En Sıcak Konular

Mustafa S. Tüter



Mustafa S. Tüter
0 0 0000

İran’a asker göndermek…



ABD ve Avrupa arasında öteden beri var olan farklı dış politika yaklaşımları bugünlerde kendisini yeniden hissettirmeye başladı.  İran’ın nükleer programı uygulamadaki kararlılığı Avrupa’yı yeni çözüm arayışları içine itiyor gibi gözüküyor. Baştan beri İran ve Batı dünyası arasında bir savaş istemediklerini söyleyen Avrupalıların sesleri gittikçe yükseliyor.  

Berlin merkezli Tageszeitung gazetesinde konuya ilişkin bir yazı kaleme alınmış. “Yaptırımlar sadece İslamcıların elini güçlendirir“ başlığıyla şu satırları okumak mümkün:

“ABD ve İsrail, Afganistan ve Irak’ta yaşananlardan ders çıkarmalıydı. Ama Lübnan ve Gazze’de yaptıklarına bakılırsa, hiç de ders almamışlar. İran’da radikal İslamcıların bu denli güçlenmesinin nedenlerinden biri de ABD’nin izlediği politikadır. Öyle ki, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ı birçok İslamcının gözünde kahraman yapan da yine ABD’dir. Şimdi de BM Güvenlik Konseyi gülünç duruma düştü. Tahran’a tanıdığı süre doldu ama hiçbir şey yapamıyorlar. Zaten Rusya ve Çin baştan beri yaptırımlara karşıydı. Şimdi Avrupalılar da geri adım attı; İran’a yaptırım uygulamanın kendilerine zarar vereceğini nihayet anlamış bulunuyorlar. Peki ABD cephesinde durum ne? ABD Başkanı George Bush ve Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’e bakılırsa, İran savaşı kapıda. Ancak ABD, tek başına hareket etmeye korkuyor. NATO’nun duruma el koyması isteniyor. Sorun şimdi şu: Acaba başta Almanya ve Fransa olmak üzere Avrupa ülkeleri ABD’ye “evet“ der mi? Derlerse bunun vahim sonuçları olur…”

Avrupa’da pek çok yerde yukarıdakine benzer görüşler dile getiriliyor ve ABD’nin İran konusundaki inatçı tavrını değiştirmesi gerektiği söyleniyor. Elbette ki Avrupalılar İran ne isterse yapabilir demiyorlar. Söyledikleri şey sorunun müzakere yoluyla çözülebileceği, eğer öyle olmazsa zinhar savaşa başvurulmaması gerektiği. Bazıları ise çözüm olarak İran’ın ekonomik anlamda canını yakabilecek girişimlerde bulunulmasını öneriyor. Mesela petrol çıkarma teknolojilerinin arzında bir kısıtlamaya gidilmesi gibi.

Bütün bu olup biteni Avrupalılar anlayabiliyorlar da, biz de niye kimse anlamak istemiyor hayret ediyorum doğrusu. Avrupalı İran’a karşı bir savaş açılmasını istemiyor ve bunu çıkıp açıkça ifade ediyor. Bizdeyse son yıllardaki iyi ilişkiler bile göz ardı edilerek, sanki ABD İran’a savaş açsa da biz de bölgedeki güç üstünlüğümüzü İran’a kaptırmış olmasak gibi gülünç düşünceler içine girenler var.
Evet, İran’ın fütursuzca yanımızda nükleer silahlanma çalışmaları yürütmesi hepimizi endişelendiriyor. Doğrudur, İslam dünyasını ABD ve Batı karşıtlığı ile öfke ve nefretle besleyen bir İran var karşımızda. Ama bütün bunlara rağmen şunu da unutmamak gerekir ki, bölgede güçlü olmak yanınızda harabeye dönmüş bir komşu ülke ile hiçbir zaman mümkün olamaz. 

Anlamakta zorlandığımız diğer bir konu da ABD’nin üzerine yaslandığı “terörizmle savaş” söylemi. ABD’nin Ulusal Savunma Stratejisi’ne yerleştirdiği “Amerika savaşta olan bir ulustur” ve “Bugünün savaşı, terörizm ağının devlet ve devlet dışı destekçilerine karşıdır” şeklindeki ifadeleri aslında bugün karşı karşıya olduğumuz pek çok sorunun sebeplerini teşkil ediyor.

ABD’nin 11 Eylül sonrası “terörizmle savaş” söylemi altında neler yaptığına bakarsak bunu anlamakta zorlanmayız. Irak savaşı bunun en bariz örneği olmuştur. ABD Irak’ı, uluslararası arenada meşruiyeti olan bir devleti, terörist olarak göstermiş ve yanına da aslı astarı olmayan kitle imha silahları yalanını da ekleyerek “terörizmle savaş”ını yürütmüştür. Şurası kesin olarak anlaşılmalıdır ki uluslararası hukuk “terörist” ve “terörizm” kavramlarını tanımlamakta zorluk çekiyor. Devletlerin terörist olarak nitelenmesi ise görülmüş şey değil. ABD ise istediğini terörist ilan etmede büyük bir rahatlık içinde ve İran’ı da yine aynı silahla vurmak istiyor.     

ABD İran’a savaş açar mı, açmaz mı kesin konuşmak mümkün değil. Pekala, açabilir. Yalnız ABD’nin bugünkü gücü ve uluslararası arenadaki prestiji gösteriyor ki bunu tek başına yapamayacak, yapmayacak. Muhtemeldir ki NATO, İran için harekete geçirilecek. Bu durumda aylardır “Lübnan’a asker göndermeyi” tartışan Türkiye, belki de bu sefer komşusu İran’a asker göndermeyi tartışacak. Acaba o zaman Türkiye İran’ın bir provası gibi okunabilecek olan Lübnan’daki gibi mi davranacak, yoksa Irak’taki gibi sağduyusunu koruyabilecek mi? Bunu zaman gösterecek. Ama İncirlik’teki çoğunluğu ABD’ye ait nükleer bombaların hedefinin neresi olduğunu bilenler bir tahminde bulunabilir.



Bu yazı 375 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Ocak 2007 Suikastın MİT’e dönük mesajı
    • 14 Ekim 2006 Fransa’nın horozu
    • 8 Ekim 2006 Filistin’de neler oluyor?
    • 21 Eylül 2006 Cemaat toplumu olmak
    • 5 Eylül 2006 İran’a asker göndermek…
    • 25 Ağustos 2006 Mezhepçi hassasiyetleri kaşımak
    • 18 Ağustos 2006 Lübnan bugün daha güçlü…
    • 14 Ağustos 2006 Araplar bizim neyimiz olur?
    • 28 Temmuz 2006 Çözümün anahtarı İsrail’de!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,465 µs