En Sıcak Konular

Hasan Celal Güzel


Hasan Celal Güzel
0 0 0000

"Türkiyelilik" safsatası



Sevgili okuyucular, söyleyiniz bakalım siz 'Türkiyeli' misiniz? Yabancı bir ülkede Türkçe konuşan veya Türk'e benzeyen birini gördüğünüzde ona, 'Sen Türkiyeli misin?' yoksa 'Sen Türk müsün?' diye sorarsınız?
Bu pazar sohbetinde sizinle şu 'Türkiyelilik' safsatasını tartışmak istiyorum.

'Türkiye' ne demek?

'Türkiye' sözünün sözlükteki karşılığı şöyle:
1. Türklerin ülkesi, Türkili, Türkistan. 2. Türkiye devletinin ülkesi.
Öyle ya, içinde hangi etnik ya da etnikaltı unsur yaşarsa yaşasın, bu ülke 'Türklerin ülkesi Türkiye...'
Böyle olunca, aslında 'Türk' demekle 'Türkiyeli' demek arasında fazlaca bir fark da yok. 'Türkiyeli' deyince, tarifi coğrafya içinde sıkıştırmakla kalıyorsunuz. 'Türkiyeli' de gene 'Türklerin ülkesinden' anlamına gelmiyor mu?
Lâkin, bizdeki Kürtçüler ve onların hâmiliğine pek meraklı olan eski solcu yeni liberal 'aydınlar' bu kelimeye fena hâlde takmış vaziyetteler...
Başbakanlığın İnsan Hakları Danışma Kurulu'nun tartışmalı ve de kaçak ünlü Raporu'nun göre; 'Tek kültürlü ulus-devlet modelinin insan haklarını gözardı eden boyutu yerine, 'Türkiyelilik' üst kimliği altında çok kültürlü yeni bir toplum modeli benimsenmesi'ni öneren ifadesi, bizim gayrı millî, mozaikçi aydınımızın, 'bölünmeme çaresi' olarak tavsiye ettiği tipik bir 'bölme-parçalama' modelidir.

'Türk' kime denir?

Büyük Atatürk'ün 'Ne mutlu Türküm diyene' vecizesini iyi düşünmek gerekir. Özal bana, 'Bak, ne mutlu Türk'e dememiş, Türküm diyene demiş' diye bunun bir birlik mesajı olduğunu söylerdi. Nitekim, 1924 Anayasası'nın 88. maddesi, bu önemli düsturu hukukîleştirmiştir. Buna göre, 'Türkiye'de din ve ırk ayırt edilmeksizin vatandaşlık bakımından herkese
Türk denir' hükmü yer almıştır.
Kaç defa yazdık çizdik, anlatamadık. 'Türk' , 'Türk Milleti' , 'Türk Devleti' derken kullandığımız 'Türk' sıfatı, etnik bir tavsifi değil, daha 'üst kimlik' ile 'vatandaşlık' sınırlarını ifade etmektedir.
Önce, siyasî ve hukukî kimliğimiz olan 'Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı' kimliği gelir. Sonra bütün vatandaşları içine alan üst kimliğimiz 'Türk Kimliği'dir. Bu üst kimlik içerisinde, manevî ve birleştirici değeri olan ve nüfusumuzun tamamına yakın kısmını kapsayan 'Müslüman Kimliği' vardır. Bu kimlik, laik bir devlet nizamında siyasî ve hukukî bir sonuç doğurmamakla birlikte, Türk toplumunun çimentosunu meydana getirir.
'Alt kimlik/kimlik altı', etnik menşe, bölgesel özellikler ve hemşehrilik gibi farklılıklar için sözkonusudur. Alt kimlikte, Türk kimliğine sahip
T.C. vatandaşları, kendilerini Türk, Kürt, Arap, Karadenizli, Doğulu vb. gibi ifade edebilirler.
Bu da Türk kimliğinde ayrılık sebebi olmaz.
Aslında sokaktaki insanımızın bir 'kimlik sorunu' yoktur. Kimlik sorunu, jakoben dayatmaların baskıları ile bölücülerin karşılıklı çatışmasından cahil aydınlarımıza ve tecrübesiz politikacılarımıza intikal eden ve dış tesirlerle filizlenen sunî bir sorundur.

Hangi dilde 'Türkiyeli' sözü var?

Siz hiç yabancı bir dilde 'Türkiyeli' sözünün karşılığı olan bir kelime gördünüz mü? Tek bir kelimeden bahsediyorum; yoksa, 'Türkiye'de yaşayan insanlar' gibi tanımlayıcı ifadeler zaten her dilde bulunur. Meselâ; İngilizce' de, 'Turk' ve 'Turkish' kelimeleri 'Türk' karşılığı olarak kullanılır.
Tâ 13. yüzyılda seyyah Marko Polo, Anadolu'yu 'Türkiye' olarak adlandırmış; yüzyıllar boyunca bu topraklar, Avrupalıların çizdiği haritalarda 'Türkiye' olarak yerini almıştır. Burada yaşayan insanlar da 'Türk' olarak adlandırılmışlardır.
Kendisini sadece yaşadığı coğrafya ile tarif eden, köklü bir tarih ve kültüre sahip bir ülke gördünüz mü? Fransa'da, Almanya'da, İtalya'da, İngiltere'de yaşayan bu ülke vatandaşlarının, kendilerini 'Fransalı', 'Almanyalı', 'İtalyalı', 'İngiltereli' olarak vasıflandırdıklarını hiç duydunuz mu? Onlar, İngiliz, Fransız, Alman, Yunan (hatta Elen ) olacaklar da ben neden 'Türkiyeli' olacakmışım?... Bu ülkelerde hiç etnik farklılıklar yok mudur?
Hem Türkiye 'de yaşayan bunca insanın, coğrafyadan başka bir ortak değeri bulunmaz mı? Bilakis, bana bazı etnikaltı dil ve lehçe farklılıkları dışında tek kültürel ayrılık gösterebilir misiniz?...

'Türkiyelilik bilinci' değil, Türklük şuuru

Güney Doğu Asya'daki depremde medya, kayıplar arasında Türklerin bulunduğunu da haber verdi. Mısır'daki patlamada da aynı haberlerle karşılaştık.
Hiç kimse haberi verirken, şu kadar 'Türkiyeli' ya da şu kadar Kürt, Arap, Türk asıllı vatandaşımız demedi. Çünkü, burada aslolan o ülkenin vatandaşlığıdır.
Çok kültürlü toplum modeli kulağa hoş gelse de, böyle bir devlet modeli düşünülemez. Bunu inşa etmeye çalışanlar, sonunda o devletin parçalanmasına sebep olurlar.
Türkiye'de yapılması gereken, çok kültürlü federatif model arayışlarını bir yana bırakarak, resmî 'T.C. Kimliği' haricinde üst kimlik olarak 'Türk Kimliği'nin iyi anlaşılabilmesi ve hazmedilmesidir.
Üst kimlikteki 'Türklüğün' yerine 'Türkiyeliliği' geçirirseniz, içi boşaltılmış kuru bir pasaport ve ırkçılık peşindeki milyonlarla karşı karşıya kalırsınız.
'Ortak coğrafya', kimliğin sadece bir parçasıdır. Kimliği meydana getiren asıl harç; din, dil, kültür, tarih, tasa ve kıvanç birliğidir.
Irk ve din ayrımı yapmayan ve alt kimlik gruplarını ezmeyen bir 'Türklük Şuuru', T.C. Vatandaşlığının içini dolduran ve bizi 'biz' yapacak temel değerimizdir.
***
Devletimiz, 'bağımsız', 'egemen', 'üniter' millî devlet yapısını devam ettirmek mecburiyetindedir.
Ve, kimseler unutmasın ki, bu devletin adı da 'TÜRKİYE Cumhuriyeti'dir.



Bu yazı 656 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 27 Mayıs 2012 27 Mayıs'ın hesabı sorulmalıdır
    • 5 Mayıs 2012 Darbeciler! Ordu artık hizmetinizde değil...
    • 29 Ekim 2011 Dikkat! PKK'nın tuzağına düşmeyelim
    • 3 Aralık 2010 Hedefteki ülke: Türkiye
    • 26 Ağustos 2010 Kardeş Pakistan'ın yardımına koşmalıyız
    • 27 Haziran 2010 Oyunun hedefinde iktidar ve Başbakan var (2)
    • 17 Haziran 2010 Terör ve politika
    • 27 Mayıs 2010 50 yıllık utanç: 27 Mayıs
    • 13 Mayıs 2010 Rusya ile tarihî anlaşma
    • 6 Mayıs 2010 CHP-MHP-BDP koalisyonu
    • 20 Nisan 2010 Kıbrıs'ta beklenen sonuç
    • 16 Nisan 2010 'Nerede muhabbet, orada Muhammed'
    • 11 Nisan 2010 CHP ve MHP'ye son Anayasa çağrısı
    • 8 Nisan 2010 Baykal'ın uzlaşma teklifi üzerine
    • 25 Mart 2010 Anayasa reformuna neden karşı çıkıyorlar? (1)
    • 12 Mart 2010 12 Mart Muhtırası
    • 4 Mart 2010 Ermeni iftiraları konusunda bayatlamış Amerikan politikası
    • 21 Şubat 2010 AK Parti'yi kapatma hazırlıkları
    • 31 Ocak 2010 Fişleme üzerine...
    • 21 Ocak 2010 Bu iddialar cevapsız bırakılamaz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,830 µs