En Sıcak Konular

Taha Akyol


Taha Akyol
0 0 0000

30 Ağustos, laiklik, demokrasi



YAKIN tarihimizin en önemli tanıklarından Falih Rıfkı Atay'ın 3 Ekim 1922 tarihli Akşam gazetesindeki yazısının başlığı "Kocatepe"dir. Bir ölüm kalım savaşında Mustafa Kemal, Fevzi ve İsmet Paşa'ların çelikleşmiş iradelerini anlatır. Uzun yazısının bir bölümü şöyledir:
"Yunanlılar mukavemet ediyorlardı. Hatta bir tepeyi iki ordu birkaç defa alıp verdiler. Top gürültüleri arasında, Kocatepe'nin bir köşesinde Fevzi Paşa Kuran okuyordu. Zira Fevzi Paşa'nın ruhu iki imandan yoğrulmuştur: En yeni fen ile düşünen Fevzi Paşa, dinine ve milletine aynı kuvvetle inanıyor."
Falih Rıfkı, bu tür yazılarını 1933 yılında, tabii yeni harflerle, "Eski Saat" adlı kitabında topladı; "Kocatepe" yazısı kitabın 218-221. sayfalarındadır. Fakat, yukarıya aldığım satırlar makaslanmıştır!
Falih Rıfkı, Fevzi Paşa'nın Kuran okuduğu gerçeğini artık 'muzır' bir bilgi sayıyordu galiba!

Cumhuriyetin kökleri

Türkiye'de cumhuriyet, başka ülkelerdeki gibi cunta kararlarıyla kurulmadı; kurulduktan sonra da hiç yıkılmadı. Tarihi kökleri olduğu gibi kuruluşu da Meclis kararıyla gerçekleşti.
Cumhuriyet ilan edildiğinde, aile hukuku dışında, hukuk ve yargı sistemimiz büyük ölçüde laikleşmiş, eğitimde de inisiyatif daha Abdülhamit zamanında medreseden modern mektebe geçmişti. Milli Mücadele'nin asker ve sivil kadrosu çok büyük ölçüde 'mektepli'dir; komutanlar 'paşa'dır zaten.
Cumhuriyet modernleşmesini yoktan var edilmiş bir mucize gibi gösterenler onu yücelttiklerini sanırken aslında tarihteki köklerini buduyorlar! Cumhuriyeti köksüz bir fidan gibi görmek sürekli irtica korkusu ve "koruma kollama" duygusu yaratıyor! Halbuki İsmet Paşa, 1925'te ve 1930'da irtica korkusuyla partileri kapatmakla yanlış yaptıklarını sonradan ifade etmiştir.
İdeoloji haline gelmiş aynı korku yüzünden bugün de Türkiye'deki toplumsal modernleşme dinamiklerini dikkate almadan, marjinal faktörlere bakarak hâlâ 'irtica tehlikesi'nden bahsediyorlar.

Geldiğimiz aşama

Türkiye'nin ulaştığı toplumsal modernleşme ve kurumlaşma aşamasında artık hiçbir "tek fikir" ülkeye egemen olamaz! Böyle bir Türkiye'de askeri müdahale de irtica da ham hayaldir!
Ancak toplumsal modernleşme etnik milliyetçilik sorununu çözemiyor, hatta bazen artırıyor! Türkiye'nin tek ciddi sorunu budur ve artık "Takrir-i Sükun" usulleriyle çözülemez! İşte, 12 Eylül rejimi bu sorunu çözemedi, aksine azdırdı!
Türkiye üniter devlet yapısı içinde demokrasiyi ve toplumsal entegrasyonu geliştirerek bu sorunu zaman içinde 'yönetilebilir' düzeye indirmeyi başarmalıdır.
Bu tablo gösteriyor ki, Türkiye'nin liberal demokrasiyi iyi işletmekten başka yolu yoktur, çağımızın devleti böyle bir devlettir. Sayın Org. Hilmi Özkök bunu "birinci sınıf devlet" terimiyle ifade ediyordu. Türkiye'yi buna layık görmemek ayıptır!
Türkiye "meşrutiyet" yoluyla demokrasiyle tanıştı, "meclis hükümeti" sistemiyle Büyük Zafer'i kazandı, "parti devleti" ile devrimleri yaptı. Yoluna "liberal demokrasi" ile devam edecektir.
Cumhuriyetin temel değerleri de elbette buna göre gelişecek, liberalleşecektir.
Bu, Türkiye için aynı zamanda jeopolitik bir zorunluluktur. Demokrasiye aykırı bir girişim Türkiye'nin başına ne belalar açar, bir düşünün!



Bu yazı 119 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 7 Kasım 2011 KCK ve hukuk
    • 30 Temmuz 2011 Afrika kampanyası
    • 29 Temmuz 2011 Stalinist milliyetçilik!
    • 22 Temmuz 2011 AKP’li bakan İnönü’yü övüyor
    • 20 Temmuz 2011 ‘Makas açılıyor’
    • 18 Temmuz 2011 Totalitarizmi eleştirmek
    • 12 Temmuz 2011 Anayasa da böyle yapılır
    • 7 Temmuz 2011 ‘Usta’ kabine
    • 1 Temmuz 2011 CHP Meclis’e
    • 27 Haziran 2011 Anayasa yapmak
    • 7 Haziran 2011 AKP, CHP, MHP uzlaşır mı?
    • 30 Mayıs 2011 Kürt meselesi nereye?
    • 27 Mayıs 2011 Hukuk ve yargı açısından 27 Mayıs
    • 26 Mayıs 2011 Proje savaşı
    • 19 Mayıs 2011 Ergenekon ve PKK
    • 12 Mayıs 2011 Demirel ve CHP
    • 11 Mayıs 2011 MHP
    • 18 Nisan 2011 2023 Vizyonu
    • 2 Nisan 2011 ‘Bizden yana adalet!’
    • 25 Mart 2011 Türkiye’nin rolü?

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,005 µs