En Sıcak Konular

Ahmet Hakan


Ahmet Hakan
0 0 0000

AKP’de Almancı ve Amerikancı kanatlar



Geçen gün Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde AKP İstanbul Teşkilatı’nın Alman Başbakanı Merkel onuruna verdiği iftar davetine katıldım.

Baktım, Cüneyd Zapsu telaşlı bir sevinç içinde ortalıkta dolaşıyor...

Bir Tayyip Erdoğan’ın yanına koşuyor, bir Merkel’in...

Gözü Merkel ile Erdoğan dışında kimseyi görmüyor.

Yüzünde pek mühim devlet görevi ifa edenlere özgü derin bir kaygı ifadesi...

Bu işlerden "çakan" arkadaşıma sordum:

"Cüneyd Zapsu gözden düşmemiş miydi?.."

Yanıt açıktı:

"Evet, düşmüştü."

Bana yine sormak düştü:

"Peki o zaman Zapsu’daki şu ’olayın tüm sorumluluğu benim üzerimde’ havası nedir?"

Arkadaşım "Bunda bilmeyecek ne var" diyen gözlerle yanıtladı:

"O Alman ekolündendir. Yani AKP’nin Almancı kanadındandır. Ne zaman Almanya ile ilgili bir gelişme yaşansa ön plana çıkacak. Ancak sonra yine eski pozisyonuna, yani gözden ırak pozisyonuna geçecek. Senin anlayacağın Zapsu’nun kariyeri Türk Alman ilişkilerinin seyrine bağlı."

İçimden "Vah! Vah!" demek geldi.

Sonra da şunları söyledim:

Demek "veri koordinatörlüğü" gibi afili bir vazifenin ya da "elçilerle kulis atmak" gibi hayli heyecanlı atraksiyonların ardından...

İş gelip dayanıp sadece Almanya ile sınırlı kaldı ha!

Demek ki insan ne oldum dememeli, ne olacağım demeli...

***

Peki ya Egemen Bağış’a ne demeli?

"Mütercimlik" kontenjanından Başbakan’ın en yakınına yerleşen Egemen Bağış da bu ilişki düzeyini koruyamadı.

Hepimiz biliyoruz:

Bağış, Başbakan ile eskisi kadar yakın değil.

Ancak son ABD gezisinde gördük ki Egemen Bağış yeniden başrole çıktı...

Saç ektirme olayını bir tarafa bırakırsak, "Bush tarafından anımsanan bir isim" olması yıldızını parlattı.

Ancak...

Bu Bağış için bir zafer değildir.

Çünkü...

Eskiden bütün yurtdışı gezilerinin değişmez konuğu olan Egemen Bağış, artık sadece Amerika yolculuklarında ön plana çıkacak gibi görünüyor.

Yani o da şansını iyi kullanamayanlardan...

İftar kelimesi geçmemiş

Cumhurbaşkanı Sezer’in Devlet Bakanı Ali Babacan’ı azarlaması olayıyla ilgili olarak ayrıntılar ortaya çıktı.

Her şeyden önce Ali Babacan, Sezer’in "Seninle görüşeceğiz, biraz bekle" şeklindeki hiç de nazik olmayan çıkışına, "İftara yetişmemiz gerekiyor" türünden bir gerekçe sunmamış.

Yani olayın, laiklik ya da irtica konularıyla uzak yakın bir ilgisi yok.

Cumhurbaşkanı, içinden "Sen nasıl laik bir ülkenin Cumhurbaşkanı’na iftara yetişeceğim dersin be hey gafil" şeklinde bir öfke cümlesini kurmamış.

Peki neymiş Sezer’i bu denli vahim usul hatasına yönelten?

Ne olacak?

Babacan üç ay önce Merkez Bankası Başkanı’nın atanması sırasında Sezer’i eleştirmiş...

Sezer de bu eleştiriyi unutamamış...

Bir de Tayyip Erdoğan’ın öfkesini kontrol edemediğinden, hemen sinirlendiğinden falan söz ediyoruz.

Bence üç ay boyunca diri tutulan bir öfkedense, "anında öfke" daha sağlıklıdır.

Adnan Şenses protokolde

Merkel onuruna verilen iftar davetinde bir de ne göreyim: Salonun en hatırı sayılır masasında kısa bir süre önce geçirdiği estetik operasyonun ardından yeni görünümüyle Adnan Şenses!

Alman ve Türk siyaset adamları ile yabancı misyon şeflerinin arasında oturuyor.

Üstelik...

Yapılan konuşmaları not alarak dinliyor.

Başbakan Erdoğan’ın masasının yakınında konuşlanan Şenses’in bir göz teması için çaba sarf ettiği de gözden kaçmıyor.

Tabii bu durumda bana yine sormak düşüyor:

"Yahu Adnan Şenses de gözden düşmemiş miydi? Çoktandır bu tür toplantılarda kendisini göremiyorduk?"

Bu işlerden "çakan" arkadaşım, "Yahu sen de hiçbir şey bilmiyorsun" der gibi, yani hafiften aşağılayarak baktı ve şöyle dedi:

"Tayyip Bey vefakardır. Her şeye rağmen Adnan Abi’ye sahip çıkalım mesajı verdi ve böyle oldu."

Arkadaşıma "Kusura bakma, cehaletime ver" falan dedim.

Bu arada gözüm Merkel’in konuşmasını not alarak dinleyen Adnan Şenses’teydi.



Bu yazı 315 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Temmuz 2010 Yeter ki Tayyip gitsin duygusu
    • 3 Eylül 2009 Umreden mahrem notlar
    • 26 Şubat 2009 28 Şubat bitti mi?
    • 22 Şubat 2009 Aydın Doğan’la bir fasıl gecesi
    • 9 Şubat 2009 Hastasıyım bu istismarın
    • 18 Ocak 2009 Benim gözümle Kemal Gürüz
    • 24 Kasım 2008 CHP’nin Tayyip’i
    • 6 Ağustos 2008 Ahmedinejad’ın Anıtkabir’de ne işi var
    • 23 Temmuz 2008 Kandıra’dan mesaj var
    • 9 Temmuz 2008 Gaza gelme Latif Abi
    • 4 Haziran 2008 Önder Sav’a açık mektup
    • 25 Mayıs 2008 Kısa Türkiye tarihi
    • 19 Mayıs 2008 Ağustosta rapsodi
    • 7 Mayıs 2008 Asılmışların paylaşımı
    • 5 Mayıs 2008 Biri Tayyip’e fısıldadı: Parti kapatılmayacak
    • 10 Nisan 2008 Organize’de iki saat
    • 13 Mart 2008 Bayan Çölaşan yalan söylüyor
    • 7 Mart 2008 Da Vinci Baykal’ın şifresini çözdüm
    • 2 Mart 2008 Yaşar Paşa’ya da bir şey söylenir mi?
    • 17 Şubat 2008 Artık şu İranlılara yüz vermesek diyorum

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,704 µs