En Sıcak Konular

Nuh Gönültaş


Nuh Gönültaş
0 0 0000

Açlıktan iki büklüm olmuş kara çocukları hatırlama zamanı



Ramazan ayının gelişini nasıl anlarsınız? Bekler misiniz onu 11 ay boyunca bir an önce gelsin diye. Yoksa hiç mi düşünmezsiniz diğer zamanlarda... Recep, Şaban, Ramazan... Üç aylar gelir önce.

On bir ayın sultanı, üç ayların son ayı... Önce kandiller gelir, sonra sonra iyice yaklaştıkça zaman imsakiyeler dağıtılır. Ramazan bana hep Afrikalı, açlıktan büzüşmüş bedenleri ile yerlere kapaklanmış, ince siyah kemikli çocukları hatırlatır. Özellikle Ramazan'da televizyonda Afrikalı çocuklarla ilgili haberleri izleyemem. Bakamam onlara... Hasbelkader görmüşsem o günüm, o akşamım zehir olur bana. "Bu nasıl bir Dünya Allah'ım derim" kendi kendime. Sonra da "Allahuekber" ile teselli olurum. Onların açlığından zayıflığından sorumlu olanlar zengin devletler olmalı.

Sömürgeci, kolonyalist, hırsız ve soysuzlar olmalı. Ekmeğini, suyunu çalıyorlar Afrikalı çocuğun. Sonra da onlara geri kalmış ülkeler diyorlar. Doğrusu "Geri bırakılmış, soyulmuş, sömürülmüş ülkeler" olmalı. İşte o çocuklardan, o çocuktan, hani şu iki büklüm olmuş kara çocuktan... Arkasında bir an önce ölmesini bekleyen akbaba olan çocuktan sorumlu olanlar, tokluktan şişmanlıktan şikayet edenlerin ülkeleri olmalı. Bush olmalı, Blair olmalı... Açlığı susuzluğu anlatır Ramazan. Komşusu açken tok yatan bizden değildir sözünün önemini en katı kalplere dahi duyurur. Tok açın halinden anlamaz, ta ki aç kalana kadar!

Bir yerde güzel bir hikaye okumuştum. Gözlerimi yaşartmıştı. Yardımlaşmayı bu kadar güzel anlatan başka hikaye de okumadım. Evde televizyon arıza yapmış. Tamirci gelip TV'nin arkasını açınca görmüş ki, bir sürü ekmek kırıntısı var. Tabii bunu kimin yaptığını hemen anlamışlar. Evin dört yaşındaki yaramaz kızı... Baba hemen kızına öfkeyle çıkışmış. Çocuğuna patlatmış bir tokat. Fakat annesi öyle yapmamış. Çocuğuyla konuşmayı denemiş ve öğrendikten sonra hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Çocuk ekranda Afrika'daki aç çocukları gördükçe mutfaktan ekmek alıp TV'nin açık bulduğu tek yerinden, arkadaki ızgaralardan içeri atıyormuş!
 
On bir ayın sultanı, üç ayların son ayı... Önce kandiller gelir, sonra sonra iyice yaklaştıkça zaman imsakiyeler dağıtılır. Ramazan bana hep Afrikalı, açlıktan büzüşmüş bedenleri ile yerlere kapaklanmış, ince siyah kemikli çocukları hatırlatır. Özellikle Ramazan'da televizyonda Afrikalı çocuklarla ilgili haberleri izleyemem. Bakamam onlara... Hasbelkader görmüşsem o günüm, o akşamım zehir olur bana. "Bu nasıl bir Dünya Allah'ım derim" kendi kendime. Sonra da "Allahuekber" ile teselli olurum. Onların açlığından zayıflığından sorumlu olanlar zengin devletler olmalı.

Sömürgeci, kolonyalist, hırsız ve soysuzlar olmalı. Ekmeğini, suyunu çalıyorlar Afrikalı çocuğun. Sonra da onlara geri kalmış ülkeler diyorlar. Doğrusu "Geri bırakılmış, soyulmuş, sömürülmüş ülkeler" olmalı. İşte o çocuklardan, o çocuktan, hani şu iki büklüm olmuş kara çocuktan... Arkasında bir an önce ölmesini bekleyen akbaba olan çocuktan sorumlu olanlar, tokluktan şişmanlıktan şikayet edenlerin ülkeleri olmalı. Bush olmalı, Blair olmalı... Açlığı susuzluğu anlatır Ramazan. Komşusu açken tok yatan bizden değildir sözünün önemini en katı kalplere dahi duyurur. Tok açın halinden anlamaz, ta ki aç kalana kadar!

Bir yerde güzel bir hikaye okumuştum. Gözlerimi yaşartmıştı. Yardımlaşmayı bu kadar güzel anlatan başka hikaye de okumadım. Evde televizyon arıza yapmış. Tamirci gelip TV'nin arkasını açınca görmüş ki, bir sürü ekmek kırıntısı var. Tabii bunu kimin yaptığını hemen anlamışlar. Evin dört yaşındaki yaramaz kızı... Baba hemen kızına öfkeyle çıkışmış. Çocuğuna patlatmış bir tokat. Fakat annesi öyle yapmamış. Çocuğuyla konuşmayı denemiş ve öğrendikten sonra hüngür hüngür ağlamaya başlamış. Çocuk ekranda Afrika'daki aç çocukları gördükçe mutfaktan ekmek alıp TV'nin açık bulduğu tek yerinden, arkadaki ızgaralardan içeri atıyormuş!



Bu yazı 2,468 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Temmuz 2012 Delikli demir ile mertlik arasındaki ilişki...
    • 5 Temmuz 2012 İki arada bir derede ölüm!
    • 28 Haziran 2012 Dessas-ı ehli dünyanın hafiyeleri veya satılık kalemler...
    • 26 Haziran 2012 Kılavuzu NATO olanın...
    • 17 Haziran 2012 Davet ile davete icabet...
    • 5 Haziran 2012 AK Parti celladına gülümserken...
    • 31 Mayıs 2012 Kürtaj emanete ihanettir!
    • 13 Mayıs 2012 28 Şubat dalgaları ve hükümetin kıyıları...
    • 26 Nisan 2012 CHP'nin tarihi en yumuşak yeri...
    • 24 Nisan 2012 Vatana ihanetin yasal dayanağı olur mu?
    • 19 Nisan 2012 Peki, AK Parti iktidarı bin yıl sürecek mi?
    • 17 Nisan 2012 Çevik Bir nefreti, Tayyip Erdoğan sevgisi...
    • 14 Nisan 2012 Adaletin rövanşı...
    • 8 Nisan 2012 İçimizdeki darbeciler yüzünden...
    • 29 Mart 2012 Gazete kapatmak çağ dışı bir çözümdür...
    • 22 Mart 2012 Talimatla akreditasyon olur fakat demokrasi olmaz...
    • 13 Mart 2012 Liderlik cesareti...
    • 8 Mart 2012 Stratfor ve WikiLeaks gazeteciliği!
    • 1 Mart 2012 Bu ülkede 28 Şubatlar bitmez!
    • 26 Şubat 2012 15 yıl sonra yeniden ''şubat soğuğu!''

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,596 µs