En Sıcak Konular

Cevdet Batu



Cevdet Batu
0 0 0000

Cem olun, uzun yol göründü!



Dün gibi hatırlarım. Bundan tam dört yıl önceydi. 3 Kasım'ı 4 Kasım'a bağlayan gece televizyonun karşısına kurulmuş, bir elimde mısır gevreği, diğer elimde kumanda bir o kanaldan bir bu kanala seçim sonuçlarını izliyordum. Adetimdir. Her genel seçimde sonuçlar kesinleşinceye kadar yerimden kımıldamam. İdam sehpasına çıkan bir suçlu gibi kaderimi beklerim. Sanki yapabileceğim bir şey varmış gibi. Adam sen de yat, sabah kalkıp sonuçlara bakarsın! Yok anam canlı olacak. Saniye saniye göreceğim, kim önde, kim nal topluyor diye.

Dedim ya yerimden kımıldamam, yanılmışım! O zaman evli değilim tabi. 4 Kasım sabahı farkında olmadan öyle böğürtüler çıkarmışım ki zavallı anacığım "gidiyor bizim çocuk" diye kapıyı kırarak içeri girmişti. Arkasından uçarak gelen babam, yuvalarından çıkmış gözlerimi görmüş de odamın içinde hortlak avına çıkmıştı. Sonradan söyledi bana. Bir şeyden korktuğumu sanmış…

O gece hortlak görmediğimden eminim. Zira kendime geldiğimde gözüm ekrana ilişti ve ikinci bir krize daha tutuldum. Meğer gulyabani ekranın içindeymiş. İkinci krize girince komşu teyzeyi çağırmışlar. Başucumda salına salına "3'ler, 7'ler, 40'lar huuu…" diye mırıldanıyordu. Şimdi hatırlıyorum da o yüzde 7'ler nasıl da üstüme üstüme geliyordu…

Neyse ki krizi çabuk atlattım. Kendime geldiğimde oy sayımları bitmiş, sonuçlar netleşmişti. Bir hayli de ilginçti. İktidar partileri yerlerde sürünüyor, toplumun bu sert darbesinden muhalefet de payını alıyordu. Sonuç, iki partili bir dönemdi. Peki, bu çoktandır özlediğimiz istikrar anlamına mı geliyordu? Konuşmak için henüz erkendi. Zaman en iyi doğrulayıcıydı. Ben de işi zamana bıraktım…

Zaman ne gösterdi, onu tartışmayacağım. O diğer bir yazının konusu. Şimdi tekrar o yüzde 7'lere dönelim… Beni krizden krize sokan o yüzde 7'lere… Bunda bu kadar üzülecek ne var demeyin. O yüzde 7, toplumuma olan inancıma vurulan en ağır darbedir. Türkiye'de yüzde 1'lik ya da 2'lik bir "boşluk" kontenjanı olduğuna inanıyordum da "pilav-döner-konser" üçlemesi ile bu kontenjanın katlayarak büyüdüğünü görmek yaralamıştı beni. Hele seçim meydanındaki o pos bıyıklı amcayı hiç unutamam! Bir elinde çocuğu, diğer elinde pilav üstü döneriyle kameralara "sizi ailecek seyrediyoruz abi" kıvamında bakan pos bıyıklı amca "İhiiiii, Motorola'yı da kazıklamış, ne güzel" diyordu ya işte ben orda koptum. İyi oldu ya neyse anlamış oldum: Meğer ne çok küçük Uzun varmış memlekette… Allah taksiratlarını affetsin!

Peki, tüm bunları ben neden hatırladım? Halbuki ne de neşeliydim son günlerde. Haberler benden uzak olsun, son zamanlarda maç seyredip, Beşiktaş'ta vakit geçiriyordum. Fakat o da ne? Uzun'un arabası "Uzun size hayırlı Ramazanlar diler" diye feryat figan gezinmesin mi? Bir de eve gidip televizyonun karşısına kurulduğumda alttan görünüp kaybolan o küçük "seçim reklamına" kilitlenmişim! Neymiş! Cumhurbaşkanını halk seçmeliymiş… Altında da Uzun'un imzası… O karabasan beni etkisi altına alırken titremeye başladığımı gören eşim, bana "sağdan sağdan" geldiklerini anladı da bir çırpıda uzanıp karakutunun fişini çekiverdi. Sonra kaslarım bir gevşedi ki anlatamam.

Neden taktım ben buraya? E adama sormazlar mı "ya arkadaş dört yıldır nerelerdeydin" diye. Niye arayıp sormadın? Muhalefetin neden hep seçime endeksli senin? Muhalefetin niye sadece TMSF'ye? Yanına aldığın milletvekili arkadaşına sordura sordura TMSF'yi mi sordurdun? Memleketin başka problemi mi yok? Senin tek problemin o galiba…

Düzgün bir siyasi gibi dört yıl neden muhalefet etmedin? Mesela ben duymak isterdim Kuzey Irak meselesi ile ilgili sen ne düşünüyorsun. Gazi rektörümüz Alemdaroğlu gibi "bir günde alırız"cılardan mısın, yoksa orijinal önerilerin var mı? Ne düşünüyorsun Ortadoğu ile ilgili? Örneğin Lübnan'a asker gitsin mi gitmesin mi tartışmalarında göremedik sizi. Kıbrıs'ta ne oluyor ne bitiyor, haberiniz var mı? Üniversite reformu ile ilgili sözleriniz benim kulağıma gelmedi. KOBİ'ler hakkında ne düşünüyorsunuz? Peki ya Türkiye'nin tarım politikası ile ilgili? Sokak çocukları sizin köye uğradı mı? Onları görüp de "aaaa, bak şunlar için şunu yapalım" dediğiniz oldu mu sizin?

Türkiye'nin onlarca başat problemi var, ben "küçük"lerinden geçtim. Tek bir tanesi hakkında en küçük bir fikriniz var mı yok mu? Ya arkadaş, bir dahaki seçimlerde Türk insanının "kaykılma" kontenjanı %1'i geçerse vallahi darılırım. Krizden krize sokmayın insanı… 



Bu yazı 554 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2008 Kissinger Erdoğan'a ne yazdı
    • 22 Kasım 2007 Türk usulü çalışkanlık: Yumurta kapıya dayanınca!
    • 16 Kasım 2007 ‘Vahdettin haindir’ diyenler parmak kaldırsın!
    • 17 Ekim 2007 Göğsümdeki Amerikan bayrağı!
    • 14 Ekim 2007 Kimin nesi bu Facebook?
    • 7 Ekim 2007 Müjde Ar’ın gazoz kapağı
    • 5 Ekim 2007 Asıl Truva atı Fransa’ymış…
    • 26 Eylül 2007 Korku rehberi: Türbanlılarla ilgili acayip saptama!
    • 21 Eylül 2007 “Çok istiyorsa türbanı Erdoğan ve Gül taksın!”
    • 17 Eylül 2007 'Allah’tan Sami’ye: Türk muhafazakarlığının yeni harfleri!
    • 11 Eylül 2007 'Hain kılıçlar' neremize değdi?
    • 2 Eylül 2007 11 Eylül’den önce, 11 Eylül yazısı
    • 23 Ağustos 2007 Bekir Coşkun da beni kovacak mı?
    • 9 Temmuz 2007 Meydanlarda seçim kakofonisi!
    • 5 Haziran 2007 Yeniler için en önemli ders: Bir kişiden uzak durun!
    • 21 Mayıs 2007 “Putin’in gizli ordusu!”
    • 5 Mayıs 2007 Muhtıra günlerinde aşk!
    • 29 Nisan 2007 Deniz Baykal’a güzellemedir!
    • 24 Nisan 2007 Habertürk’ü yakan Melih Meriç değil, Bülent Arınç!
    • 13 Nisan 2007 Huzur formülü!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,127 µs