En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak



Psikiyatrinin mukaddes kitabı olarak bilinen “Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders” ın taslağı Amerikan Psikiyatri Derneği (APA) tarafından onaylandı.

Mental hastalıkları tarif eden, sınıflayan ve tüm dünyada psikiyatristlerin en önemli başvuru kaynağı olan bu el kitabının Mayıs 2013’ de piyasaya çıkacak 5. baskısı ile ilgili tartışmalar da iyice alevlendi.

Ben de bundan 6-7 ay kadar önce “Psikiyatrinin kutsal kitabı güven vermiyor” başlıklı makalemde, kitabı kaleme alan uzmanların yüzde 70 kadarının endüstri ile çıkar ilişkileri olduğunu, bu tür rehberlerin bağımsız, tarafsız ve dolayısıyla da bilimsel olamayacaklarını yazmıştım (1).

Bu sefer de bir önceki baskıyı (DSM-IV) oluşturan çalışma kolunun başkanı olan Alan Frances’ in “müthiş derecede kusurlu” diye nitelediği kitap hakkındaki tenkitlerini aktarmak istiyorum (2,3).

“45 senelik öğrenci, uygulayıcı ve öğretici psikiyatri kariyerimin en üzgün günlerini yaşıyorum.

Yapılan değişiklikler tehlikeli ve bilimsel olarak da güvenilir değil.

Doktorlara, medyaya ve halka şüpheci olmalarını ve büyük boyutlarda aşırı-teşhis ve zararlı aşırı-tedavilere yol açacak DSM-5’i körü körüne takip etmemelerini tavsiye ediyorum.

En iyisi, hiçbir mana ifade etmeyen 10 değişikliği unutun”.

Amerikan Psikiyatri Derneği ise DSM-5’ i dünyanın 39 ülkesinden psikiyatri ve psikolojinin tüm alanlarında 1.500’ den fazla bilim adamının eseri olduğunu belirterek savunuyor.

APA’ nın Başkanı Dilip Jeste basın açıklamasında şunları söylüyor:

“Bugünkü bilimi en iyi temsil eden bir el kitabı hazırladık. Hem doktorlara ve hem de hastalara çok faydalı olacağına inanıyoruz”.

Alan Frances’ in DSM-5’ deki ana değişikliklerle alâkalı tenkitlerinden bazıları özetle şöyle:

BİR: “Öfke nöbetleri” yeni baskıda “disruptive mood dysregulation disorder” (yıkıcı ruhsal-durum düzensizliği hastalığı) adıyla mental bir hastalık oluyor.

Bunun halen çocuklarda aşırı şekilde kullanılan ilaçların tüketimini daha da artırmasından endişeliyim.

Son 20 senede çocuk psikiyatrisi üç çılgınlığı müthiş derecede kışkırttı: Dikkat eksikliği hastalığı üç misli, otistik hastalıklar 20 misli ve bipolar hastalık 40 misli arttı.

İKİ: Üç ayda 12 kere aşırı yemek yeme artık sadece oburluğun ve gerçekten çok lezzetli yemeklere kolay ulaşmanın bir göstergesi olmaktan çıkıp “aşırı yeme hastalığı” adıyla psikiyatrik bir hastalık oluyor.

ÜÇ: Deri yolmak obsesif-kompülsif hastalıklar sınıfından yeni bir hastalık sayılacak.

DÖRT: : İstifçilik (hoarding) de “güncel değerleri ne olursa olsun sahip olunan eşyaların atılmasındaki ısrarlı güçlüğü” tanımlayan yeni bir hastalık oluyor.

BEŞ: Yeni baskıda, hayatın “normal kederleri” de artık “majör depresif hastalık” olarak isimlendiriliyor.

Sevdiği bir kişinin ölümünden sonra depresyon belirtileri ile beraber 2 aydan kısa süren keder normal kabul edilirken artık bunlar “majör depresif hastalık” teşhisi alacak.

Sevdiğimiz birinin kaybına göstereceğimiz beklenen ve gerekli duygusal tepkilerimiz tıbbileştiriliyor ve önemsizleştiriliyor.

Ailenin, arkadaşların ve dinin içten tesellileri yerini ilaçlara ve yüzeysel tıbbi ritüellere bırakıyor.

ALTI: Yeni kitap, “yaygın anksiyete bozukluğu” ve hayatın mutat kaygıları arasındaki flu sınırı belirsizleştiriyor.

Tanımlamada küçük değişiklikler milyonlarca yeni sinirli “hastalar” yaratabilir ve zaten uygunsuz kullanılan anksiyete ilaçlarının reçete edilmesini daha da yaygınlaştırabilir.

YEDİ: Madde kullanımı rahatsızlıkları, önceki madde istismarı ve madde bağımlılığı kategorilerini birleştiriyor.

Oysa her ikisinin tedavi ihtiyaçları ve akıbetleri de farklı.

SEKİZ: Yaşlıların olağan “unutkanlığı”nın da “minör nöro-kognitif hastalık” olarak kabul edilmesi demans (bunama) bakımından özel bir risk altında olmayan kişilerden oluşan büyük bir topluluğun ortaya çıkmasına sebep olacak.

Ne unutkanlık ne de demans için etkili ilaçlar olmadığı için de bu teşhisin -gerçekten ilerde demans riski olanlar da dâhil- büyük anksiyete yaratması dışında hiçbir faydası olmayacak.

DOKUZ: Yeni kitap “erişkin dikkat eksikliği hastalığı” çılgınlığını tetikleyecek ve performans artırımı için uyarıcı ilaçların yaygın kullanımına yol açacak.

ON: Asperger hastalığı, çocukluk çağı disintegratif bozukluğu ve pervasif gelişim bozukluğu artık spesifik teşhisler olarak kabul edilmiyor.

Bu rahatsızlığı olan çocuklara ağırlık dereceleri farklı olan “otizm spektrum bozukluğu” teşhisi konacak.

Gelelim neticeye

Sözü gene Frances’ e bırakalım:

“DSM-5’ de otizm dışındaki tüm değişiklikler teşhisleri artıracak ve bugünkü teşhis enflasyonunu teşhis hiper-enflasyonuna çevirecek.

Normal üzüntü, oburluk, dikkat dağınıklığı, kaygı, stres tepkileri, öfke nöbetleri, yaşlılığın unutkanlığı ve davranış bağımlılığı psikiyatrik bir hastalık olacak ve uygunsuz ilaçlar verilmeye başlanacak.

Dikkat ve kaynakların hayatın normal problemlerine sahip olanlara sarf edilmesi, gerçek psikiyatrik problemleri olanların doğru teşhis ve etkili tedavilerden mahrum kalmasına yol açacak.

Hastalarımız da toplumumuz da ruh sağlığı profesyonelleri de iyi şeyleri hak ediyorlar.

Mental hastalıkları olanlara bakmak soylu ve faydalı bir iştir ama sınırlarımızı da bilmek ve içinde kalmak zorundayız.

DSM-5, tıbbın en mukaddes ve en çok da ihmâl edilen ilkesini ihlâl ediyor: Önce zarar verme!”

KAYNAK

1. http://www.ahmetrasimkucukusta.com/2012/04/21/yazilar/zaman-gazetesi/psikiyatrinin-kutsal-kitabi-guven-vermiyor/

2. http://www.huffingtonpost.com/allen-frances/dsm-5_b_2227626.html

3. http://www.webmd.com/mental-health/news/20121203/big-changes-psychiatry-bible

Bu yazı 6,083 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,720 µs