En Sıcak Konular

Umur Talu


Umur Talu
0 0 0000

Yapmayın çocuklar!



Dışişleri Bakanı Gül' ün Lübnan, İsrail, Suriye turlarını olumlu buluyorum.
Çok "hümanist" mesajlar veriyor. "Artık kimse suçlu aramasın. Geçmişe değil, ileriye bakın" türü telkinler özellikle.

"Halkın çektiği acılar" ı ön plana çıkarması, kaçırılan İsrail askerleriyle İsraillilerin tutukladığı Filistinlilerin serbest bırakılması çağrısı, kin ve nefretten uzak bir yeni nesil temennisi... hepsi, hepsi.

Bakın, şimdi söyleyeceğim tamamen içten ve hiçbir müstehzi yanı yok:
Hakikaten bu mesajları insani buluyorum; Gül' ün bunları bir bakandan ziyade bir insan, bir baba ve kendi yumuşaklığına münasip biçimde söylediğini düşünüyorum.

Şimdi söyleyeceğimin ise her yanı müstehzi:

Eminim başta İsrailliler, diğer muhatapları da, "Vay be biz bu kadar iyi insan, iyi baba, şefkat dolu devlet adamı olmayı 60 yıldır nasıl düşünemedik" diye kafalarını duvarlara vurmuşlardır.

Duvar, "Ağlama Duvarı" da olabilir; İsrail'in Filistinlilerin üzerine ördüğü duvarlar da.

Gül' ün bu mesajları çok insani, ama aynı zamanda hepimizi de yanıltıyor.
Çünkü, gazete manşetlerinden taşan o insani mesajlarla, bu devlet oraya asker gönderecek.

"İllüzyon", asker göndereceğimiz yerde onları, Dışişleri Bakanı'nın telkinlerinden aşırı etkilenmiş "ermiş, aşmış, nur gibi insanlar" ın beklediğine dair masalsı hava.

Yok öyle şey!

Oraya "Barış" namına asker gitmesi de öyle bir masal.

Palavra da denebilir elbette.

Orada, arasına gireceğiniz yorgun bir iç savaş, ne bileyim zaten bölünmüş bir ülke, "Yapmayın çocuklar, böyle füze atmak, bombardıman yapmak filan ayıp. Hey sen! Koy bakim o silahı yerine. Sen de çabucak uçağını alıp evine git. Anneniz nerde sizin?" demekle ikna olacak "taraflar" yok.

Orada ununu eleyip eleğini asmış bir katliam, kinini, nefretini boşaltmış da kurumaya hazır damarlar yok.

Orada "geçmişe bakmamak" da felaket.

"İleriye", sadece birilerinin parmakları yönünde ve kimilerinin organize işleri uyarınca bön bön bakmak da.

Türkiye, şundan bundan farklı olarak oraya; Kürt sorunu olan, PKK terörüyle çatışan, Kuzey Irak'a girdi girecek, Kerkük'te çatıştı çatışacak, İran ve Suriye yönetimi gibi "Şii" komşularına karşı bilendi bilenecek, İran'ın nükleerinden haz etmeyen, halkı İsrail'e gıcık ama belki de ilk şehitlerde Lübnan'daki Hizbullah'ı da Diyarbakır'daki Hizbullah kabul edebilecek yahut hakikaten kendi Hizbullahçısı da bilenebilecek esnek ve kaygan bir kamuoyu ve "Sünni" sıfatıyla gidiyor.

Daha beteri;

Başta ABD'nin ve duruma göre İsrail'in, bölgedeki tüm belalara bulaştırma, bölgedeki tüm pisliklerin içine sokma, bölgede kafayı yemiş bir jandarma kılma arzuları, niyetleri, teşvikleri ve sözde hiç belli olmayan manipülasyonları ile gidiyor.

Gitmesin diyoruz ama kafalarına koymuşlar, gidiyor!

Ve tüm insani, öpüp koklanası mesajlarına rağmen, Dışişleri Bakanı Gül, belki içinden gelerek, belki biraz uğraşarak yarattığı o masalsı, yumuşak, sevgi dolu havayla, balon şişiriyor.

O balona binelim, havalara uçalım, ayağımız yerden kesilsin diye adeta.
Yanlış yapıyor ve yakıcı, acıtıcı, hatta tiksindirici kimi gerçeği perdeliyor.
Türkiye sanki başroldeymiş gibi bir hava yaratılırken, bu koskoca ülke, kimilerinin yazdığı "Yeni Ortadoğu" senaryosunda da yuvarlanmak üzere, kah sırtından ittiriliyor, kah kıçından tekmeleniyor!

En fenası, adeta bunu mümkün kılacak şekilde, şöyle iki büklüm olmamız!

Bu başka bir konu: Düşünce, ifade ve yazı bir linç mevzuu olarak; hümanist toplumumuz, demokratik devletimiz ve hukuk devletinin bağımsız yargısının içinde nadide yerini koruyor.

İpek Çalışlar' ın "Latife" de yazdıkları da koleksiyona eklendi hemen. Tartışılabilecek şeyler, kafadan bir mapushane duvarı ördürüyor. Şöyle bir soru da mümkün: "Atatürk size, kendisini koruma hakkını ve vekaletini vermiş miydi? Size, özellikle size!"



Bu yazı 671 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 19 Ocak 2009 Kravatın vicdanı
    • 15 Ocak 2009 Yeraltı ordusu!
    • 26 Aralık 2008 Hakikatin içyüzü
    • 15 Aralık 2008 Onların oğulları kızları...
    • 11 Aralık 2008 Bak şu bakana!
    • 23 Kasım 2008 Üç ana...
    • 17 Kasım 2008 Taş ile bomba... Kanun ile adalet
    • 13 Kasım 2008 Ya öyle değil de böyle ise...
    • 19 Ağustos 2008 Kırk tilki kırk ayak
    • 28 Temmuz 2008 Kahpelik!
    • 28 Ekim 2007 Kasrı Şirin mi şirin!
    • 10 Ekim 2007 Düşünmeye davet
    • 26 Ağustos 2007 Biat kültürü imiş!
    • 21 Haziran 2007 Büyük lokma... Büyük konuşma
    • 20 Haziran 2007 Susurluk, Ankara Sauna, Atabey Kaldırım, Danıştay Trabzon, İstanbul bomba Cumhuriyet
    • 17 Haziran 2007 Her senaryo aktörünü bulur
    • 11 Haziran 2007 Şimdi incir zamanı
    • 3 Haziran 2007 Bana her şey seni hatırlatıyor!
    • 29 Mayıs 2007 Bunu da gördük!
    • 28 Mayıs 2007 Kanmayın kıymayın!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,757 µs