En Sıcak Konular

Mustafa S. Tüter



Mustafa S. Tüter
0 0 0000

Filistin’de neler oluyor?



Bir ülkedeki bağımsızlık hareketlerinin gücü, baskı ve şiddete karşı mücadele veren örgütlerin direnişiyle doğru orantılıdır. Daha doğrusu bağımsızlık direnişin ta kendisidir demeliyiz. Bağımsızlıklarından ödün vermeye niyeti olmayan örgütlerin tepelerindeki haksız güce karşı gösterdikleri reaksiyon ülkedeki ulusal birliği yansıtan mahiyettedir. Mesela bizim tarihimizde ulusal örgütlemeler şeklinde tezahür eden kuvay-i milliyeler bu direnişin sembolü olmuşlardır.   

Gelelim Filistin’e…
Filistin’de yaşananlar, İsrail’e karşı verilen mücadele, belki de insanlık tarihinin en önemli direniş örneklerinden biridir. El-Fetih, Hamas ve Hizbullah gibi örgütler yıllardır gözlerimizin önünde İsrail’in haksız şiddet ve dayatmalarına karşı koyuyor. Burada bazılarına göre terörist olarak nitelenen bu örgütlerin, bu tanımlamanın tam eksine Filistin halkından ayrım yapılmaksızın destek gördüklerini belirtmeliyiz. Daha doğru dürüst ifade edecek olursak bu örgütlenmeler kesinkes bir halk hareketidirler ve üçü de ayrı isimler altında toplanmış olsalar da, hep birlikte, Filistin halkı için mücadele veriyorlar.

Ne var ki son zamanlarda Filistin’de görmeye hiç alışık olmadığımız “iç çekişmeler” diye sunulan bazı görüntüler, acaba “Filistin’de bazı şeyler değişiyor mu” sorusunu gündeme getiriyor. Görünen o ki El-Fetih ile Hamas arasında bazı anlaşmazlıklar var ve bu sokağa da yansıyor. Fakat bu “iç çekişmeler”den daha önemli bir şey oluyor Filistin’de. Ya da bu iç çekişmelere sebep olan da tam bu olan şey. Evet Filistin’de bazı şeylerin değiştiği kesin. Şunu iyi anlamamız gerekiyor: Hamas artık Filistin halkı için verdiği mücadele için silaha başvurmuyor. Hamas’ın mücadelesi siyasi bir mücadele haline dönüştü. Bugün Filistin’in başbakanı Hamas’ın lideri. Tabii Filistin’de direnişin silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye dönüşmesi bir yandan dönüm noktası olarak değerlendirilmeliyken, diğer taraftan taşlar yerine otururken bazı sıkıntıları da beraberinde getiriyor.

Filistin’de bahis konusu olan “iç çekişme” olayları bu sıkıntılardan bazıları. Bugün Filistin’in karşı karşıya kaldığı mesele şu: Silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçişte hem zihniyet hem de örgütsel anlamda sağlıklı bir dönüşümün gerçekleştirilmesi. Filistin’de bir geçiş süreci yaşandığı içindir ki, El-Fetih Hamas’ı siyasi bir rakip olarak kabullenmekte zorlanmaktadır.  Yine aynı şekilde bir geçiş süreci yaşandığı içindir ki siyasi anlaşmazlıklar eski alışılan reflekslerden ötürü sokakta silahlı güç gösterisi halini alabilmektedir. Yani Filistin’de hem yeni oluşmakta olan siyasi yapıların, hem de bizzat Filistin halkının “yeni direniş”e adapte olmak için zamana ihtiyacı var.

Hamas, siyasi bir yapıya dönüşürken Filistin için tarihi bir olay gerçekleştirmiştir. Hatta kendi tabanında bazı çıkması muhtemel huzursuzlukları göze alarak bunu yapmıştır. Çünkü silahlı mücadelenin bir halka sunabileceği tek şey kendini korumak ve savunmaktır. Oysa kendiniz için bir şeyleri inşa edebilmek siyasi anlamda örgütlenme içine girmenizle mümkündür. Bugün bazılarının Hamas’ı kabullenmemesi ve onu hala silahlı bir örgüt gibi göstermeye çalışması bu gerçekten kaynaklanmaktadır. Görülmüştür ki Hamas Filistin halkı için asıl gerekli olan kendini inşa faaliyetine siyasi alanda mücadeleye başlayarak girişmiştir. Birilerinin Filistin halkının kendini bir adım öteye taşımasından rahatsızlık duyması çok normaldir.              

Filistin bugüne kadar halkını birleştiren haksızlığa karşı gösterdiği “savaşçı ruhu” ile öne çıkmıştı. Bundan sonra ise Filistin halkı bir ulus olarak var olabilmek için siyasi birliğe ihtiyaç duyuyor. Ben eminim ki bu halk yıllardır gösterdiği direnişi siyasi alanda da sürdürmeyi başaracak. Bir çocuk bile yürümeden önce aylarca emekliyor. Filistin’in sadece biraz zamana ihtiyacı var…   



Bu yazı 314 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Ocak 2007 Suikastın MİT’e dönük mesajı
    • 14 Ekim 2006 Fransa’nın horozu
    • 8 Ekim 2006 Filistin’de neler oluyor?
    • 21 Eylül 2006 Cemaat toplumu olmak
    • 5 Eylül 2006 İran’a asker göndermek…
    • 25 Ağustos 2006 Mezhepçi hassasiyetleri kaşımak
    • 18 Ağustos 2006 Lübnan bugün daha güçlü…
    • 14 Ağustos 2006 Araplar bizim neyimiz olur?
    • 28 Temmuz 2006 Çözümün anahtarı İsrail’de!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,899 µs