En Sıcak Konular

Umur Talu


Umur Talu
0 0 0000

Eti senin!..



Yoksulluğu aşağılayanlar, yoksulluğu, bazen de yoksulluğunu aşağılatmayı kabul edenleri kolayca buluveriyor.
Çünkü, yoksul ama mağrur insanların önüne bir sınıf daha geçti.
Onlar "arsızlar" olarak, kendileri arasından zenginleşmişlerle buluşuyor.
Şöyle oluyor:
Zenginleşmiş, servet, imkan, mal mülk sahibi Arsız; arada merhamet, şükür, iyilik, hayırseverlik veya reklam gösterileri için yoksullara ihtiyaç duyuyor.
Zaten çok ya onlar.
Ama en çok ihtiyaç duyduğu; halinden, acından, çocuğuna alamadığından dolayı utancı olsa dahi, asla kendini aşağılatmayan yoksullar değil.
Onun ihtiyaç duyduğu, hiç utanmayan arsızlık sınıfınınkiler.
O parayı havaya savuracak, berikiler bozuklukların peşine düşecek, üstüne üşüşecek.
O bir çanak yemi saçacak; güvercinler birbirini ezecek.
Şöyle kasım kasım, aha ağalığının, parasının tadını da, dadını da çıkaracak.
Hayali buydu hep.
Öyle büyünüyor, öyle itibar oluyor çünküm.

Bu ülkede, pazara akşam indi mi, sandıkların arasında kalanları toplayan yok mu? Var.
Bu ülkede, açlık sınırının altında yaşayan, yani ölmediği sürece "yaşıyor" kabul edilen yüz binler yok mu? Var.
Bu ülkede, eskileri söküp çocuğa kazak çıkaran, yamaları evladına hissettirmemeye çalışan, suyundan su çıkaran, hiç katık yapmadan iki lokmacığını da çocuğuna ayırabilirse şükreden yok mu? Var.
Bu ülkede, yaygın, derin, şiddetli bir yoksulluk var mı, var.
Ama kimsenin, kendi ağalığını, patronluğunu, hayırseverliğini, sermayesini, piyasasını gıcırlamak için açlığı, yoksulluğu, insanı aşağılamaya hakkı yok.
Oysa bu nüfus patladı!

Adam et mağazası açıyor.
Açması yetmemiş.
Açılışa Rus'u, yerlisi manken, şarkıcı filan da dizmiş.
Tonlarca tavuğu bedava dağıtacağını ilan etmiş.
Çoluk, çocuk kapı önüne yığılmış.
"Medyasız düğün" olmaz ya, belli ki davul zurna ilan da etmiş.
Cebindeki sigaradan bir paket eksik içse, zaten bir bütün tavuk alabilecekler de dahil, ahali koşmuş oraya.
Haydi bütün eller havaya.
Terbiyesizliğin daniskası oradan çığırıyor: "En son ne zaman et yedin?" diye.
Yoksulluktan ziyade arsızlığın daniskası onun suratına tükürüp oradan gitmiyor.
Küstahlığın şahikası cıyaklıyor: "Dişlerin keskin mi?" diye.
Tavuğu yemek için haysiyetini o küstahın arsız dişleri arasına terk edenler şöyle okkalı bir sövüp "Al tavuğunu başına çal" diye fırlatmıyor.
Biri aşağıladıkça, öteki sırıtıyor.

Bu milletin, zengin ve de yoksul büyük çoğunluğu derece derece inançlı değil mi?
Sordunuz mu, herkes namusuna, haysiyetine, şahsiyetine düşkün, değil mi?
Neyin, kimin buyruğu o zaman, insanların birbirini para, pul, mal, açlık, yoksulluk, arsızlık üstünden aşağılaması, hor görmesi, kendini pespayeleştirmesi?
Arsızlık bu iyi, mütevazı, yardımı sever ama reklamı sevmez insanlar ülkesinin ortasına nasıl çöreklendi; nasıl oldu da kendi yüzsüz, densiz, omurgasız, şımarık, küstah zenginlerini, girişimcilerini ve onların arsızlık cemaatinde parya haline gelebilen bir yoksul davranışını yarattı?
İnsanlar birbirlerini aşağılamayı, kendilerini aşağılatmayı hor görmeyi ve hor görülmeyi hoş görmeyi nasıl bu kadar kolay benimseyebildi; birbirini ezmeyi, ittirmeyi, lime lime etmeyi hangi inancın, maneviyatın, namusun, onurun, birlik ve beraberliğin gereği sayabildi?
Böyle miydi hep!



Bu yazı 638 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ocak 2009 Kravatın vicdanı
    • 15 Ocak 2009 Yeraltı ordusu!
    • 26 Aralık 2008 Hakikatin içyüzü
    • 15 Aralık 2008 Onların oğulları kızları...
    • 11 Aralık 2008 Bak şu bakana!
    • 23 Kasım 2008 Üç ana...
    • 17 Kasım 2008 Taş ile bomba... Kanun ile adalet
    • 13 Kasım 2008 Ya öyle değil de böyle ise...
    • 19 Ağustos 2008 Kırk tilki kırk ayak
    • 28 Temmuz 2008 Kahpelik!
    • 28 Ekim 2007 Kasrı Şirin mi şirin!
    • 10 Ekim 2007 Düşünmeye davet
    • 26 Ağustos 2007 Biat kültürü imiş!
    • 21 Haziran 2007 Büyük lokma... Büyük konuşma
    • 20 Haziran 2007 Susurluk, Ankara Sauna, Atabey Kaldırım, Danıştay Trabzon, İstanbul bomba Cumhuriyet
    • 17 Haziran 2007 Her senaryo aktörünü bulur
    • 11 Haziran 2007 Şimdi incir zamanı
    • 3 Haziran 2007 Bana her şey seni hatırlatıyor!
    • 29 Mayıs 2007 Bunu da gördük!
    • 28 Mayıs 2007 Kanmayın kıymayın!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,934 µs