En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Ankara elinizi görüyor...



'1 Şubat günü Ankara’da gerçekleşen terör saldırısının hedefi neydi' sorusunu zikrettiğiniz an, failleri ve tetikçileri ayrıştırdığınız gibi, 'elçilik' de sadece sembole dönüşür...

 

Türkiye’nin, Suriye-İran çizgisindeki mevzisi ile Kürt sorununun halli yolundaki adımları, DHKP-C’nin taşerona dönüştüğünün ipuçlarını veriyor.. Medya, kimi akademisyen ve güvenlik ağızlarına bakıldığında mesele bu.

 

Mümkün...

 

Fakat resmi bu şekilde çizmeye başlarsanız, elinizdeki renkler yetmeyebilir.

 

Yani; "PKK artı Suriye, işte çözüldü elçiliğe saldırı" rahatlığıyla olmaz bu iş...

 

Daha dün (02 Şubat, Cumartesi) New York Times gazetesine konuşan bir terör uzmanı, “Türklerin saldırıyı hızlı şekilde çözmesi şüphe yaratıyor. Bir terör saldırısı 24 saat içinde çözülürse şüphe çeker” diyor!

 

Normalde polis başarısı sayılması gereken noktadan atış yapılıyor?. Şu anlama gelir; "bulduğunuz yanlış veya az"! (‘Neyse ki Sarai Sierra 13 günde bulundu’ mu diyeceğiz?)

 

Beyaz Saray da benzer noktada ama daha kibar: “Saldırının ardında kimlerin bulunduğunu söylemek için erken. ABD kendi soruşturmasını yürütecek.” (Peki bir başka ülkede kendi başına nasıl yürütecek? Gazetelerin iki gündür "patlama içeride oldu" diye bağırmasının sebebi o işte.)

 

Yani bu palet çok renk ister!.

 

Ekleyelim...

 

Emniyet’in "ajan veya kurye" olduğuna ilişkin bilgi bulunmadığını açıkladığı-ama hâlâ garip-Sarai Sierra olayı, Paris cinayetleri, ABD elçiliğine bombalı saldırı, İsrail'in Suriye’yi birden çok vurması ama karşılık alamaması, Dolmabahçe’de gerçekleşen güvenlik zirvesi hep bu kısa dönemin vakaları.

 

İsrail jetlerinin Esad'ın Şam’daki sarayına 6,5 Km.(!) mesafedeki bir hedefi-çeşitli kaynaklara göre ABD’nin bilgisi ve izni dahilinde-vurması sonrasında en büyük merak Tahran’ın reaksiyonuydu.

 

Nedeni mâlum; İran, Suriye’ye yapılacak herhangi bir dış müdahaleyi, 'kendine yapılmış' sayacağını ilan etmişti.. Diplomaside anlamı bellidir...

 

İran’ın, Suriye’ye yönelik uluslararası baskıyı besleyen ülkeler arasında ABD ve Türkiye’yi ayrıca 'değerlendirdiğine' şüphe yok.. Son altı ayda Tahran yönetiminin çeşitli kademelerinden Türkiye'yi cepheye alan açıklamalar alt alta okunsa 'hissiyat' anlaşılır.

 

ABD elçiliğine saldıran DHKP-C de saldırıyı üstlenirken şunları söylüyor; "Eylem, ABD ve Suriye politikalarına tepki olarak gerçekleştirilmiştir"...

 

Tetik, faili söyler mi, söylüyor...

 

Anlıyoruz ki, örgütte-kimi gizli servislerin katkısıyla-taşeronlaştırılmak için-o ülkelerle-fikir birliği var.

 

Listelediğimiz olaylarda adı sık geçen ülkelerden biri de Almanya...

 

ABD elçiliğindeki patlamada Almanya bağlantısı var.. Patriotlar (Suriye, İran) meselesinde Almanya bağlantısı var.. Paris cinayetlerinde Almanya bağlantısı var.. İran ve İsrail ile ilişkilerinde geçmişi ve bağlantıları var.. Hatta Sarai Sierra olayında bile Almanya bağlantısı var. (Şimdi Almanya Başbakanı Angela Merkel resmi ziyaret için Ankara’ya geliyor. Bu "her açı"dan önemli.)

 

Nihayet, "Şanghay Beşlisi" meselesi de hem İran'la hem Almanya ile "direkt" ilgili".. Başbakan Erdoğan'ın açıklaması doğrudan AB'yi ve onun merkezinde rol alan Almanya'yı hedef almaktadır.

 

Diğer taraftan, İran'ın ait olduğu kutbu işaret etmektedir ki, Çin, "ben anladım" demiş bulunuyor.

 

Dış politikada medya lime lime dökülüyor.. Şanghay Beşlisi açıklamasının Türk Dışişleri Bakanlığı sözcüsüne sorulduğu gün herkes atladı.. Dışişleri belli ki, "anlamazlar" diye iki kere söyleyip AA'ya da öyle yazdırdı ama nafile; Şanghay açıklamasının yanına "Arktik"i koydular ama kime anlatıyorsun?

 

Arktik de bu cepheleşmenin kritik sutrelerinden biri.. Kimler çağırmış Arktik Konsey'den Türkiye'yi?. Ne alaka?.

 

Batı'ya Doğu'nun cepheleştiği her sınırda Türkiye var ve Ankara ellerini görüyor.

 

Başka?..

 

Mehmet Ali Ağca’nın "1 Şubat" gazetelerinde çıkan bir açıklaması dikkatlerden kaçtı..

 

"Papa'yı öldürmemi Humeyni istedi" diyor Ağca...

 

"İtalya'da yayımlanan 'Bana Cenneti Vaadettiler' adlı kitabında bu kez de Papa'yı öldürme emrinin kendisine İran dini lideri Humeyni tarafından verildiğini öne süren Ağca, 'Nazi'-İslam ideolojisi etkisi altında, Humeyni tarafından bizzat Tahran'da kendisine verilen bu görevi kabul ettiğini anlattı.”

 

İlginç değil mi?..

 

Naziler ve Humeyni!..

 

Zımnen Almanya ve alenen İran ismini birlikte kullanıyor ve işte yukarıdaki listeye "benzer" bilgi olarak ekleniyor...

 

Anımsanırsa, Paris cinayetleri için de İran olası fail olarak gösterilmişti.

 

Terör eylemlerinde "tarih" önemlidir.. Geçmişte ilgili bir olayın kör düğümü çözdüğü çok olmuştur.

 

Humeyni, üzerinde "Air France" yazan bir uçakla Paris’ten Tahran’a "o gün" inmiş, İran İslam Devrimi de "o gün" başlamıştı..

 

O gün, 1979 yılının '1 Şubat' günüydü.

 

Tesadüf değil.. 

 

Ama denk getiren kim?.. 

 

http://twitter.com/NedretErsanel



Bu yazı 5,825 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,411 µs