En Sıcak Konular

Mustafa S. Tüter



Mustafa S. Tüter
0 0 0000

Araplar bizim neyimiz olur?



Kırk yıldır ilk defa Suudi Arabistan Kralı ülkemizi ziyaret ediyormuş. Görünüşe bakılırsa bu ziyaret kırk yılın acısını çıkartacak boyutta gelişmelere açık. En azından ekonomik anlamda… Bazıları bugüne kadar ABD'nin yanında yer alan tutumuna karşın, şimdilerde Suudi Arabistan'ın "Yeni Ortadoğu Projesi"ne alternatif bir arayış içine girdiğini söylemeye başladı bile. Ben, pek öyle olduğunu düşünmüyorum. Suudi Arabistan, Ortadoğu'daki sıcak gelişmeler dolayısıyla İran'ın bölgede nüfuz elde etmesinden kaygılanıyor olabilir. Ama aslında bu kaygı doğrudan Suudi Arabistan'ın değil ABD'nin inisiyatif almasına yol açacaktır. Arapların, hele hele Suud'un böyle bir siyasi irade göstermesini beklemek, ya Arapları hiç tanımadığımız ya da onların çok değiştiği anlamına gelir ki, emin olun değişen hiçbir şey yok.

Şimdi, bazıları içten içe "Arap düşmanlığı" beslediğimi düşünebilirler. Benim de üzerinde durmak istediğim konu o. Sokaktaki insanlara yolda yürürken biraz kulak kabarttığınızda Arapların bu ülkeye kırk yıl sonra ayak basmaları olayına onların çok farklı, fakat bildik yaklaştığını görüyorsunuz. Kahvede, iki arkadaş arasında, akşam evde konuşulan Arapların "tembelliği", "temizliğe özen göstermemeleri" ve sohbet biraz daha koyulaşmışsa Türkleri arkadan vurdukları gerçeği. Yani mesele biz ve Araplar meselesi…

Eskiden beri Araplar ve Türkler arasında var olan "psikolojik uzaklığın" nereden kaynaklandığını merak ederim. Bu konuda kendime göre bazı tespitlerim de var. Mesela, Arap meselesi bir yönüyle İslamcılar ve Türkçüler arasındaki çatışma alanına işaret eder. Hatta bazı İslamcıların Türkçülere karşı siz Arap düşmanlığı yapıyorsunuz şeklindeki yaklaşımı, Arap düşmanlığını ortadan kaldırmaktan çok aşırı Türkçülerin İslam karşıtı söylemlere başvurmalarını körüklemiştir. Bu anlamda Arap meselesi Türk milliyetçiliği içindeki ayrışmanın da en önemli göstergelerinden biridir.

Mesela Erol Güngör gibi Türk milliyetçiliğinin önemli isimlerinden biri, Arap düşmanlığı yapanların milliyetçilik kisvesi altında İslam düşmanlığı yaptığını söylemektedir. Diğer tarafta milliyetçilikle ırkçılık arasındaki ince çizgiyi sürekli unutan Nihal Atsız gibileri ise İslam'ın Türk milli karakterine uymadığını iddia etmektedirler. Türk milliyetçiliğinin bu kanadında Araplara yönelik oluşan karşıtlığın Arap milliyetçiliğine bir reaksiyon olarak yorumlanması söz konusuyken, kimi zaman din karşıtlığı şeklinde bir görüntü arz etmesi şaşırtıcıdır. Türk-İslam sentezini savunan milliyetçi görüşün aksine, Atsız kanadı Türklüğü yüceltmek için dışarıdan gelen bütün etkilerin ortadan kaldırılarak saf bir Türklük bilinci oluşturulması düşüncesini savunur. 

Bizde, pek çok açıdan Arapları küçümsemek milli bir adet haline gelmiştir. Bunu yaparken gerekçemiz de hazırdır: Onlar Arap milliyetçiliği yapıyor. Milliyetçiliğin belki de en önemli açmazı tam da bu noktadır. Başkasının milliyetçiliğinden hoşnut olmazken, kendi milliyetçiliğini savunma mekanizması olarak öne sürmek. Arapların Yemen çöllerinde Türkleri sırtından hançerlemesi toplumsal hafızamıza nasıl kazınmışsa, nedense Cemal Paşa'nın Suriye'de yaptıklarının Arapların hafızasında nasıl yer etmiş olabileceği kimsenin aklına gelmez. Ortada bir anlaşmazlık varsa bu iki tarafın da kabahati olduğunu gösterir. Tabii dışardan gelen İngiliz oyunlarının rolü de unutulmamalıdır.  

Arapların ülkemizi ziyaretine Türk toplumunun bakışı, maalesef, bugün hala bilinçaltında var olan olumsuz imajlar yoluyla gerçekleşmektedir. Türk milliyetçiliğinin bir kanadının da sürekli körüklediği "Arap düşmanlığı" Türk insanının vazgeçmesi gereken bir zihni ve duygusal alışkanlıktır. Araplar da en az İngilizler, Almanlar, Ruslar ve Fransızlar kadar bizimle dost olabilme potansiyeli taşıyan insanlık aleminin bir topluluğudurlar. Arapları diğer milletlerden kendimize yakın görmek için çok geçerli sebeplerimiz olmadığı gibi, uzak görmemiz için de hiçbir sebep yoktur. Nitekim kırk yıl sonra da olsa bir Arap devleti ile iyi ilişkiler kurma yolunda olumlu adımlar atılmıştır.



Bu yazı 335 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 20 Ocak 2007 Suikastın MİT’e dönük mesajı
    • 14 Ekim 2006 Fransa’nın horozu
    • 8 Ekim 2006 Filistin’de neler oluyor?
    • 21 Eylül 2006 Cemaat toplumu olmak
    • 5 Eylül 2006 İran’a asker göndermek…
    • 25 Ağustos 2006 Mezhepçi hassasiyetleri kaşımak
    • 18 Ağustos 2006 Lübnan bugün daha güçlü…
    • 14 Ağustos 2006 Araplar bizim neyimiz olur?
    • 28 Temmuz 2006 Çözümün anahtarı İsrail’de!

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,333 µs