Devlete dayanan bir sol olmaz.

Deniz Baykal’a, Zülfü Livaneli’ye, Mustafa Sarıgül’e dayanan bir sol da olmaz. Bedri Baykam’a dayanan bir sol sadece şaka olur.

Kaldı ki, kurumsal hüviyet kazandıktan sonra CHP, Türkiye komünistleriyle de hesaplaşmış, çoğunu ya sürgüne göndermiş, ya da cezaevine atmıştır. Meşru siyaset yapmaya çabalayan TKP’yi de yer altına itmiştir.

CHP, sol ve sosyal demokrat bir parti olmadığı gibi, artık ‘sağ’ bir parti de değildir. Oysa sağ (Serbest Fırka’dan Demokrat Parti’ye, ANAP’tan AK Parti’ye) her zaman dönüşümcü, reformcu ve kalkınmacı bir görüntü çizmiştir. CHP ne değişimi algılayabilmiş, ne de değişimden yana oy kullanan kara kalabalıklarla ünsiyet kurabilmiştir.

Dahası, ‘muhafazakar’ ve ‘dinci’dir.

Çünkü Türkiye’nin geleceğini statükonun muhafazasında aramaktadır. Çünkü hálá ‘altı ok teokrasisi’ni savunmaktadır. Çünkü hálá halkın Cumhuriyet’e temel teşkil eden ilkelere biat etmesini istemektedir.

Bugün birçok partili, CHP’deki sorunun arızi ve konjonktürel olduğunu, ‘sağlam bir liderlik etrafında birleşilmesi’ durumunda sorunların aşılacağını düşünüyor.

Sorun liderlikte değildir.

Sorun CHP’nin kendisindedir.

Hani sık sık ‘Biz devlet kuran partiyiz, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin devamıyız’ derler ya. Küçük çarpıtmalarla birlikte söyledikleri doğrudur. Parti, bildiğimiz ‘Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nden değil de, bu cemiyeti oluşturan alt gruplardan birinden, yani ‘1. Müdafaa-i Hukuk Grubu’ndan neşet etmiştir; dolayısıyla ‘devlet kuran parti’ değil, ‘devletin kurduğu parti’dir.

Bütün mesele de budur işte.



Bu yazı 55 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 26 Eylül 2012 Balyoz ve empati
    • 5 Temmuz 2012 Hükümeti ve cemaati çökertecek tek isim
    • 26 Haziran 2012 Ben olsam bu gazetecileri sürerdim cepheye
    • 20 Haziran 2012 Bu yazıyı Kürt kardeşlerim okusun
    • 4 Haziran 2012 Nerede bu inek?
    • 28 Mayıs 2012 Kana kan istermiş!
    • 14 Mayıs 2012 ‘Kes zırvalamayı’
    • 1 Mayıs 2012 Menderes de cami yıktırmış... Ne utanmaz adamlarsınız siz!
    • 20 Nisan 2012 Erol Özkasnak
    • 12 Nisan 2012 Suriye’yle savaşa mı giriyoruz?
    • 10 Mart 2012 ‘Zavallı Başbakan’
    • 29 Şubat 2012 Paşa niçin kendini öptürmedi?
    • 27 Şubat 2012 Bizi yormayın kardeşim
    • 17 Şubat 2012 Siz kimi kandırıyorsunuz?
    • 3 Şubat 2012 Rezil olmaya doymadınız mı?
    • 1 Şubat 2012 İyi ki sivil vesayet varmış, şerrinizden korunuyoruz
    • 19 Ocak 2012 Denktaş’ı diriltmek mi?
    • 14 Ocak 2012 Hangi gazeteciler valiz hazırlıyor?
    • 12 Ocak 2012 Kozinoğlu hakkında korkunç karartma
    • 2 Ocak 2012 İlan ediyorum: Hiç yüzleri kızarmayacak!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,066 µs