En Sıcak Konular

Nedret Ersanel



Nedret Ersanel
0 0 0000

Daha derini de var ama nefesini o kadar tutacak yok



Ocak ayı ortasında ABD hükümetinin en prestijli makamlarından birini, Dışişleri Bakanlığı koltuğunu bırakacak olan Hillary Clinton çalışkan bir "sekreter"di...

 

Çalıştı ama kime?.. Biraz ABD’ye pek az Obama’ya daha çok kendine.

 

Başkan Obama’ya siyaseten zarar vermedi ve ihtiyaç da yoktu.

 

Dillendirilmez ama 2008 pazarlığının bir boyutu da zaten buydu; Başkan adaylığından vazgeç, Dışişleri Bakanlığı’nı al, ikinci dönem Obama devam ederse kendini 2016 için hazırla.

 

H.Clinton politik hasar yaratmadı ama Obama’nın ruhunu dış politikaya tam yansıtmasını rendeledi...

 

Washington’da herkes biliyor ki, Beyaz Saray ile Dışişleri Bakanlığı arasında hep Clinton vardı, mesafe odur.. Obama, dışişleri bürokrasisine istediği gibi yakın olamadı.

 

Hillary artık yok.

 

John Forbes Kerry, Amerikan Senatosu’nun en İsrail yanlısı siyasetçilerinden biri.. Başkan’ın onu yeni Dışişleri Bakan adayı olarak Kongre’ye sunması, hem Cumhuriyetçiler’e hem de İsrail’e ikinci dönem iklimine dair güçlü bir mesaj veriyor.

 

Üstelik, baba tarafından-olsa da-Yahudi kökeni, üniversite yıllarındaki "Skull and Bones" üyeliği gibi örneğin Türkiye’de çok pişirilecek geçmişi de listeye eklenebilir.

 

Zaman içinde hem Obama-Kerry’nin yeni dönem Ortadoğu politikalarına (İsrail, İran, Türkiye vs.)muhalif duran, hatta Kerry’nin aslında Obama’nın gönlündeki Dışişleri Bakanı olmadığını, aralarında çekişme olduğunu analiz eden yazılar okuyabilirsiniz...

 

O rüzgara kapılmayın.. Savrulursunuz!

 

Ben size karanlıkta bir mum yakayım...

 

Oval Ofis, H.Clinton’un görevden ayrılacağını "uzun zaman" önceden biliyordu.. Haliyle kabinenin değişecek bazı üyeleri ile birlikte yeni Dışişleri Bakanı’nın kim olacağı düşünülüyor, tartışılıyordu.

 

Seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, Başkan’ın Dışişleri Bakanı’nı seçme sürecini daha zorlaştırdı.. Artık Kongre’nin Temsilciler Meclisi kanadında Cumhuriyetçiler çoğunluktaydı.

 

Üstelik, Dışişleri Bakanlığı sadece iç politik dinamikleri değil dış güçleri de bağladığından, kimi kaslı lobiler de ağırlığını koyuyor, bazı Demokrat parlamenterleri dahi etkiliyorlardı.

 

Kaldı ki, Beyaz Saray yeni atacağı ekonomi politikası adımlarının tamamında Kongre’ye boğazından kelepçeliydi ve iyi geçinmek zorundaydı.

 

İşte tam bu noktada Susan Rice’ın (ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi) ismi ortaya atıldı ve resmi Başkanlık söylemi bu ismi alenen destekledi..

 

Öyle ki, Obama bir basın toplantısında (Rice, Libya vakası üzerine söyledikleri yüzünden Cumhuriyetçiler’in ağır eleştirilerine uğruyordu); “Rice’la uğraşan Birleşik Devletler Başkanı’nın onunla uğraşmasına hazır olmalı” bile dedi ki, herhalde pek az kimsenin karşı çıkmayı göze alacağı bir pozisyon olduğunu söyleyebiliriz.

 

Rice’ın (yaygın yanlışın aksine Condoleezza Rice’le akrabalığı yoktur) Ortadoğu’ya bakışı kadar Obama’yla kişisel dostluğu da bilindiğinden, Cumhuriyetçiler, İsrail ile Washington’daki Yahudi lobisi bu atamanın gerçekleşeceğine inandı ve kıyamet koptu.

 

Beyaz Saray’a medya/lobi/kongre eksenli bir saldırı başlatıldı.. Oysa Oval Ofis ve bitişik odalar bu işin içinden zaten çıkılmayacağını, Rice'ın tutunması halinde dahi ağır kayıplar verileceğini biliyorlardı.

 

Doğallıkla Rice-bizzat-geri çekildi ve Kerry’nin adaylığı açıklandı!

 

Böylece, Kerry’e yönelik "olası" eleştiriler ve "pazarlıklar" işin başında engellendi. Lobi-kongre ve muhafazakar medya bunu kendi başarıları olarak gördüler, Başkan’ın geri adım attığına inandılar, üstelik şimdi "kendi adamları"nı Dışişleri koltuğuna oturtduklarını düşünüyorlar.

 

Peki ama Beyaz Saray’ın Kerry için bu operasyonu yapmasına gerek var mıydı? Kerry’i aday gösterse zaten onaylanmaz mıydı?

 

Olayın akışından, "gönüllü piyon”un Rice, amacın Kerry’in sorunsuzca bakan yapılması planı olduğu sanılabilir.. Kısmen doğru ama bu talî fayda.. Resmin sadece küçük, çok küçük bir parçası!

 

Sorun çıkmadan ve "nispeten" sessizce Bakan yapılması gereken Kerry değildi!. Rice yemdi ama Kerry daha büyük yemdi.

 

Başkan, zaten Dışişleri Bakanı olmayacak sadık Rice’ı "cambaz" yaparak, aslında Clinton’dan çok daha "uyumlu", "tam bir takım oyuncusu" olan Kerry’i sorunsuz oyuna soktu ve..

 

İsrail için çok daha tehlikeli, Başkanlık iradesini "parmak" sayarsanız, "tetiğin" bizzat kendisi olan Chuck Hagel o toz-duman arasında-Beyaz Saray'ın da sızdırdığı biçimde-Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) en kuvvetli aday konumuna geldi. (*)

 

Bunu aynı zamanda, "al Kerry’i ver Hagel’i” olarak da okuyabilirsiniz ama esasen ikisi de "Başkan’ın adamları"dır ve ikisi de Ortadoğu/Pasifik düzenine uygun konumlandırmalardır. Calculation, "ölçüp, biçme" böyle olur.

 

Bu yüzden hem Kerry hem Hagel, Türkiye ve İran’ın kaygılanması gereken siyasetçiler değil.. Kerry, İsrail’in kaygılanması gereken biri de değil.

 

Ama ikisi Tel Aviv’in endişelenmesi gereken kişilikler!. Ve endişeleniyorlar.

 

Kerry çok muhtemelen İran ile "sessiz, aracılı (şimdiden hangi ülke olduğu bile belli!) ve arka kapıları" kullanan bir "diyalog" arayacak, kesinlikle bir çatışmadan uzak duracak.

 

Hagel ise İsrail’in çılgınlık yapmasını engelleyecek, "tetiği çekmekten" çok "güvenlik kilidi" olacak.

 

Görüldüğü gibi Washington’un tilkileri Ortadoğu’daki hemcinslerini ve kuyruklarını aratmıyor.  

 

(*) Bu satırlar yazılırken Hagel resmen aday gösterilmemişti ve Washington'da bu konuda tam bir politik savaş yaşanıyordu. Özellikle lobinin etkili olduğu medya, Başkan'ı siyaseten tehdit eden cümleler bile kuruyor. Obama bu ismi de geri çeker mi şimdilik meçhul ama o halde bir başka ve daha büyük bir pazarlığın incelenmesi gerekecek!

http://twitter.com/NedretErsanel



Bu yazı 4,654 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 13 Mayıs 2014 Ruslar UFO’larla bizim gibi it dalaşı yapabilir mi?
    • 6 Mayıs 2014 Berlin, Obama’nın (en iyi) arkadaşı değil
    • 29 Nisan 2014 'Manidar Zamanlama'ları Ayarlama Enstitüsü
    • 22 Nisan 2014 Albino çocuk ve beyaz kurdeleli uzaylılar inlere girebilir mi?
    • 15 Nisan 2014 'ABD'den Türkiye çıkışı' yazılır, 'ABD'den sakın çıkma' okunur!
    • 8 Nisan 2014 İsrail yanımıza, Rusya kolumuza, ABD nereye?
    • 31 Mart 2014 Erdoğan'ın yolu 'oralarda' anlaşıldı mı?
    • 25 Mart 2014 Twitter'ı kapatan Facebook'u niye kapatmadı?
    • 17 Mart 2014 Tokalaştığınız el işe yaramaz, diğer el önemli!
    • 10 Mart 2014 Büyük resme çıplak gözle bakılmaz
    • 4 Mart 2014 Dünyanın söküldüğü yer
    • 25 Şubat 2014 Aurens'in raksını Hüseyin alkışlıyor...
    • 11 Şubat 2014 Uçak gemisinden korkabilirsiniz ama büyüğü var
    • 4 Şubat 2014 Angel(a)’nın kanatları ve ışığın askerleri!
    • 28 Ocak 2014 MİT’i kelepçelemekten daha 'sembolik delil' ne olabilir...
    • 21 Ocak 2014 Akdeniz’de Çin-Rus tatbikatı ‘devlet TIR’larını rahatlatır mı?
    • 13 Ocak 2014 Rusya, İran yüzünden Londra'ya elinin tersiyle...
    • 7 Ocak 2014 Enerjiniz olmadan enerjiyi mi kontrol edeceksiniz?
    • 31 Aralık 2013 2014: Bize ne olacaksa, tüm bölgeye o olacak!
    • 24 Aralık 2013 Türkiye'nin canını o yüzden yakıyorlar

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    5,973 µs