En Sıcak Konular

Gündüz Aktan


Gündüz Aktan
0 0 0000

Tehlikeli gelişmeler



Demokrat Senatör Biden ve dış politika analizcisi Gelp, 5 Mayıs günü IHT'de çıkan makalelerinde, Amerika'nın Irak'taki şimdiki siyasetini sürdürmek veya askerlerini süratle çekmek dışında üçüncü bir yol öneriyor: Irak üç bölgeye bölünecek; dış politika, savunma ve petrol gelirlerinin dağıtımı merkezi hükümette kalacak; diğer tüm yetkiler bölgelere devredilecek;

Sünnilere petrol gelirlerinin yüzde 20'si teklif edilecek; Amerika bir kısım gücü dışında birliklerini çekecek; BM aracılığıyla düzenlenecek bir konferansta komşu ülkelerle bir saldırmazlık paktı yapılarak, bölge ülkelerinin Irak'ın sınırlarına ve iç düzenine saygısı sağlanacak. Yazıda Bosna-Hersek (B-H) örneği veriliyor ve orada da etnik bölünmeyi öngören Dayton Anlaşması'nın şimdiki bütünleşmeye yol açarak sorunun çözümünü sağladığı vurgulanıyor. Oysa Irak'taki durumla B-H arasında bir benzerlik yok. B-H'de Sırbistan ve Bosna Sırpları iç savaşı çıkarmış; Amerika'nın askeri müdahalesiyle Sırpları yenmesi üzerine Dayton süreci başlatılmıştı. Oysa Irak'ta iç savaş Amerika'nın askeri müdahalesi sonucunda çıktı. Biden-Gelp bu iç savaş durdurulamadığı ve Irak esasen parçalanma sürecine girdiği gerekçesiyle yeni yolu öneriyorlar.

Önerinin temelinde Irak için yeni ve gevşek bir federasyon yapılması yatıyor. Ancak kısa bir süre önce büyük zorluklarla referandumdan geçen anayasada da gevşek bir federasyon hatta zamanla bölge yönetimlerinin kurulması öngörülmemiş miydi? Bu haliyle anayasal rejim bir konfederasyondan farklı mı? Önerilen yeni çözüm bundan daha da gevşek olacağına göre, aslında, şekli bir ülke bütünlüğü çerçevesinde bölgelerin bağımsız olmaları öngörülüyor demektir. Yeni bir referandum yapmak imkân dışı göründüğüne göre, böyle bir düzenlemenin nasıl gerçekleştirileceği belli değil. Diyelim ki gerçekleşti, ardından BM şemsiyesi altında bölgesel bir konferans yapılacak ve Irak'ın komşularıyla bir saldırmazlık paktı imzalanacak. Böylece Irak'ın toprak bütünlüğü ve yeni iç rejimi teminat altına alınmış olacak. Bir başka deyişle, Kürtlerin Kerkük'ü de bölgelerine katarak ulaşacakları bağımsızlık, Türkiye, İran ve Suriye'nin bu paktı imzalamasıyla bu ülkelere karşı korunmuş olacak.

Bundan sonra, Amerika kuvvetlerinin bir kısmını, 'terörle mücadele ve komşuların Irak'ın sınırlarına ve iç düzenlemelerine saygı göstermesi için' Irak'ın belli bir yerinde (çok muhtemelen Kürt bölgesinde) tutacak. Amerikan askeri müdahalesinin amacı Irak'a demokrasi getirmekti. Irak'a ilişkin tüm BM Güvenlik Konseyi kararları Irak'ın toprak bütünlüğünün korunmasına atıfla başlıyor. Şimdi Irak'ın fiilen parçalanmasını güvenlik altına alacak bir BM saldırmazlık paktı nasıl yapılabilir? Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde bölgeye demokrasi getireceğine artık güven duyulabilir mi? Amerika'nın başından bu yana Irak'ı bölmek, Kürt bağımsızlığını sağlamak ve Kerkük petrollerini kontrol etmek amacı taşıdığını ileri sürenlerin haklı çıkmasının, Amerika'nın itibarına vuracağı darbeyi düşünüyor musunuz? Daha da vahimi Amerika'nın aslında İslam düşmanlığı amacı taşıdığını söyleyenler bu durumdan güç kazanmayacaklar mı?

Böyle bir gelişme, Türkiye'nin Amerika ile ilişkilerine etkileri uzun süre giderilemeyecek vahim bir darbe vuracak; AB üyeliğimizin girdiği çıkmazla kıyaslanamayacak ölçüde Batı'dan uzaklaşması sonucunu verecek. İlk kez Rusya ve İran seçeneği geçerlilik kazanmaya başlayacak. Türkiye'nin İran'ın nükleer bomba geliştirmesine karşı işbirliği yapması ihtimali kalmayacak. Tüm sakıncalarına rağmen, 1 Mart tezkeresini reddetmenin tehlikeli sonuçları ortaya çıkıyor.

Türkiye, İKÖ vasıtasıyla bir bölgesel konferans toplanması için hemen girişimde bulunursa ve Irak'ın toprak bütünlüğü ile siyasi birliğini gerçekten güvenceye almaya çalışırsa belki bu gidişi durdurabilir. Bu bağlamda Sünni ve Şii Araplarla temaslar başlatmak ve bir İKÖ barış gücü oluşturmak imkânları araştırılmalı. Bu arada artık Irak'ta geleceği kalmayan Türkmenlerin Türkiye'ye gelmeleri için gerekli çabalar da başlatmalıdır.

Bu yazı 325 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 16 Aralık 2006 Son durum
    • 21 Eylül 2006 Papa'nın verdiği fırsat
    • 16 Eylül 2006 Türkiye kayar mı? (2)
    • 14 Eylül 2006 Türkiye kayıyor mu? (1)
    • 9 Mayıs 2006 Tehlikeli gelişmeler

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,908 µs