En Sıcak Konular

Yasemin Çongar


Yasemin Çongar
0 0 0000

Türk-Amerikan ilişkileri çok zorlanacak (2)



Ankara-Washington ilişkisini önümüzdeki dönemde zorlamaya aday başlıca konunun, "Irak'taki fiili Kürt devletinin, Kerkük'ün ve bölgedeki PKK varlığının geleceği, başka deyişle, Türkiye'nin kendi Kürt meselesini de doğrudan ilgilendiren gelişmeler" olduğu yönündeki gözlemimi geçen hafta bu sütunda yazdım.

Adına "stratejik ortaklık" denilen ilişkiyi zorlayan ve daha da zorlayabilecek diğer iki konu ise, ABD'nin, Türkiye'de "irtica-laiklik" eksenindeki kutuplaşma ve İran'ın nükleer silah hevesi karşısında ne yaptığı ve yapacağıdır.

Pamuk'un aynası

İstanbul'un ve hatta Kars'ın artık bir Nobel'i var. Bu ödüle sevinemeyen, heyecan yerine haset, gurur yerine kin duyanların raf ömrü kısacık olan ahkamı unutulup gidecek. Oysa, çağına ve toplumuna ayna tutmuş her büyük yazar gibi Orhan Pamuk'un sesi de geleceğe kalacak. Kitapları, Türkiye'nin ve Türkçe'nin, başka diyarlara, dillere, kültürlere, kuşaklara kattığı zenginliğin en önemli parçalarından biri şimdiden; Nobel de işte bunun belgesi.
Diyeceksiniz ki, Pamuk 'un konuyla ne ilgisi var?

Sözü buraya getiren, geçen akşam bir davette, Ankara'yı çok iyi tanıyan, Pamuk'un "Kar" romanını Türkçesinden okuyabilmiş olmakla övünen bir ABD'li diplomatla yaptığım "Nobel sohbeti".

Hatırlarsınız, Başkan George W. Bush, 2004 haziranında, İstanbul'da sırtını Boğaz Köprüsü'ne vererek konuşurken Pamuk'tan alıntı yapmış, eserlerinin "kültürler arası bir köprü" olduğunu söylemişti. Şimdi aynı inançla Pamuk'a sahip çıkmak, onu tebrik etmek isteyen ABD'li yetkililer ise ister istemez durup düşünüyorlar. Türkiye'deki "Nobel kakofonisi" karşısında afallamış halde anlatıyorlar:

"Tıpkı irtica-laiklik tartışmasında olduğu gibi, ağzımızdan çıkacak her sözün, yapacağımız her jestin sadece gerçek mesajını değil, bu şizofrenik ortamda kim tarafından nasıl algılanıp nasıl kullanılacağını da ince ince hesaplamak zorundayız."

28 Şubatvâri süreç

ABD Büyükelçisi Ross Wilson'ın meşhur "kakofoni" açıklaması, bu zorlanmaya rağmen yapıldı. Bush yönetimi, Türkiye'de demokratik laik düzeni sarsmaya aday bir irtica tehdidi olduğuna inanmıyor; böyle bir tehdit algılamasının, herhangi bir anti-demokratik sürece zemin hazırlamasını istemiyor; Türkiye'nin AB yolunda ilerlemesini aksatabilecek girişimlere destekçi olmayacağının işaretini veriyor.

Ancak Washington'ın "28 Şubatvâri" bir süreci desteklememesi, Türkiye'ye bakarak böyle bir sürecin yeniden yaşanabileceği kaygısını duymadığı anlamına gelmiyor. Bu kaygı, ABD yönetiminde, bir yandan, sivil iradeyi yansıtan seçilmiş hükümetin arkasında durma refleksine, bir yandan da, hükümetle fazla yakınlaşarak Türkiye'deki iç saflaşmanın parçasıymış gibi algılanmama çabasına yol açıyor.

2002 sonunda, Irak Savaşı'nda kendisine ortak arayan Washington, 4 Kasım seçimleri ardından, Recep Tayyip Erdoğan'ı daha TBMM'ye bile girmemişken bağrına basıp başbakanlığını önceden tescil etmişti. Şimdi ise, kendisine benzer bir desteği Çankaya yolunda vermiyor. Bunda, ABD'nin Irak dahil bir dizi konuda AKP'den aradığını bulamamasından ziyade, TSK'nın tepkisini çekmeme özeni ve Köşk'e kutuplaştırıcı bir ismin çıkmaması tercihi etken.
Bu hesapların, ilişkileri zorladığı açık. Zorlanmayı katmerlendiren ise, Washington'da, Bush yönetimi ile dirsek temasındaki bir ekibin AKP'yi "İslamofaşistler" listesinde sayarak, 28 Şubatvari bir sürecin şakşakçılığına çoktan soyunmuş olmasıdır.

İran sarsıntısı

Gerek içimizdeki kutuplaşma, gerekse yanıbaşımızdaki krizler, ABD yönetimini TSK ile diyaloğu artırma arayışına itiyor. Washington'ın Türk genelkurmayı ile daha kapsamlı konuşmak istediği konulardan biri, İran.

Bush yönetimi, İran'ın nükleer silah sahibi olmasını, şu ya da bu şekilde, ama mutlaka engellemeye kararlı. K. Kore deneyiminin, bu kararlılığı pekiştirdiğine dikkat çekenlere göre, "Bush, İran'ın bomba yapmasını engelleyemese bile, 'Engellemek için her yolu denedim' diyebilmeyi tarihi misyonu sayıyor."
Bush'un 2 Ekim'de bizzat Erdoğan'a da ilettiği bu kararlılık, Türk-Amerikan ilişkisini de sınayacak. Türkiye'nin, BM kararına dayanmayan olası bir yaptırım rejimine katılması imkansız gibi.

Dahası, "İran'ın birkaç tesisini vurmak, nükleer programını durdurmaz, ayrıca dünyanın her yerinde Tahran destekli terör saldırılarının düğmesine basar" benzeri sağduyu cümleleri, Başkan Bush'un kafasında muhtemelen fazla yer etmiyor ya da "tarihi misyon" inancının gölgesinde kalıyor. Tahran, uranyumu zenginleştirmeyi durdurup nükleer programını şeffaflaştırmadıkça, Türk-Amerikan ilişkisinin ufkunda da hep bir "İran depremi" olacak.



Bu yazı 590 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Ağustos 2007 Kucaklamanın da bir sınırı var!
    • 13 Ağustos 2007 Gül, çünkü...
    • 5 Ağustos 2007 Lobi Bush'u pes ettirdi
    • 9 Temmuz 2007 İkinci büyük Irak pazarlığı
    • 25 Haziran 2007 'Oyun' içinde oyun
    • 18 Haziran 2007 'Oyun' ve sorular
    • 4 Haziran 2007 Büyükanıt, Bağdat, Barzani
    • 28 Mayıs 2007 Sınır ötesi
    • 21 Mayıs 2007 Kılıfına uydurmak
    • 14 Mayıs 2007 ABD ve "AB-Türkiye modeli"
    • 2 Nisan 2007 TSK ile ABD farklı telden...
    • 15 Ocak 2007 Sınırımızda ABD askerine hazır mıyız?
    • 1 Ocak 2007 'Türkiye'yi artık generaller yönetemez'
    • 6 Kasım 2006 ABD'nin seçimi
    • 23 Ekim 2006 Amerikan demokrasisinin kara sayfası
    • 16 Ekim 2006 Türk-Amerikan ilişkileri çok zorlanacak (2)
    • 9 Ekim 2006 Türk-Amerikan ilişkisi çok zorlanacak (1)
    • 2 Ekim 2006 Beyaz Saray'da gündem PKK
    • 10 Temmuz 2006 Gül'ün ardından 10 gözlem
    • 3 Temmuz 2006 Meşal, Esad, Bush, Erdoğan

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,401 µs