En Sıcak Konular

Semih İdiz


Semih İdiz
0 0 0000

Lübnan görevine siyasi olarak hazır değiliz



Lübnan'a asker gönderme konusunda bizde süren tartışmaların çoğu Ortadoğu'daki durum veya bölgede gelişen yeni dengelerle ilgili değil. Bu denli ciddi bir konuyu tekrar iç siyasete boğmuş durumdayız.

Herkes bu konuyu kullanarak birinin gözünü oymaya çalışıyor. Buna yarın Meclis'teki tezkere görüşmelerinde de tanık olacağız.
Görüntüyü netleştirmek için bir adım geri atıp genel tabloya bakalım: Cumhurbaşkanı Sezer, asker gönderilmesi konusundaki çıkışıyla "PKK'ya karşı bize kim yardım ediyor ki, başkalarına yardım edelim" anlayışını yansıtıyor. Yani bir "ulusal küskünlük" söz konusu.
Üst kademesindeki emekli büyükelçilere rağmen CHP de konuya anlamlı bir boyut getiremiyor.
Sırf iktidara vurmak amacıyla, ilgili BM kararının satır aralarını deşerek kendisine sürekli malzeme arıyor.

Siyasi karmaşa var

"Ulusalcı" ve "milliyetçi" kesim ise hükümetin Türkiye'yi tekrar "büyük devletlerin emperyal oyunları"na alet edeceğini savunuyor. Bu konudaki duyarlılığı istismar ederek, "Sıkıysa Kandil'e asker gönderin" provokasyonunda bulunuyor.
"Dinci kesime" gelince, o da Lübnan'a asker göndermeyi "Müslümanlara karşı ABD ve İsrail'in uşaklığını yapmak" olarak görüyor. Bunun da iç hesaplaşmanın bir unsuru olduğu malum. Hükümet ise kamuoyu korkusuyla "bir koyup üç alma" hevesi arasında sıkışmış durumda. Hiç de ikna edici olmayan bir şekilde, "Gidersek, şunu yaparız, onu yapmayız" diyerek, hem muhalefeti hem de kamuoyunu yatıştırmaya (muhalefete göre kandırmaya) çalışıyor.
Bir ülkenin böyle ciddi ve geniş yansımaları olacak bir göreve soyunmadan önce, kendi içindeki bu tür bir siyasi karmaşayı halletmesi gerekiyor. Çünkü, bu karmaşayı halletmeden soyunursa kendisini daha da zor olan bir duruma sokabilir.

Zaten ihtiyaç kalmayacak

Bu nedenle, görev ne kadar önemli olursa olsun, Türkiye'nin bu siyasi ortamda bu göreve soyunmasının sağlıklı olacağını sanmıyorum. Sözü edilen görev, gerekirse silah kullanımını da içeren, çeşitli tehlikeleri barındırıyor içinde. Buna rağmen, İtalya Beyrut'a asker çıkardı bile. Bunu Fransa ve başka AB ülkeleri takip edecek. Müslüman ülkelere gelince, Endonezya ve Malezya bu konuda hevesli görünüyorlar.
Bu arada, BM Genel Sekreteri Kofi Annan, birkaç gün önce, Suriye'den Hizbullah'a yardım etmeme konusunda somut vaatler aldığını açıkladı. Şam yönetimi de bunu yalanlamadı. Körfez ülkeleri ise BM'ye her türlü lojistik destek sağlamaya hazır olduklarını duyurdular.
Özetle, ilk etaptaki bocalamalara rağmen, bu "çorbada tuzum olsun" diyen ülkelerin sayısı giderek artıyor. Bu gidişle de Türkiye'ye zaten ihtiyaç kalmayacak.

Dünyadaki yerimizi saptamalıyız

Tabii, Türk askerinin gitmemesi durumunda bu kez de "Fırsat kaçtı, kaçmadı" tartışmalarından ve karşılıklı suçlamalardan geçilmeyecektir. Bu da işin diğer yönü.
Ortadoğu'da yeni dengelerin oluştuğu kesin. Peki, tüm bunlar olurken Türkiye nerede olacak? Bu sorunun yanıtını bulmadan önce dünyadaki yerimizin ne olduğunu saptamamız gerekiyor. Bunu ise bir türlü yapamıyoruz. Çünkü iç hesaplaşmalarımızın sonu bir türlü gelmiyor. Dünya da bizi, her zamanki gibi, es geçip gidiyor.



Bu yazı 316 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Ağustos 2011 Artık muhtıra değil, emeklilik dilekçesi veriliyor
    • 16 Mayıs 2011 Suriye karıştıkça Türkiye’den beklenenler artıyor
    • 3 Ocak 2011 ''İsrail ve Suriye için Türkiye en iyi arabulucu''
    • 13 Aralık 2010 AB’den gelen büyük desteğin nedeni
    • 13 Ekim 2010 ABD ile ilişkilerde tren kazası olasılığı
    • 4 Ekim 2010 İsrail’de yoğun Türkiye aleyhtarı Propaganda
    • 28 Ağustos 2010 Avrupalılar bile AB’ye artık inanmıyor
    • 3 Temmuz 2010 İsrail, Türk-ABD ilişkilerinin koşulu haline geliyor
    • 31 Mayıs 2010 Savunma stratejimizi etkileyecek gelişmeler yaşanıyor
    • 8 Mart 2010 ABD dış politikası amatörlerin elinde mi?
    • 2 Kasım 2009 Peki, CHP ne yapıyor?
    • 8 Haziran 2009 Obama’nın verdiği desteğin arka planı
    • 23 Şubat 2009 Batı’dan uzaklaştığımız inancı artıyor
    • 6 Ekim 2008 Aktütün saldırısıyla akla gelen sorular
    • 20 Ağustos 2008 Washington ile Montrö sıkıntısı
    • 18 Ağustos 2008 Türkiye ittifaksız kalırsa ne olur?
    • 11 Ağustos 2008 Türkiye’yi Batı’ya iten Rusya’dır
    • 2 Ağustos 2008 Batı kadar Doğu da rahatladı
    • 21 Ocak 2008 Erdoğan-Sarkozy-Merkel zirvesi bir tuzak mı?
    • 31 Aralık 2007 2008'de Türk- ABD ilişkileri

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,582 µs