En Sıcak Konular

Gündüz Aktan


Gündüz Aktan
0 0 0000

Türkiye kayar mı? (2)



Türkiye'nin Amerika ve AB yani Batı ile ilişkilerindeki bozulmanın bir birikim sürecinde vuku bulması, dış politikamızı kalıcı biçimde etkileyebilir. Amerika ve AB'nin de Türkiye'ye karşı giderek soğumaları, bu gelişmeyi güçlendirebilir.
Ama bu aşamada toplumda Amerika ve AB'ye karşı infial, kuşku veya husumetin geriye döndürülemeyecek noktaya ulaşmış olduğu söylenemez.
Bozulma süreci olumsuzlukların üst üste binmesinden oluşuyor. Amerika'nın transatlantik mutabakat sağlamadan Irak'a saldırmasından sonra, Fransa ile ilişkilerinin bozulması bu açıdan bir örnek oluşturabilir. İki tarafın siyasi ve akademik elitlerinin birbirlerini sert biçimde eleştirmeleri, basının da katkısıyla kamuoylarını da işin içine soktu ve soğukluk ciddi bir bunalıma dönüşüverdi.
İlişkilerin yumuşaması için Suriye askerlerinin Lübnan'dan çekilmesi veya İran'ın nükleer silah yapmasının önlenmesi gibi yeni işbirliği alanlarının ortaya çıkması gerekti. Fransa'nın Amerikan bağımsızlık mücadelesine katkısını veya Amerika'nın II. Dünya Savaşı'nda Fransa'yı kurtarmasını hatırlatmanın pek de yararlı olmadığı daha başından anlaşıldı.

Bizim durumumuzda da Amerika'nın Türkiye'yi Sovyetler'e karşı korumasını veya bizim Kore'de Amerikan askeriyle omuz omuza çarpışmamızı hatırlamanın nostaljik değeri abartılmamalı.

Amerika'nın terörle mücadele bağlamında Irak'ı işgali dolayısıyla, Telafer ve Felluce gibi kentlerde sivillerin öldürülmesi, Türk askerinin başına çuval geçirilmesi ve Ebu Ghraib olayı Amerika'ya güveni derinden sarstı. Aynı zamanda İsrail'in önce Hamas'a sonra Hizbullah'a saldırırken sivilleri ve sivil hedefleri vurması, AKP hükümeti dahil özellikle dini hassasiyeti olan çevreleri olumsuz etkiledi.

Ama Türkiye'nin bugün başındaki en büyük bela PKK olgusu ya da parçalanma ihtimali. Bu varoluşçu bir sorun. Sorunların en vahimi. Kuzey Irak'ta Kürt bağımsızlığı ve Kerkük'ün statüsü PKK vasıtasıyla bu sorunla ilintili. Lübnan'a ve Afganistan'a asker gönderilmesi konusu, Kuzey Irak'ta PKK varlığının sürmesi engellenemediğinden sorun haline geldi. Bu açıdan Türkiye'nin iç ve dış politika konularının iç içe girdiği görülüyor.

Ralphe Peters'ın çizdiği yeni Ortadoğu haritası aslında önemsiz sayılabilir. Ancak Amerika'nın ciddi akademik çevreleri de son 10 yıldır Wilson'cu kendi kaderini tayin ilkesini dünyanın bugünkü sorunlarına çare olarak tartışıyorlar. Irak bunun uygulaması gibi algılanıyor. Bu ortamda Amerika'nın Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı hareketsizliğinin yarattığı kuşkular ilişkileri bozulma sürecine sokan temel neden oluyor. Düzelme de bu noktada başlayabilir.

Bu konuda Amerika'nın attığı her adıma Türkiye başka alanlarda karşılık verebilir. Kamu diplomasisi ancak bundan sonra işlerlik kazanabilir.
AB ile soğumanın altında, müzakerelerin başlamasına rağmen, bazı AB üyelerinde üyeliğimiz lehine bir türlü bir siyasi irade oluşturulamaması, hatta üye yapmama konusunda garip bir kararlılık bulunması yatıyor. Bu durumda AB'nin bazı reformların uygulanmasında acele etmesi, müzakerelerin ilk aşamasında yani 2009'dan önce, ayrılıkçı Kürt hareketini geri dönülemez biçimde güçlendirmenin ve sonra da Türkiye'yi üye yapmamanın amaçlandığı kuşkusunu uyandırıyor. Bu noktada Amerika ve AB ile olan sorunlar birleşiyor.

Öte yandan, AB adada çözümü engelleyen Kıbrıs Rumlarını üye yaptıktan sonra, Rum taleplerini yerine getirmememiz halinde müzakerelerin kısmen veya tümüyle durdurulabileceği tehdidinde bulunuyor. Havaalanları ve limanların açılması gibi, bugünün dünyasını sarsan olağanüstü olaylara göre hiç mertebesindeki bir sorun yüzünden, ilişkilerin hasar görmesine izin vermek, AB için inanılmaz bir stratejik hata olur.

AB ile ilişkilerimizin düzelmesi, AB'nin din farkına dayalı tereddütleri aşarak üyeliğimizle ilgili siyasi irade oluşturmasına, bu ise büyük bir zihniyet devrimi geçirmesine bağlı. Yani AB cenahında işimiz çok daha zor görünüyor.
Yine de Batı ile ilişkilerin bir bacağının sağlam olması, kayma ihtimalini azaltabilir.



Bu yazı 256 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Aralık 2006 Son durum
    • 21 Eylül 2006 Papa'nın verdiği fırsat
    • 16 Eylül 2006 Türkiye kayar mı? (2)
    • 14 Eylül 2006 Türkiye kayıyor mu? (1)
    • 9 Mayıs 2006 Tehlikeli gelişmeler

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,269 µs