En Sıcak Konular

Murat Yetkin


Murat Yetkin
0 0 0000

AB, ABD ve Türk askeriyesi



ABGenişleme Sorumlusu Olli Rehn'in, müzakerelerin başlamasının ilk yıldönümünde Türk-İş'in düzenlediği sosyal haklar sempozyumu için Ankara'da olması anlamlıydı. Gerçi sosyal haklar, küresel ekonomik koşullar nedeniyle AB içinde de yeni bir tartışmanın konusu ama, AB uyum sürecinden Türkiye'deki çalışanların fayda sağlamaya başlaması için geç bile kalındı. Avrupa Sosyal Şartı'nın TBMM'de kabulünün bu doğrultuda bir sonuç değil, başlangıç olması gerekiyor.
Türk-İş Başkanı Salih Kılıç'ın dünkü sempozyumun açış konuşmasında sendikal haklar dışında, Türkiye'de AB'ye azalan kamuoyu desteğine de dikkat çekti. Bunun kaynağını da Kıbrıs, Kürt ayrılıkçılığı ve Ermeni tartışmalarında Türk halkının incitilmiş olmasında gösterdi.
Olli Rehn'in sosyal haklara vurgu yaptığını göstermek için bu toplantıya katılıp konuşması öneliydi ama, asıl amacın Kıbrıs başta olmak üzere, Türkiye ve AB arasındaki konularda yoğun ve derinlemesine görüşmeler yapmak olduğunu da söyledi. Diğer konular arasında öne çıkanlar ise, güncel tartışmalara dair. Türk Ceza Yasası'nın ifade özgürlüğüne ilişkin 301'inci maddesi ve asker-sivil ilişkileri bunların başında geliyor. Dün CHP lideri Deniz Baykal ile görüşmesi, bugün ayaklarının tozu ile ABD-İngiltere temaslarından dönen Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile görüşecek olması aslında toplumun pek çok katmanıyla ayrı ayrı görüşmelerinin görünen kısmı.
Dün sabahki görüşmemizde Olli Rehn asker-sivil ilişkileri üzerine ilginç bir şey söyledi:
"Büyükanıt'ın sözlerini dikkatle okuyacağım. Türkiye, demokratikleşmede asker-sivil ilişkileri dahil, son birkaç yılda önemli reformlar yaptı. Bunları kabul ediyoruz. Tabii ki daha ileri adımlar da beklenebilir. Askeri otoritenin sivil liderlik altında olması önem verdiğimiz bir konudur. Nasıl bugün işçi sendikalarıyla diyalog kuruyorsak, Türk askeriyesiyle de diyalog içinde olmak isteriz. Ama tabii ki, Türkiye'nin AB geleceği için muhatabımız Türk hükümetidir ve parlamentosudur."
Siyaset, ilk önce ayrıntılarda değişir. Şöyle anlamak mümkün: AB'nin muhatabının hükümet ve parlamento olduğu bilinenin tekrarı. AB'nin askeri otoriteyi sivil liderlik altında görmek istediğini söylemek de bilinenin tekrarı. (Mevcut Anayasa'nın 117'nci maddesinde görev ve yetkiler bakımından genelkurmay başkanının başbakana sorumlu olduğu yazılıyor.) Bilinenin tekrarı olmayan ne? AB Komisyonu'nun üst düzey yetkilisinin Türk askeriyesiyle 'diyalog' kurma ihtiyacına girmesi. Bundan önce de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın önceki gün AB ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yönelik eleştiriler üzerine (önemli bir kısmı AB Türkiye Temsilcisi Hansjörg Kretschmer'in sözlerine yanıt olarak yaptığı) sert çıkışını, haber ajanslarının bildirdiğinin ötesinde dikkatle okumak ihtiyacını hissetmesi. Belki de en önemlisi Olli Rehn'in, üstelik Türk ordusunun (henüz gitmediği Lübnan'ı dahil edip) stratejik önemini vurgulaması ve işi tırmandırıp yeni bir engele dönüştürme tutumuna girmemesi. Bu, Büyükanıt'ın tabiriyle 'içeride ve dışarıda TSK'yı AB üzerinden hedef almaya çalışanların' hesap etmediği bir durum olsa gerek.
Aynı tutumu, Erdoğan'ın ABD Başkanı George Bush ile görüşmesinden bir gün sonra Washington'da konuşan Ankara Büyükelçisi Ross Wilson'un sözlerinde de bulabiliyoruz. Wilson, gerçi irtica endişesini 'kakofoni' olarak niteleyerek Erdoğan'a destek veriyor ama, Türkiye'nin laik bir ülke olmasının önemini vurguluyor. Büyükanıt'ın ise 'ABD'nin dostu' olduğunu söyleyiveriyor. (AB ülkelerine sert eleştiriler yönelten Büyükanıt, ABD'ye hiçbir eleştiride bulunmamıştı konuşmasında.)
Rehn'in şu anda dikkati Kıbrıs üzerinde.
Dönem Başkanı Finlandiya'nın sunduğu yeni Kıbrıs planına hiçbir tarafın itiraz etmemiş olmasını memnuniyetle karşıladığını ve aslında on gün kadar önce Gül ile New York'ta yapılan görüşmeden itibaren (Dışişleri Müsteşar Yardımcısı Ertuğrul Apakan'ın adını özellikle vererek) Türk yetkililerle neredeyse her gün görüştüklerini söylüyor. Rehn'in, "Kıbrıs'ın son 40 yıllık tarihini okuyan kimse aşırı iyimser olamaz. Ama bir umut var" demesi, daha gerçekçi bir tutum alındığını gösteriyor. Finlandiya sakin diplomasisi ile 1999'da bir son dakika çözümü üretmişti. Bakalım bu defa da üretecek mi?



Bu yazı 443 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 22 Mart 2012 İki önemli mesele
    • 15 Mart 2012 Türkiye'nin yeni deniz stratejisi üzerine
    • 23 Aralık 2010 Şahin'den çağrı: Siyasi partiler yasası değişmeli
    • 11 Aralık 2010 Üniversitelerde ikinci 68 mi?
    • 5 Aralık 2010 Ankara'dan Tel Aviv'e: Özür insani-siyasi diye ayrılamaz
    • 21 Kasım 2010 'Diyarbakır'da 3. bir yol açabiliriz'
    • 19 Kasım 2010 'Füze kalkanında mutabakata yakınız'
    • 15 Kasım 2010 2010 model Ecevit çıkışı
    • 7 Kasım 2010 Hem AK Parti hem de CHP'de merkeze açılım
    • 23 Ekim 2010 Bedelli görüşülmedi ama söz siyasetin
    • 18 Ekim 2010 Gül ve Demirel'le dinleme üzerine
    • 3 Ekim 2010 Siyaset sahnesinde bu kez çok güzel hareketler var
    • 30 Eylül 2010 ABD, Irak sınırında güvenlik şeridine destek verdi
    • 26 Eylül 2010 Bilim dünyasına biraz daha ilgi
    • 16 Eylül 2010 CHP'nin hatası ve faturası
    • 11 Eylül 2010 Öcalan 'boykot' dedi, tansiyon yükseldi
    • 30 Temmuz 2010 Kılıçdaroğlu: Geçmişteki yanlışları telafi ediyoruz
    • 25 Temmuz 2010 Orduda değişim
    • 22 Temmuz 2010 Başbakan hesaplaşacaksa madde 35 ve YÖK'ü kaldırsın
    • 20 Temmuz 2010 AB elçisi: Yeni bir İran istemiyoruz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,537 µs