En Sıcak Konular

Fehmi Koru


Fehmi Koru
0 0 0000

Fransa yanlışta



Fransa yanlış yapıyor: Fransız Meclisi'nden geçirilecek bir yasayla 'Ermeni sorunu' farklı bir boyuta taşınacak ve 100 yıl kadar önce Türkler ile Ermeniler arasında yaşanan olayın 'soykırım' olduğunu inkâr etmek cezalandırılacak bir fiil haline dönüşecek; hem de beş yıl hapis ve 45 bin Euro para cezasına çarptırılmayı gerektiren bir 'fiil'...

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, görüştüğü Fransız meslektaşına, "Ne yani, şimdi beni de mi cezalandıracaksınız?" diye takılması sonuç vermemişe benziyor. Bu yıl içinde yapılacak seçimlerde birkaç yüz bin etnik oyu yanına çekme ya da rakibine kaptırmama derdindeki politikacılar, Sosyalist Parti tarafından verilen teklifi yasalaştırmak için birbirleriyle yarışıyorlar.

Çıkartılmak istenen yasa, henüz evrensel bir kesinlik kazanmamış temel bir kabul üzerine oturuyor. Konuya 'resmî görüş' gözlüğüyle bakmayan tarihçiler Fransa'da bile var. Sadece Türkiye'den itirazlar gelmiyor o temel kabule, Ermeni tarihçiler dahi tek ağızdan konuşmuyorlar bu konuda. Kendine özgü şartlarda meydana gelmiş 'trajik' bir olay olduğuna kuşku yok 1915'te yaşananların; olanın Ermeni toplumu üzerinde travmatik etkilere yol açtığı da biliniyor. Kimse bunları inkâr etmiyor zaten. Ancak, konuyu insanî boyutundan, tarihî çerçevesinden koparıp hukukun alanına taşımak yepyeni travmalar meydana getirme istidadı taşıyor.

Fransa'nın düşünmesi gereken ilk nokta şu: 2001 yılında benzer bir seçim atmosferinde, Fransa, 'soykırım yasası' çıkarmıştı; şimdiki seçimlerde 'soykırım inkârını cezalandırma yasası' çıkarılıyor; peki dört yıl sonraki seçim atmosferinde nasıl bir yasa için baskılara mâruz kalınacağı öngörülebiliyor mu? İntikamcı etnik politikalar kaşınmaya başlandığında sonu alınması imkânsız bir istismar kapısı aralanmış olur; Fransa öyle bir yolda bugün...

Düşünülmesi gereken ikinci nokta daha da önemli: Hiçbir zaman tatmin olmaz intikamcı hisleri okşama amaçlı girişimler belki birkaç yüzbin seçmenin hoşuna gidebilir; ancak 70 milyonluk bir ülkenin hassasiyetlerinin alenen gözardı edilmesinin de bir faturası olacaktır. Türkiye ile Fransa arasında yüzlerce yıl öncesine dayanan iyi ilişkiler bu yeni yasadan müthiş olumsuz etkilenecektir çünkü.

Türkiye'nin dostluğu, Fransa gibi bir ülke için, küçük politik hesaplarla heba edilmeyecek kadar önemlidir; öyle olmak zorundadır. Umarım, kuru gürültüye pabuç bırakmayacak, kısa vâdeli çıkarları çok yönlü ve uzun vâdeli karşılıklı çıkarların önüne geçirmeyecek bir akıllılık gösterir Fransız dostlarımız...

Duygusal insanlarız. Herkesin bizi kendiliğinden anlamasını bekleyen bir saf tarafımız var. Çabuk parlayıp çabuk sönüyoruz ve başımızın üstündeki belâ bulutlarının kendi kendine dağılmasını bekliyoruz. Sorunların üzerine çözüm bulmak için gitme alışkanlığımız yok ve çoğu kere çözümsüzlüğü çözüm sayabiliyoruz. 'Ermeni sorunu' bu özelliklerimizi iyice yansıtıyor ve karşımıza her çıkışında bizi perişan ediyor.

Bu bir sorun mu? Sorun elbette. Eski dost Fransa'da bile inkârını cezalandıracak yasa çıkarma çılgınlığına vardırılacak kadar aleyhimize kullanılan bir sorun hem de. Bu durumda yapılması gereken, konuya uluslararası boyutları bulunan bir sorun olarak yaklaşmamız ve 'en az zarar - en yüksek kâr' ilkesi ile çözüme kavuşturmaya çalışmamız olmalı. Gözümüzü kapatarak, ya da kendi kendimizi tatminle yetinerek sorunun üstesinden gelemeyiz.

Fransa, ve özellikle bu yasayı çıkarma histerisi dışında kalmış sağduyulu Fransızlar, bu girişimin, yalnız Türkiye ile Fransa arasındaki tarihî kökleri bulunan ikili ilişkileri zedelemeyeceğini, soruna yeni bir 'çözümsüzlük' zırhı kazandıracağını da bilmeli. Tarihle ilgili bir sorun tarihî boyutundan kopartılmak suretiyle politik kaygılara âlet edilmemeli.

Fransa bunu yapıyor ve ayıp ediyor.

Bu yazı 362 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 30 Eylül 2012 Ak Parti kongresinin düşündürdükleri...
    • 28 Eylül 2012 Yalan dünya, hem de ne yalan
    • 23 Eylül 2012 Tartışma sağlık alametidir
    • 20 Eylül 2012 Darbeler, CHP ve Deniz Baykal...
    • 18 Eylül 2012 CHP’nin özrünün anlamı
    • 16 Eylül 2012 Hayasızca saldırının düşündürdükleri
    • 11 Eylül 2012 O da bir gün bitecek...
    • 9 Eylül 2012 Ne olur, ne olamaz...
    • 6 Eylül 2012 Suriye politikasına yeniden bakmak
    • 29 Ağustos 2012 Türkiye Pakistan, Hatay da Peşaver değil...
    • 26 Ağustos 2012 Hayatları oyun
    • 19 Ağustos 2012 Orhan Pamuk tiksiniyormuş, ben acıyorum...
    • 14 Ağustos 2012 Milletvekili neden kaçırılır?
    • 12 Ağustos 2012 ‘Yeni gazetecilik’ denen şey
    • 9 Ağustos 2012 Tuzak varsa tedbir nerede?
    • 3 Ağustos 2012 Komutan tanıklık yaptı
    • 31 Temmuz 2012 Abdullah Gül ‘yeniden’ ha, gerçekten mi?
    • 24 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu siyaseti kirli (mi) görüyor
    • 18 Temmuz 2012 CHP’nin Ak Parti açmazı
    • 17 Temmuz 2012 CHP makas değiştirirken...

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,378 µs