En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!



Henry Kissinger ve George Shultz geride bıraktığımız Ocak ayı başında şu cümleleri birlikte yazdılar; “Amerika’nın önünde üç önemli görev var: İran’a sivil kullanımla sınırlı bir nükleer kapasite düzeyi tanımlamak ve bunu denetlemek, Tahran’la olumlu bir ilişki ihtimalini kollamak/kolaylaştırmak ve yeni koşullara uygun bir Ortadoğu politikası tasarlamak". (Kissinger and Shultz: What a Final Iran Deal Must Do, Wall Street Journal, 02/01)

Metin kurgusunun aleni gelişinden de anlaşıldığı gibi, İran’ın ‘Büyük Ortadoğu’ oyununa dönüşü, yeni bir Ortadoğu tasarlanmasını gerektiriyor. Yeni bir Ortadoğu; yeni bir Körfez, yeni Akdeniz, yeni Hazar, yeni Kafkaslar, yeni Orta Asya demek. Ve tabii, yeni bir Türkiye demek!..

Cemaatle ‘yeni Ortadoğu’ olur mu?

Bu nasıl bir Ortadoğu olacak? Amerikan/Obama dış politik idealizmi (!) bu dönem için;-eğer mümkün ise-İsrail ve Filistin barışının sağlandığı, İran’ın stabilize edilip ‘nükleer makul’de buluşulduğu, S.Arabistan’ın tamamen oyundan atılmadığı ama uçurumun kenarında tutulduğu, Mısır’ın kaybedilmeden ve gerekirse ‘eski mutlu günlerdeki’ gibi idare edildiği, Türkiye’nin tüm bu yeni gelişmelere yer açabilmek için daha mütevazı kılındığı, ilgisini Pasifik’e çevirirken gözünün arkada kalmayacağı, emanetlerin sağlam yed-i eminlere bırakılacağı, hepsini gerçekleştirmek için de karşılıklı manivelaların kullanıldığı bir Ortadoğu arıyor. (Aynı tahterevallilerin kullanılacağı Basra, Hazar/Karadeniz, Akdeniz, İran-Pakistan-Afganistan çizgisi de şablona oturtulmalı.)

Tel Aviv’in artık pek kimseyi etkilemeyen-ilgi isteyen çocuk-sızlanmaları devam etse de, ABD Dışişleri Bakanı Kerry’in 50. Münih Güvenlik Konferansı'nda yaptığı konuşma durumu anlatıyor olsa gerek; "Taraflar arasında müzakerelerin başarısız olma durumu kabul edilemez. Hepimizin bu sorunun çözümünden güçlü çıkarlarımız var…" ‘Kabul edilemez’de tok bir vurgu mevcutsa da, ‘güçlü çıkarlarımız var’a odaklanıldığında gidişat daha iyi anlaşılabilir.

ABD açısından-elbette bizim açımızdan da-kritik ülke Rusya. Washington’un Kremlin’le mutabık kalması Hazar-Suriye-Ukrayna üçgenine bağlı. Bu üçgenin orta noktası da yine Türkiye. Hazar/Karadeniz/Kafkasya sorunları şu an için güncel değil ama altı ısınıyor. Suriye sınırlı konularda, örneğin kimyasal silahların beklenenden daha az miktar ve geç tahliye/tasfiye edilmesi, iki süper güç arasında sorun çıkarıyor.

Ukrayna ise büyük problem. Ukrayna’nın Avrupa’ya bakan yüzü ayrı stratejik değer, Karadeniz’e bakan yüzü başka bir stratejik değer ifade ediyor. Burada en ‘akil çözüm’ün ülkenin parçalanması olduğunun tartışıldığı bir konjonktür bile var. Ukrayna her açıdan Rusya’nın ulusal güvenlik sorunu. Hatta; "ABD tarafından NATO üyesi ülkelere gönderilen bilgi mesajında 1987'de imzalanan anlaşmayla orta menzilli füzelerin yasaklandığı fakat Rusya'nın 2008'den başlamak üzere bu yasağa uymadığı belirtildi. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ‘Füze meselesini detaylı bir şekilde inceliyoruz. Sonuç gelmeden spekülasyon yapmak istemem'" dedi. (Sabah, 31/01) ABD büyük ihtimal bu sorunu yutacak fakat gerginliğin ölçüsü bu denli yüksek.

Türkiye’nin iki altın anahtarı...

Ankara’nın müstakbel Ortadoğu’nun oluşturduğu birden çok yeni üçgendeki ‘açıortay’ pozisyonu ilk anahtar. Bu bildik jeo-politik/stratejik pozisyonun yeni ve üst modelleri!

İkincisi ise-tekrarla pekiştirmek zorundayız-enerji ve yolları. Ve hep yeni hamlelere imkân sağlıyor; Başbakan Erdoğan’ın İran’a yaptığı resmi ziyarete yönelik-oturma düzeni üzerinden yapılan-eleştiriler ile eş zamanlı, “ABD'li Noble ile İsrail enerji şirketi Delek, Akdeniz'de çıkardığı gazın Türkiye'ye gelmesi için Türk şirketlerine yazı yazıp projede yer almaları için değerlendirme istedi. Kaynaklar, İsrail'den Türkiye'ye yılda 10 milyar metreküp doğalgazın gelmesinin hedeflendiğini belirterek, ‘tarafların anlaşması halinde 2 yıl içinde gaz Türkiye'ye ulaşır’ dedi” haberlerinin aklı bir mi? (HaberTürk, 01/02) İran ziyareti ile İsrail enerjisi arasında bir manivela ilişkisi kuramadığınızda, şeklî şartlar üzerinden ancak konvansiyonel saldırılar yapabilirsiniz.

Aynı hassas teraziler büyük ülkeler tarafından da kuruluyor. Mart ayında Başkan Obama Suudi Arabistan’ı ziyaret edecek ve ilk kestirmelere göre Kral’ın gönlünü alacak! Washington’un monarşiye bakışı bilinmiyor değil. En hafif ifadeyle iki ülke ilişkileri iltihaplı. Beyaz Saray’ın asıl hedefi ise İran ve Suriye gelişmelerine yönelik Riyad saldırılarını engellemek.

Suud krallığı; Körfez-İran, Kafkasya-Rusya, Suriye-Türkiye, İsrail-Mısır, Çin-enerji vektörlerinde uzun zamandır tehlikeli oyunlar oynuyor. İlginç olan krallık mensuplarının tamamının bu operasyonlara destek vermek bir yana korkması! Ancak krallık istihbaratı ve başındaki istihbarat şefi-ki bugüne kadar Amerika’nın kalbine en yaklaşmış kişilerden biridir-her zaman kontrol edilemiyor!

Suudi istihbaratı Amerikan politikalarıyla ciddi ayrılıklar sergilemeye başladı. Buna ABD iç dinamiklerini kullanmak da dahil. Türkiye’yi Suriye konusunda Batı karşısında tatsız durumlara düşürdüğünü söyleyen kimi uluslararası yorumlar da mevcut. Ancak istihbarat prensi dışarıda Suudi gücünü genişletirken, yönetimin içerideki temelleri daralıyor! (‘Global Terrorism and Saudi Arabia: Bandar’s Terror Network’, Global Research, Prof. James Patras, 11/01) Yani Obama ziyareti fazlalıkları almak için.

Koltuk değnekli Melek: Berlin!

Bu satırlar yazılırken Başbakan Erdoğan, Almanya Federal Şansölyesi Angela Merkel’in daveti üzerine beraberindeki bir heyetle Almanya yolundaydı. Ankara-Berlin ilişkileri her zaman önemlidir! Ancak bu sefer biraz farklı. İran’ın oyuna dönüşü, Almanya’nın özel ilişkileri bulunan bu ülke üzerinden bölgeye daha aktif eğilmesini teşvik ediyor. Buna Almanya’nın İsrail’le yine özel ilişkileri bağlamından da bakabilirsiniz, keza, İngiltere-Almanya rekabeti açısından da!

Fakat daha büyük bir farktan da bahsetmek, buna hazırlanmak gerekiyor. Fransa’yı ağırlayan Türkiye şimdi Almanya’yı ziyaret ediyor ve görünen ana dosya ‘AB ilişkileri’ ki bu yüzünü ajans haberlerinden izleyebilirsiniz.

Değişen şu; ABD ve kimi Avrupa ülkelerinin iteklemesiyle, artı, Almanya Cumhurbaşkanı’nın inisiyatifiyle (!), ekonomik olarak tam bir dev olan Berlin dış politikada-Ukrayna krizi gibi Rusya’nın da taraf olduğu cepheler dahil-topa daha sert girecek!

İşte bu haber seçimlere giden Türkiye için tatlı mı acı mı bilinmiyor. Berlin’in Türk iç sinir sistemlerine dokunmaktaki ‘imkân ve kabiliyetleri’ bilindiğinde, Başbakan Erdoğan ziyaretinin gizli işaretleri daha iyi anlaşılabilir. Ziyareti öncesi ‘manidar zamanlama’ ile Almanya’nın/dünyanın önemli dergilerinden “Der Spiegel”in, ‘Soldaten des Lichts-Işığın Askerleri’ni anlatan makalesi de akılda tutulmalı.

twitter.com/nedretersanel



Bu yazı 4,331 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,698 µs