En Sıcak Konular

Mahir Kaynak


Mahir Kaynak
0 0 0000

Güvendiğimiz dağlar



Güvendiğimiz dağlar yoğun bir kar yağışı altında giderek beyaza bürünüyor ve tüm renklerini kaybederek beyaz bir sayfaya dönüşüyor.

AB’nin gündemimizin tek maddesi olduğu günlerde bile bunun gerçekleşmeyeceğini, asıl sorunun AB’nin öngörüldüğü biçimde gerçekleşmesinin imkansız denecek kadar zor olmasından kaynaklandığını düşünüyor ve söylüyordum. Sloganım ‘Olmayacak bir yere girilmez’ biçimindeydi.

Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyen politikacılar sonbahar yaprakları gibi dökülüyor ve geriye çıplak gerçek, yani şekilden ibret bir AB ile ne yapacağına karar verememiş bir Türkiye kalıyor.

Son olarak Blair’in uğradığı seçim yenilgisi Türkiye ile ilgili projenin gerçek sahibi olan İngiltere’yi bambaşka bir kulvara taşıyacak gibi görünüyor. Karşılaştığı problemlere Londra’da çare arayanların gideceği yer kalmıyor. AB, bütünleşme yerine, parçalanma sürecine giriyor. Bu dağılma belki dışardan fark edilemez ve bütünleşme sürecinin devam ettiği izlenimi yaratılabilir ama AB’nin siyasi, ekonomik ve ideolojik bir bütün olması ihtimali giderek azalıyor.

İlk bakışta İngiltere’nin konumunda bir değişiklik olmadığı ve ABD ile paralelliğinin devam ettiği söylenebilir ama bir sorunun da cevabının verilmesi gerekir: Hangi ABD? Bugüne kadar küresel sermayeyle birlikte davranan İngiltere ulusalcı ABD’ne mi yönelecek?

Siyasi analizlerde, belki de fazla teknik ayrıntıları olduğu için, ekonomik faktörler ya ihmal edilir ya da yüzeysel olarak ele alınır. Bugünü kurulacak yeni siyasi ve stratejik dengeyle sınırlı tutmak, dünya ekonomisinin alacağı yeni şekli ihmal etmek sağlıklı bir sonuca varmamızı engeller. Bugün dünya ekonomisinin motor gücü haline gelmiş olan uluslararası sermayenin konumu ve gideceği yön önemli ölçüde etkili olacak ama bugüne kadar olduğu gibi bu paranın gideceği en önemli yerin ABD olması beklenemez. Enerji politikalarının alacağı yeni şekil en belirleyici faktörlerden birini oluşturacaktır. Yani önce ekonomik bir harita çizilmeli ve siyasi harita bununla uyumlu olacak biçimde belirlenmelidir.

Türkiye hedefsiz kalmıştır. Bir süre daha AB varmış gibi davransak bile bunu uzun süre sürdüremeyiz. AB hedefi olmadan demokratikleşme, sivilleşme gibi projeler anlamını yitirir ve bunları kullanarak gerçekleştirilmek istenen gücü ele geçirme operasyonu desteksiz kalır. Buna, dünya ölçeğinde, siyasal İslam’ın tasfiyesi eklenirse ülkemiz büyük bir sorunla karşılaşır. Bu sorun sanıldığı gibi politika belirlemekle sınırlı değildir. Yeni şartlarla uyum içinde olacak bir dünya görüşü oluşturmak, halkın değer yargıları ve tercihlerinde köklü değişiklikler yapmak gerekir.

Analizimiz doğruysa ve yeni bir modele ihtiyacımız varsa, siyasi liderliğin aynı zamanda bir düşünce önderi olması gerekir. Usta politikacıların yerini düşünce ve hedef üreten kişilere bırakması beklenir.

Bugüne kadar düşünce düzeyinde konfeksiyon ürünlerle yetinen ülkemizin bu yolu kullanma şansı da sınırlıdır. Mesela AB ile bütünleşmek istediğimizde onun değerlerini alarak, onun hedeflerini benimseyerek sorumuzu çözebilirdik. ABD ile aynı şeyleri söyleyerek bölgede etkin olabilmek de artık mümkün görünmüyor. Öyleyse dünya ile politik açıdan uyumlu ama ideolojik açıdan farklı bir çizgide bulunmamız gerekir. Bu farklılık çatışma doğuracak biçimde değil uzlaşma sağlayacak nitelikte olabilir. Batı dünyası giderek ekonomik açıdan içe kapanıyor. Eğer enerji sorununa alternatif bir çözüm üretirse, ekonomik ilişkilerini yeniden şekillendirecek ve dünyanın geri alanının kaderine terk edebilecektir. Türkiye terk edenlerle edilenlerin arasında kalacak ve gri bir bölge oluşturacaktır.

Sloganla yetinmek, başkalarının düşünce modellerini kullanmak çok rahattı ama deniz bitti. Şimdi sıra aydınlarımızda. Bakalım ne üretecekler?



Bu yazı 711 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 5 Ağustos 2012 Yeni değil
    • 1 Temmuz 2012 Dünden bugüne
    • 13 Mayıs 2012 Yönlendirme
    • 14 Nisan 2012 28 Şubat
    • 8 Nisan 2012 Dış güçlerin rolü
    • 25 Mart 2012 Kürt sorunu
    • 11 Mart 2012 İstihbarat operasyonu
    • 4 Mart 2012 Zayıf yanımız
    • 19 Şubat 2012 Ekonomik kriz
    • 12 Şubat 2012 Suriye’de neler oluyor?
    • 29 Ocak 2012 Görüntü ve gerçek
    • 1 Ocak 2012 Siyaset ne işe yarar?
    • 25 Aralık 2011 Kim seçilecek?
    • 23 Ekim 2011 Ekonominin geleceği
    • 16 Ekim 2011 Ülkenin gücü
    • 17 Temmuz 2011 Karşı tarafın rolü
    • 10 Temmuz 2011 Yeni Osmanlıcılık
    • 25 Haziran 2011 Bakış açısı
    • 19 Haziran 2011 Değişen muhalefet
    • 11 Haziran 2011 Darbeyle hesaplaşmak

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,977 µs