En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

Kar taneleri: Semada raks eden dervişler



Âh sevgili kızım, âh... Yağan kardan alacak çok dersimiz var. Sabırla yağan, durmaksızın işini yapan, kışı getirmek için, âlemi yenilemek ve onarmak için üzerine düşen vazifeyi bihakkın yapan kar tanelerinden alınacak dersler var.

Kar taneleri birer mürebbidir, sana sabretmeyi, sebat etmeyi ve kararlı bir şekilde vazifeyi ikmal etmeyi öğreten bir mürebbi. Her bir tane işine odaklanmıştır, vazifesini ifa için yağar da yağar... Kimse kimsenin işine karışmaz kimse kimseye müdahil değildir. Milyonlarca kar tanesi, adeta raks eder gibi büyük bir ahenk ve coşkuyla semanın saflığını yeryüzüne taşır. O, insanın gündelik meşgalelerle unuttuğu gökyüzüyle rabıtasını yenileyen birer elçidir. O yüzden coşkun, o yüzden kararlıdır.

Kar taneleri adeta sema eden dervişler gibi döne döne iner, şehrin sokaklarını kaybettiği safiyetle, fıtratıyla buluşturur. Çocukların karı sevmesi bundandır. Fıtratı bozulmamış yavrucakların kar coşkusu, karın safiyetiyle, yeryüzünü yenileme bilinciyle buluşur; şenlik olur. Kar şenliği... Lakin o şenlik bazen yolları kapatır; insan biraz otursun oturduğu yerde, biraz misafir kalsın, misafir ağırlama zevkine ersin, mahsur ve mağdur kalmanın verdiği fakr ile şöyle kenara çekilip sabretsin, her şeyin ve her anın sahibine yönelsin mesajını tebliğ eder. Dur hele, der, hele bir kere olsun dur!

İnsan zamanın sahibini unutuyor akan zaman ırmağında... Keşkelerle endişeler arasında tıkanıp kalıyor. Bu koşuşturmalar, iç âlemimizde cereyan etmesi gereken bilgi kaynaklarının yollarını tıkıyor. Kar gelip, bağrında barındırdığı celâl tecellîsiyle o tıkanan damarları açıyor da açıyor. Bazen çığ olup inmesi, bazen buz olup âlemin kayganlığını telmih etmesi ondandır. Bütün bu celâlî tecellîler, karı şenlik olarak gören çocuklardan ziyade biz büyükler içindir; kar mürebbisinin elinde terbiye edilecek olan bizleriz.

Ah güzel kızım, alıcıları açık olan için âlem hep vericidir. Bir kitaptır bu âlem; oku okuyabilirsen... Bak işte kar yağıyor, inceden inceden. Karacaoğlan'ın o inceden inceye inişi elif harfi etrafında okuması ne kadar anlamlıdır. Haydi, şimdi Elif türküsünü dinleyelim... Elif, kızım, doğrudur, duruş sahibidir, müstağnidir, vazife bilincinde seyranda, her dem iştedir. Evet, ''yavru balaban bakışlı ve yayla çiçeği kokuşlu'' Elif, Mecnunun Leyla'sı, Ferhad'ın Şirin'i, Tahir'in Zühre'si gibi, Karacaoğlan'ın Elif'idir. Âşık sevip bağrına basacağı Elif'in meftunudur... Lakin bu elif, sadece o Elif değildir; semadan sükûnetle, sadelik ve saflıkla inen kar tanelerinin her biri birer eliftir.

Evet, kızım semadan tane tane elifler iner yeryüzüne; bize kaybettiğimiz duruşumuzu yeniden hatırlatmak, doğruluk idrakimizdeki değişimi tamir ederek vicdanımızla yüzleşmemiz için... Elif gibi, inen kar taneleri vazife bilinciyle, bize sorumluluğumuzu ve tevdi edilen ilâhî teklifleri hatırlatır. Kar taneleri, ''ak elleri kalem tutan'' bir Elif'tir; parklara, bahçelere, şehrin sokak ve caddelerine, dağlara, tepelere hep elif yazar. Kâinat elif olur, âlem eliften ibaret kalır. İşte tam da o demde çıkar Yunus, ''Elif okuduk ötürü'' der... Elif'e ötre korsun, ''o'', dersin, ''o!'' Varlık, bir koro halinde Elif'i ötre okuyarak, huzur ve sükûn içinde sahibine iltica eder; ''sadece O vardır, gerisi heva ve heves'' diyerek pazarına devam eder.

''Elif okuduk ötürü,

Pazar eyledik götürü;

Yaratılanı hoş gördük,

Yaratandan ötürü.''

Âh güzel kızım, âh, sözü uzatmaya hacet yok; şunu bil ki, kar taneleri birer mürebbidir, kar sesine aşina olanlara... Birer kâtiptir, Elif'i bilenlere. Karla dostluğun kavi, Elifçe duyuşun ve idrakin ziyade olsun.



Bu yazı 1,234 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,086 µs