En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

Camide buluşalım…



Camiler haftası… Bu seneki ana tema, cami ve gençlik olarak belirlenmiş. Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) toplumsal mahiyette güncel eksikliklerimizi tespit ediyor; çeşitli vesilelerle ülke çapında düzenlediği konferanslarla, süreli ve kitap yayınlarıyla, TV ve radyo programlarıyla tespit edilen mesele hususunda halkımızı bilgilendiriyor.

DİB’in kuruluşuna esas olan kanun, bu gibi hizmetleri öngörüyor. Meşru zemin içinde kalarak milletimizin aydınlatılması meselesi, DİB’in temel görevidir.

Bu sene Camiler Haftası dolayısıyla, gençlerin ilgisini camiye çekmeyi asıl gündem olarak seçmiştir. Bu fevkalade önemli bir tespittir… Zira camiler, özellikle de cami avluları ve buralarda hizmet veren çay ocakları, maalesef toplum genelinde emekliler için buluşma yeri olarak telakki edilmektedir. Oysa camiler, gençlerin, çocukların ve kadınların sadece belirli zamanlarda, yaz Kur’an kursları, cumalar, Bayramlar ve Teravihlerde uğradıkları ibadethaneler olmamalı. Orada bir hayat olmalı…

Hayat olmalı, diyorum; zaten İslam medeniyetinde ve kültüründe cami hayatın merkezidir. Dolayısıyla olmayan bir şeyi talep etmiyoruz; unutulanı yeniden hatırlamanın, ihya etmenin yolunu yordamını arıyoruz.

Cami, İslam şehrinin kalbidir... Bugün o kalbin bakıma ihtiyacı var!

Bu kalbin bakıma ihtiyacı var… Özellikle son dönemlerde ülkemizde oynanan oyunlar, şiddet içeren sokak eylemleri, artan suç oranları, uyuşturucu bağımlılığında görülen artış, ahlaki yozlaşma, dağılan aileler... Tek kelimeyle bireysel ve toplumsal çözülmeler, bizlerin camiyle olan rabıtamızı yeniden muhasebe etmemize sebep olmalı.

Çözülme, kalp sektesinden ileri geliyor… Kalbimiz tekliyor, kriz geçiriyoruz.

Bilhassa şiddet… Şiddet, cehaletten beslenir.

Cami, bir ibadet hane olmanın yanında, ilim ve irfan tahsil edilen en kadim, en köklü mektebimizdir! Bu mektebe devam eden, bu irfan ocağından feyz alan genç şiddete meyleder mi? Kamu malına ve çarşıya zarar verir mi? İnsan canına kasteder mi? Okul, müze, kütüphane ve camileri tahrip eder, yakar ve yağmalar mı? Yerli ve yabancı şer güçlerin tesirinde kalarak, devlet ve millet düşmanı olur mu?

Burada yegâne sorumlu, sadece o çocuklar değil; bizleriz, hepimiz. Eğitim camiası, din hizmetkârları… Hepimiz mesulüz! Şurası aşikâr: Şehrin kalbi olan caminin bakıma ihtiyacı var.

Değerli dostlar, şiddet, yoksulluktan ve kargaşadan beslenir… Cami, paylaşma, halleşme, dertleşme, paylaşma, hemhal olma yeridir; buluşma noktasıdır.

Bugün bunu bihakkın gerçekleştirme imkânımız olsaydı, pek çok meseleye kolayca çözüm bulurduk. Çünkü cami, şiddetin panzehri; sabrı, azimle çalışmayı ve hukuka saygıyı öğreten bir okuldur. Bu okulun müdavimleri, güzel ahlakla süslenir, sağlam iradeli ve karakterli olur. Zira namaz “mümini kötülüklerden alı kor!” Burada güven ve huzur vardır.

Gençlerimizin caminin yaydığı güvene ve huzura ihtiyacı var… Burada kurulan ilim ve irfan sofrasından akıllarını ve gönüllerini doyurmaya ihtiyacı var.

Bütün bunları söylüyorum; ama mesele sadece camiye gelmek değil, içeri girip oturmak, hatta ibadet etmek değil. Öğrenmeye, yenilenmeye, keşfetmeye açık olmalı… İmam kendini geliştirmeli, hep tekrara kaçmamalı, bildik tavırlarla müminleri sıkmamalı; her gün yeniden doğma bilinciyle yenilenmeli. Arı olmalı, bal yapmalı… Bal yapmalı ki, cemaat de gelsin.

Sonra cemaat de bal yapmayı bilmeli… Öyle geldiği yerde kalmamalı, manen terakki etmenin yollarını aramalı. Nurettin Topçu’nun dediği gibi, “İnsan, köklerine başkalarının salacağı suyu bekleyen ağaç değildir.”

Ne din hizmetkârı, imam veya müezzin, ne de cami cemaati, orada su bekleyen ağaç değil… Hepimiz ilmin tâliplisi, iyinin ve güzelin peşinde olmalıyız. Evet, hepimiz bir gayret içinde, bir çaba içinde olmalıyız.

İlim, sudur… Hoca, sâki!

Hocaların hocası, el-Muallim olan Hz. Fahr-i Kâinât efendimizdir. O, kelimeleri, kavramları yıkadı; bizim için hazır hale getirdi… Gözümüzü, gönlümüzü, aklımız temizledi. Bu sebepten Onun telkin ettiği ilme aşina olmalıyız. Zaten cami, bu aşinalığı kolaylaştırıyor.

Ârifler şunu naklettiler: "İman çıplaktır; elbisesi takvâdır, zîneti vera'dır, ürünü ilimdir.”

Cami, takva elbisesinin dikildiği yer… Onu burada giyersin.

İmanın süsü veradır… İyice öğrenerek ibadet etmek, daha çok muttaki olmak, daha çok gayretli olmak! İşini aşkla yapmak… Aşkla huzura durmak, aşkla haramdan kaçınmak, sevgiyle kâinata bakmak, saygıyla ve samimiyetle insanlara davranmak. Velhasıl güzelleşmek…

Cami insanı güzelleştiriyor; latif, olgun hale getiriyor. Bu ise, ilimle oluyor. İlimsiz takva da vera da olmaz!

İlim, ilim, ilim… Cami, ilim yurdu. Şimdi bu yurtta buluşma, halleşme, dertleşme ve paylaşma zamanı!



Bu yazı 2,128 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,299 µs