En Sıcak Konular

Semih İdiz


Semih İdiz
0 0 0000

ABD'nin derdi Türkiye'yi PKK ile masaya oturtmak



Türkiye ile ABD arasındaki "Stratejik Vizyon Belgesi" açıklandığında, bu belgeyi Türk kamuoyunun gözünde inandırıcı kılacak olan tek şeyin Washington'un PKK konusunda atacağı somut adımlar olacağını yazmıştık.
Ancak, bu tespitimiz Amerikalı diplomatları pek memnun etmemişti. Onlara göre iki ülke arasındaki çok boyutlu ilişkiler tek bir konuya indirgenemezdi. Kaldı ki, PKK'nın belgede ismen zikredilmesi ABD'nin bu konuya verdiği önemin bir göstergesiydi. Washington'un atacağı adımlar ise kısa zamanda görülecekti.

Atılan adımlar askeri değil

Oysa, ABD'nin kimi adımlar atmaya başlaması, sekiz erin birden şehit edilmesinden ve Türkiye'nin bir sınır ötesi operasyonu olasılığını ciddi ciddi telaffuz etmeye başlamasından sonra oldu. Atılan adımlar ise, askeri değil, daha çok Iraklı Kürtlere bölgedeki PKK bürolarını kapattırmak gibi şeylerdi.
Türk kamuoyu için bu durum bile, söylediği büyük laflara rağmen, Washington'un PKK konusunda duyarsız olduğunu göstermeye yetiyordu. Gazze ve Lübnan'da İsrail'e koşulsuz geçit verirken, Türkiye'nin yapacağı bir sınır ötesi operasyona karşı çıkması ise ABD'nin çifte standardını ortaya koyuyordu.

Koordinatör güveni azalttı

Bugün gelinen nokta ise tarafların bu konuda hâlâ ortak bir dil bulamadıklarını gösteriyor. Bu nedenle, ABD'nin PKK'ya yaptığı "silah bırakma" çağrısının Türkiye'de yarattığı hoşnutsuzluk hiç de şaşırtıcı değil. ABD'nin atayacağı belirtilen "PKK koordinatörü" ise Türkiye'de Washington'a karşı duyulan güveni artıracağına, tam aksine, bunu azaltmıştır.
Zira, hem bu, ne işe yarayacağı hâlâ belli olmayan, "koordinatör" fikri - ki bunun aslında hangi taraftan çıktığı meçhul- hem de ABD'nin PKK'ya dönük "silah bırak" çağrısı, bu örgütü dolaylı yoldan Türkiye'ye "muhatap yapma" gayretleri olarak algılanıyor.

ABD'li yetkililerin sözleri

Sorun da esas itibariyle, buradan kaynaklanıyor. Çünkü, Amerikan tarafında, Türkiye'nin -İngiltere ve IRA veya İspanya ve ETA örneklerinde olduğu gibi- PKK veya bir yan kuruluşuyla bir şekilde görüşmelerde bulunması gerektiğine inananların sayısı az değil.
Daha açık söylemek gerekirse, PKK'nın, "Biz artık silahı bıraktık, mücadelemizi barışçıl bir şekilde siyasi platformda güdeceğiz" türünden bir açıklamada bulunması halinde, Türkiye'nin "Kürtler ile masaya oturması gerektiği" düşünülüyor.
PKK sorununun çözümünün sınır ötesinde değil, Türkiye'nin içinde olduğunu, bu çözümün de sadece askeri olmadığını, özel konuşmalarda en üst düzeydeki Amerikalı yetkililerden daha sıklıkla duyuyor olmamız ise bunu ayrıca kanıtlıyor.

PKK bir numaralı mesele

Bunun Türkiye açısından -hele hele neredeyse her gün şehit verilirken- kabul edilemez bir yaklaşım olduğu ise ABD tarafında pek anlaşılmıyor. Hal böyle olunca, PKK sorunu, Amerikan tarafının hoşuna gitmese de Türk-Amerikan ilişkilerinin bir numaralı meselesi olarak önümüzde duruyor.
Amerikalılar bu konuda "çok şey" yaptıklarını savunurlarken, Türk tarafının bunları "yetersiz" bulması ise artan "sağırlar diyaloğu"nu ortaya koyuyor.



Bu yazı 306 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 1 Ağustos 2011 Artık muhtıra değil, emeklilik dilekçesi veriliyor
    • 16 Mayıs 2011 Suriye karıştıkça Türkiye’den beklenenler artıyor
    • 3 Ocak 2011 ''İsrail ve Suriye için Türkiye en iyi arabulucu''
    • 13 Aralık 2010 AB’den gelen büyük desteğin nedeni
    • 13 Ekim 2010 ABD ile ilişkilerde tren kazası olasılığı
    • 4 Ekim 2010 İsrail’de yoğun Türkiye aleyhtarı Propaganda
    • 28 Ağustos 2010 Avrupalılar bile AB’ye artık inanmıyor
    • 3 Temmuz 2010 İsrail, Türk-ABD ilişkilerinin koşulu haline geliyor
    • 31 Mayıs 2010 Savunma stratejimizi etkileyecek gelişmeler yaşanıyor
    • 8 Mart 2010 ABD dış politikası amatörlerin elinde mi?
    • 2 Kasım 2009 Peki, CHP ne yapıyor?
    • 8 Haziran 2009 Obama’nın verdiği desteğin arka planı
    • 23 Şubat 2009 Batı’dan uzaklaştığımız inancı artıyor
    • 6 Ekim 2008 Aktütün saldırısıyla akla gelen sorular
    • 20 Ağustos 2008 Washington ile Montrö sıkıntısı
    • 18 Ağustos 2008 Türkiye ittifaksız kalırsa ne olur?
    • 11 Ağustos 2008 Türkiye’yi Batı’ya iten Rusya’dır
    • 2 Ağustos 2008 Batı kadar Doğu da rahatladı
    • 21 Ocak 2008 Erdoğan-Sarkozy-Merkel zirvesi bir tuzak mı?
    • 31 Aralık 2007 2008'de Türk- ABD ilişkileri

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,230 µs