En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

Bu kitap neden yazıldı?



Oğul, Sen Sen Ol'u okuyanlar, özellikle dibacede anlatılanlardan hareketle bu kitabın neden yazıldığını kolayca analayacaklardır. Eskiler telif ettikleri eserin başında sebeb-i telif kısmını korlar; neden o eseri telif ettiklerini ayrıntılı bir şekilde izah ederlerdi...Bu bazen bir rüya, bazen bir soru olurdu. Sebepsiz söz söylenmez, kitap telif edilmezdi.

Şimdi önsözde yahut fakirin ifadesiyle dibaceden bu sebeb-i telifi okumak mümkündür.  Şu kadarını söyleyeyim: Oğul Sen Sen  Ol, bizim ahlak edebiyatımız içinde dikkat çeken nasihatname, pendname ve  siyasetname geleneğine modern zamanlarda dikkat çekme niyetinde olan bir kitaptır.

Neden modern zamanlar vurgusu yapıyorum? Modern zamanlar vurgusu yapıyorum; zira bu süreçte çeşitli sebeplerle, bireysellik öne çıkarken insanlar da yalnızlaştı...Bunu hepimiz gözlemleyebiliyoruz. Dostların, rehberlerin ve mürşitlerin yerini yaşam koçları ve psikologlar alarak yeni bir istihdam alanı ortaya çıktı. Rehabilite olmak için içinde biriktirdiğin dertleri birilerine anlatman lazım; o senin sırrını saklayacak ve sana bir ufuk verecek...Bu güzel; lakin mesleklerden bir meslek haline gelerek bir kazanç kapısı oldu. Bu ne demektir? İnsanın kendi mahrem dünyası nesnelleşip, üretim ve tüketim kıskacı altında ele alınıyor demektir.

İnsanı tüketmektir bu...İnsan tükeniyor. Dertleşecek, meselelerini istişare edeceği, huzurunda rahatlayacağı bir akıl arayan insan, tüketimin bir parçası haline geldi. Bunun yanında hızla artan kişisel gelişim kursları, yoga, parapisikoloji gibi Uzakdoğu dinlerinin ve geleneklerinden, Kabala'dan ve yeni çağın ruhçu tarikatlarından esinlenerek artan ruhçu ve maneviyatçı akımlar kişiye kendini keşfetme hayalini verirken, kendi kendine mutlu ve huzurlu olmayı telkin ettiği iddiasında bulunurken, aslında yeri doldurulamayacak boşluklara da sebep oldu. Nereden kaynaklanıyor bu boşluk? Kendi ruh dünyamızı inşa eden kültürel kodlarımızdan ve kavramlarımızdan uzak kalış...Maneviyattan uzaklaştıkça, GDO'lu düşünceleri devşiren maneviyat koçları ve ustaları insanlarımızı kendi toprağına yabancılaştırdı. Ey Oğul Sen Sen Ol, bu yabancılaşmanın farkında olarak tutulan notlardan, yazılan mektuplardan ve düşüncelerden ibarettir.

''Oğul'', elbette yakından uzağa doğru yayılan geniş bir anlam katmanına sahiptir...Önce sözü yakınımıza söylemeliyiz. Bu bakımdan öncelikle oğlumu ve kızlarımı düşünerek, onların küresel ve tüketici yabancılaştırma çabalarına karşı, bize ait olan ilim ve hikmet geleneğiyle bağlarını kurmalarını amaçladım. Biraz olsun, aklın ve gönlün kodlarını değiştiren, dolayısıyla düşünceyi obezleştiren GDO'lu maneviyat okullarına karşı, onları zikretmeden dikkat çeken... Ve az da olsa N. Machiavelli'nin Prens'iyle çizilen   ''amaca giden yolda her şey mubahtır'' bakışının ortaya çıkardığı arızalara atıfta bulunarak, bize ait ilkeleri hatırlatma çabası var.  Kendi toprağımızda, organik düşünceler geliştirmeliyiz. Kendimiz olmak için bu çabaya ihtiyacımız var.

Evet, bir geleneğe bağlı kalarak, tohumu Gazzalî, Attar, Mevlânâ ve Hakîm Senâî gibi bilgelere ait fikirlerden devşirilen, onların izinde giderek yazılan mektuplar, tutulan notlardır bunlar. Bugün her bakımdan saflaşmaya, kendi kökleriyle beslenerek yenilenmeye ve zamanın ruhunu buradan anlayarak yarınları inşa etmeye ihtiyacımız var. Bu anlamda Oğul Sen Sen Ol, bir dertlinin, oğulları için dertlenen bir babanın düşünceleri olarak okunabilir.



Bu yazı 952 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    3,799 µs