En Sıcak Konular

Ece Temelkuran


Ece Temelkuran
0 0 0000

Biz de tuzağa düşmeyeceğiz!



Hürriyet gazetesi iki gündür "tuzaklı" bir yayın yapıyor. Hürriyet'in Fatih Çekirge imzalı haberine göre ortada bir istihbarat belgesi var. Belge, "Vatan sağ olsun" demeyen anneler ve babalarla ilgili. Hürriyet sürmanşetten diyor ki bu aslında "sinsi bir plan". Yani oğullarını savaşa, ölüme göndermiş annelerin soru sorması, isyan etmesi ve giderek "Bu savaş mecburi mi? Başka yolu yok mu?" diye sormaya başlaması "PKK'nın işi". Ve gazete "uyarıyor": "Bu tuzağa düşmeyin!"
Dün de yeni manşetle "milli mutabakatı" kuruyor annelerin ağzından:
"Bu tuzağa düşmeyeceğiz!"
Aynı kanlı cümleler, intikam yeminleri ve küfürler... Böylece, savaşın dili iki gün içinde, Türkiye'nin en çok satan gazetesi tarafından yeniden üretiliyor.

Rapor ayın kaçında?

Aslında habere dair sormak istediğim sorular var.
10 Eylül günü yayımlanan haberde bu bilginin iki gün önce kesinleştiği söyleniyor. Yani haber 8 Eylül'de alınıyor. Dolayısıyla bu raporun en iyi ihtimalle 7 Eylül'de hazırlanmış olması gerekiyor. Haberde PKK'nın planından söz ediliyor ve şöyle deniyor: "Vatan sağ olsun demiyorum, diyen anneler desteklenmeli."
Bütün bu hadiselerin başlangıcı olan babanın isyanı ve raporda geçen "isyan cümleleri" 5 Eylül'de gerçekleştiğine göre bu rapor 24 saatte mi hazırlandı?
Bir habercilik ekolü olan Hürriyet herhalde bu konularda hata yapmaz, deyip, esas meseleye geçmek isterim.

Soran anneler

Cuma günü bir yazı yazdım. Şehit annesi Hatice Gürbüzer'le yaptığım konuşmada anne şöyle diyordu:
"Ben nasıl gurur duyayım? Çocuğumun yaşama hakkını elinden almışlar, neden gurur duyayım?"
Yazıdan sonra onlarca şehit ve asker yakınından mektuplar geldi. Hepsinin birleştiği yer şuydu:
"Acımız, korkumuz büyük ve ne soru sormamıza ne de isyan etmemize izin var."
Yazının sonunda "Bu anneler Türkiye'de neyi titretebilir?" diye sormuştum.
Neyi titrettikleri ortaya çıktı derhal:
Savaşı ve savaşın dilini!
Soru soran anneler "vatan haini olmakla" alttan alta tehdit edilmeye başladı. PKK'nın tuzağına düşmüş olmakla itham ediliyorlar. Çocuklarını vermiş annelere "Neden?" demek bile çok görülüyor.

Başbakan'a sövmek

Hepimiz, malum "yan gelip yatma" meselesinden dolayı Başbakan'a çıkıştık. Ben de yazdım. Ama sonra baktım ki hiç yan yana durmak istemeyeceğim siyasetlerden insanlar da savaş edebiyatı üzerinden aynı şeyi yapıyor. Herkes kızıyor. Çünkü bu kolay olandı. Başbakan'a kızmak, onun üzerinden öfkeleri dile getirmek kolaydı. Şimdi işin zor kısmı geliyor. İstihbarat raporları, MİT, devlet, savaş, ordu... Kendilerine soru soramadığımız bunlar. Sorularımızın önü ise daha baştan kesiliyor: "Sakın tuzağa düşmeyin!"
Evet, tuzağa düşmeyelim bence de. Savaşın, savaşın dilinin tuzağına düşmeyelim. Çünkü barışın dilini tesis etmek, acılarımızı ortaklaştıracak yeni bir dil bulmaya çalışmak ne kadar zorsa savaşın dilini yeniden üretmek bir o kadar kolay. Acılı ve öfkeli insanları intikam tarlalarına itmek çok kolay.
Zor olan, sorumluluk hissetmek. Bu toprağın bütün çocuklarından aynı şekilde sorumlu olduğumuzu hissetmek, acılarını tepemizde hissetmek. Zor olan bu. Asıl tuzak bu. Cümle kurarken, manşetler atarken düşünmemiz gereken tek bir şey var:
Bu ülkeyi nasıl yeniden hepimizin kılabiliriz?
Biz nasıl yeniden birbirimize ait olabiliriz?
Biz bu savaşı nasıl durdurabiliriz?
Savaşın tuzağına nasıl düşmeyiz?



Bu yazı 174 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Ocak 2008 Facebook'un ardındaki gerçek
    • 18 Ocak 2008 Kan bayrağı, bayrak kanı
    • 6 Ocak 2008 Koyu yeşil dua
    • 18 Kasım 2007 Çağrılmayan dil
    • 26 Ekim 2007 Bedelsiz söz
    • 16 Mart 2007 Rocky dönüyor! Bush da!
    • 11 Mart 2007 Paris Hilton İsyanı
    • 28 Şubat 2007 Bush evine dönecek!
    • 15 Eylül 2006 ABD'nin meselesi dünyayı gerdi!
    • 13 Eylül 2006 Biz de tuzağa düşmeyeceğiz!
    • 10 Eylül 2006 Erkekler özür dilemez!
    • 6 Eylül 2006 Başbakan'ın bittiği andır!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,050 µs