En Sıcak Konular

Hasan Celal Güzel


Hasan Celal Güzel
0 0 0000

İslam'ı anlamak



Sevgili okuyucular, bugün Ramazan ayının ilk günü. Huzurlu ve mutluyuz. Ne Papa'nın zırvaları, ne 'Baba ve Piç'teki iftiralar, ne de milletin dinî inançlarına yapılan saldırılar bu huzuru ve mutluluğu bozmaya yetiyor. Sezer'in, Kur'an kurslarını kastederek söylediği 'dogmatik ve boş inanç' lafı bile, bu manevî hazzı bütün mevcudiyetimizle yaşamamıza engel olamıyor.

Oruçlu millet

Türk Milleti, millî ve manevî değerlerine bağlı, en azından saygılı, gönlü zengin bir millettir. Çok fazla sofu ve katı değildir ama yediden yetmişe ezan sesi duyunca gözleri yaşarır; kendisi ibadet etmeyenler ibadet edenlere sıcak bakıp saygı gösterirler. Dinin vecibelerini yerine getirenler de getirmeyenlere hoşgörüyle bakarlar.
Siz bakmayın o bir avuç din düşmanı çığırtkan ile dindarlar içinde azınlıkta kalan şekilci ve hoşgörüsüz softa takımına... Sokaktaki adamın mukaddesata karşı tavrı birbirinden farklı değildir.
ANAR'ın Ekim 2004'te yaptığı bir kamuoyu araştırmasına göre; halkın % 64.4'ü orucun tamamını tuttuğunu; % 11.2'si ise ara sıra oruç tuttuğunu; % 21.3'ü oruç tutmadığını belirtmiş; % 3.2'si de cevap vermemiş. Demek ki, buna göre halkın % 75.6'sı, yani dörtte üçü oruç tutuyor.
Bizim insanımız oruç ibadetine ayrı bir önem ve değer vermiştir. Sadece namaz kılan dindar kişiler değil, toplumumuzdaki değişik siyasî ve sosyal görüşleri olanlar, hatta hiç ummadığınız sosyetik, ultra modern kişiler dahi oruç tutarlar.

Barış, huzur, hoşgörü dini

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu'nu zevkle dinliyorum. Tıpkı Devlet Bakanı, değerli ilahiyatçı Prof. Dr. Mehmet Aydın gibi, İslâm'ın felsefesini hazmederek konuşuyor. İslâmiyet'e ve Hz. Muhammed'e kin kusan Papa'dan o kadar farklı ki... Başındaki sarığın ve sırtındaki cübbenin hakkını veriyor. Muhataplarının tuzak sorularına aldırmadan ve hoşgörü, barış ve huzur dini İslâm'ı anlatıyor.
Geçen Ramazan'da TV'lerde moda olan 'medya maymunları' gibi, saçma sapan ayrıntılarla ilmihal bilgilerini istismar ederek İslâmiyet'i alay konusu yapanlara malzeme vermiyor.
Değerli dostum Abdurrahman Eren'in, 'Kur'an Ne Diyor' isimli, konulara göre tasnifli bir meal çalışmasını yayına hazırlıyorum. Ondan aldığım bazı âyet meallerini sizinle paylaşmak istiyorum:
'Ey iman edenler! Hep birden barışa girin' (2/208).
2/190-194 numaralı âyetler gözönüne alındığında İslâmiyet'te savaş ancak şu kurallar çerçevesinde söz konusudur:
- 'Size karşı savaş açılmadıkça savaşmayın.'
- 'Savaşta aşırı gitmeyin.'
- 'Savaş öncesi azgınlıklarına son vererek tövbe edenlerle savaşmayın.'
-'Sizinle savaşanlar azgınlıklarından vazgeçip savaşı bırakırlarsa, aranızdaki düşmanlığa son verin.'
- 'Size saygı gösterenlere siz de saygı gösterin.'
Papa, İslâmiyet'i terör kaynağı olmakla itham ederken, bakınız Kur'an 'ehl-i kitab'a, yani Yahudilere ve Hıristiyanlara nasıl hoşgörüyle bakıyor:
'Ey Muhammed! Ehl-i kitaba de ki, biz Allah'a, bize indirilene, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunlarına indirilene, Musa'ya, İsa'ya ve peygamberlere Rabbinden verilenlere iman ettik. Onlardan hiçbiri arasında fark gözetmeyiz' (3/81-91).
'Resulüm! Ehl-i kitaba de ki, gelin sizinle bizim aramızda eşitlik sağlayacak konularda anlaşalım ve Allah'tan başkasına tapmayalım, Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah'ı bırakıp birbirimizi rehber edinmeyelim(...)' (3/64).
Şimdi söyler misiniz bana, kim barışçı kim savaşçı, kim hoşgörülü kim hoşgörüsüz imiş?...

Birlik ve huzura dâvet

Oruç'un, dinî inanç ve ibadet ile ilgili yanı başta gelmek şartıyla, sosyal adalet ve dayanışma konusunda, toplumun bağlarını güçlendiren inanılmaz derecede tesirli bir özelliği vardır. Yapılması en zor ibadet olmasına rağmen, nüfusun büyük bir çoğunluğunun isteyerek heyecanla oruç tutabilmesi, aslında başlıbaşına sosyal bir araştırma konusudur.
Milletimizin varlığını ve birliğini devam ettiren sosyal adalet ve dayanışma gücünün sırrı ve anahtarı oruçtur.
Türkiye 'de, 'Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı' kimliği ve 'Türk Kimliği' son derece önemli üst siyasî, hukukî ve sosyal kimliklerdir. Birincisini fazla resmî ve mesafeli bulabilir; ikincisinden de, kasten veya cehaleten etnik kimlikle karıştırıp hoşlanmayabilirsiniz. Lâkin, 'Müslüman Kimliği'ni, -lâikliğe aykırı bulma hamakatini göstermezsiniz- toplumun % 98.8'inin birleştiği müşterek kimlik olarak alabilirsiniz. Elbette bu durum, toplumun yüzde yüzünün üzerinde birleştiği (birleşmesi gereken) 'Vatandaşlık Kimliği'nin ve bu çerçevedeki 'Türk Kimliği'nin önemini, değerini ve zorunluluğunu azaltmayacaktır.
Bugün ilk gününü idrak ettiğimiz bu mübarek Ramazan Ayı'nda, geliniz bütün ayrılıkları bir kenara bırakılım. 'Farklılıkları' değil 'benzerlikleri' konuşalım.
Türkiye'nin dışındakiler bizim için hangi hesapları yaparlarsa yapsınlar aldırmayalım.
Ramazan'ın huzuru içinde birliğimizi ve dostluğumuzu güçlendirelim.
Ramazanınız mübarek olsun sevgili okuyucularım.



Bu yazı 295 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mayıs 2012 27 Mayıs'ın hesabı sorulmalıdır
    • 5 Mayıs 2012 Darbeciler! Ordu artık hizmetinizde değil...
    • 29 Ekim 2011 Dikkat! PKK'nın tuzağına düşmeyelim
    • 3 Aralık 2010 Hedefteki ülke: Türkiye
    • 26 Ağustos 2010 Kardeş Pakistan'ın yardımına koşmalıyız
    • 27 Haziran 2010 Oyunun hedefinde iktidar ve Başbakan var (2)
    • 17 Haziran 2010 Terör ve politika
    • 27 Mayıs 2010 50 yıllık utanç: 27 Mayıs
    • 13 Mayıs 2010 Rusya ile tarihî anlaşma
    • 6 Mayıs 2010 CHP-MHP-BDP koalisyonu
    • 20 Nisan 2010 Kıbrıs'ta beklenen sonuç
    • 16 Nisan 2010 'Nerede muhabbet, orada Muhammed'
    • 11 Nisan 2010 CHP ve MHP'ye son Anayasa çağrısı
    • 8 Nisan 2010 Baykal'ın uzlaşma teklifi üzerine
    • 25 Mart 2010 Anayasa reformuna neden karşı çıkıyorlar? (1)
    • 12 Mart 2010 12 Mart Muhtırası
    • 4 Mart 2010 Ermeni iftiraları konusunda bayatlamış Amerikan politikası
    • 21 Şubat 2010 AK Parti'yi kapatma hazırlıkları
    • 31 Ocak 2010 Fişleme üzerine...
    • 21 Ocak 2010 Bu iddialar cevapsız bırakılamaz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,166 µs