En Sıcak Konular

Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta



Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta
0 0 0000

Kimi kime şikâyet edelim?



Prof. Dr. Ayşegül Özdemir’ in yazısı:

Sayın Küçükusta,

Aşağıdaki yazım, Dr. Fatih Erdoğan’ın temsil ettiği “hastaların kaderine doktorlar kahve içerken kendi aralarında karar verirler” yaklaşımının sonuçlarını yansıtmaktadır.
 
Sayın Küçükusta,

Son ayların modası olan tarama cihazları MEIK ve SOFIA ile ilgili pohpohlayıcı gazete haberleri, “sorumsuz gazetecilik nasıl yapılır” gibi bir derste kullanılmaya son derece uygun örnekler.

Daha da acı olan, bu radyolojik teşhis cihazlarını böyle yalan yanlış, gayrı bilimsel, aldatıcı şekilde tanıtan tıp profesörlerine ve doçentlerine, hatta radyoloji profesörlerine sahip bir ülkeyiz.

Konuyla ilgili genel tespitlerinize aynen katılmakla birlikte biraz açıklama yapmak isterim:
 
MEİK için “Radyasyon olmadan 30 saniyede teşhis” vaadi safsatadır! (1). MEİK ne mamografinin, ne ultrasonun, ne de MR’ın yerini tutabilir! Birçok ülkede taramada kullanıldığı beyanı yanıltıcıdır. Kanserli hücrenin net görüntülenmesine imkân verdiği yalandır! Hiçbir radyolojik yöntem kanser hücrelerini gösteremez. O aşamaya çok uzağız.

Erkeklere ve 16 yaş üstü tüm kadınlara sınırsız kere uygulanabiliyormuş. Gereği ve yararı olmayan bir şeyi kullansanız ne olur, kullanmasanız ne olur?

Gebelerde kullanıldığını söylemek de art niyetlidir!

Bir kere gebelerde MEİK’ in yanlış pozitif tanı oranı çok daha da yüksek olmalıdır (elektrik impedans değerleri metabolizma hızına ve dolayısıyla damar yoğunluğuna bağlı, gebe memesinde ise bunlar doğal olarak arttığı için) ki bu da bu cihaz yüzünden “gereksiz biyopsi” riskinin gebelerde daha da yüksek olması demektir.

İkincisi, genel olarak gebelik yaşları zaten bizim mamografi taraması tavsiye ettiğimiz yaşlara uymaz. Ancak sizin de katılacağınız gibi esas olan daima hastanın iyiliğidir.

Mamografinin (veya herhangi başka bir tıbbi yaklaşımın) gerekliliğine (hasta gebe olsun ya da olmasın), hastamın biricikliğini unutmayarak ve onun bundan göreceği fayda ve zararları tartarak karar veririm.

Yaşı mamografi taramasına uysa bile bir gebeye tarama için ilk önereceğim yöntem mamografi olmaz ama diğer yöntemlerden sonra mamografinin tek aydınlatıcı olacağına inandığım bir durum varsa (bebeği radyasyondan koruyucu önlemlerle) mutlaka mamografi öneririm.

Tıbbın temel kuralına bütün kalbimle inanırım: “Hastalık yoktur, hasta vardır”. Ben şunu da ekliyorum: “Sınırlar yoktur, koşullar vardır”.
 
MEİK’ in meme bezi ile ilgili tüm hastalıkların teşhisine yaradığı, hastanın meme kanserine karşı risk altında olup olmadığını belirlediği, “otomatik yorumlama” ile hızlı ve kesin tanı sağladığı iddiaları da kocaman yalanlardır!

Genel cerrahi doçenti arkadaşımız asıl derdini bir satır arasında belli ediyor: “Risk grubunda olan hastalar daha sıklıkla muayene edilerek kanser çok daha erken dönemde, herhangi bir belirtisi yokken teşhis edilebilecek ve kanserden ölüm oranları çok düşecektir”.

Ah, ah, çok yazık…
 
SOFİA’ ya gelince

Bu cihaz için ortaya atılan “Masaj yatağında mamografi” iddiası şarlatanlıktır (2). Masaj yatağı saçmalığı bir tarafa, SOFIA mamografi değil ki, bir ultrason cihazı! Ultrason olarak kullanılabilir, mamografi ya da MR yerine değil!

Bütün ultrason cihazları gibi yüksek frekanslı ses dalgalarıyla görüntü oluşturuyor (ultrasound= ultrases), bu nedenle doğal olarak radyasyon içermiyor. Doğruyu söylediklerinde bu kadar sansasyonel olmayacağını düşünüyorlar.

Ultrasonun ne olduğuna halkımız vakıf ya (!) o yüzden yeni şarkı söylemek gerek. Bu reklâmda özel isim kullanılmasının gerçek nedeni bu. Bu cihaz A.B.D’ de yeni ruhsat aldı ve hızla yayılacağını tahmin ediyorum. Neden derseniz, ABD’de radyologlar (büyük çoğunluğu) ultrason yapmayı bilmezler çünkü eğitimlerinde pek yeri yoktur. Onun da nedeni, ultrason incelemesinin zaman alıcı ve nispeten zahmetli, oysa radyologların zamanlarının çok değerli olmasıdır (vakit gerçekten de “nakittir” orada).

Bu işi çok daha ucuza mal etmek için teknisyen kullanırlar. Yani ultrason incelemelerini ultrason teknisyenleri yapar, radyologlar onların çektikleri görüntüleri değerlendirir ve böylece hastaya hiç dokunmadan ve onunla görüşmeden tanı koymaya çalışırlar.

Bu cihazın ABD’de çok satacak olmasının temel nedeni, teknisyenin yükünü azaltacak, daha kısa sürede daha çok hasta incelenmesini sağlayacak olmasıdır (tamamen maddi nedenler), yoksa “daha doğru teşhis” ya da “mamografinin yerine kullanılabilecek olması” değil!

Zaten bununla ilgili araştırmaların başlıca amacı da yöntemin klasik ultrason kadar yararlı olup olmadığını görmektir. Ultrason görüntülerinin “3 boyutlu” olması abartılacak bir özellik değildir. “Otomatik” lafı yanıltıcı şekilde kullanılıyor (oysa asansörün doğru kata geldiğinde kendi kendine durması gibi bir işlev ifade eder).

SOFIA ile “hamilelere bile meme taraması yapılabileceği” beyanı da yanıltıcıdır (yine kadınları zayıf noktalarından avlama sanatı) çünkü hiçbir ultrason yönteminde radyasyon yoktur ama kanser taraması, gebe kadınların yaş geneline bakılırsa zaten gereksizdir.

Bu yöntemin Avrupa’da aynı derecede ilgi göreceğini sanmam çünkü sağlık yapılanması daha farklı (daha çok bizdekine benziyor).

Bizde gerekli mi derseniz? Kesinlikle HAYIR derim! Bir kere ultrasonu doktorun (radyoloğun) bizzat yapması gerektiğine inanırım. Bir başkasının (değil teknisyen, radyolog bile olsa) yaptığı ultrason incelemesinin resimleriyle yorum yapmak yeterince sağlıklı değildir.

Bu yöntemin Türkiye’de yayılması hastaların suiistimalini daha da kolaylaştırır, “haksız kazancı”, “gereksiz tetkikleri”, “gereksiz biyopsileri” ve “yersiz sağlık maliyetlerini” daha da arttırır.

Öte yandan zaten bizde doktor emeği o kadar ucuz ki teknisyen çalıştırmaktan pek farkı yok. Bizim bölümlerdeki radyolog sayısına Amerikalılar şaşırıyor, “Biz bu kadar çok radyolog çalıştıracak kadar zengin değiliz” diyorlar.
 
Sayın Küçükusta, radyoloji cihaz piyasası dünyanın her tarafında tıbbın uygulanışını belirler. Halkı hiç hissettirmeden istenen yola sokmanın ana yolu doktor ofislerinden ve tıp derneklerinden geçer.

Klasik olarak “mucize cihaz” doktorun ofisine hediye edilir ve karşılığında bu küçük dayanışmanın anısına bir gazete haberi yaptırılır! Doktor yeni hastalar kazanırken, onun itibarlı isminin etkisiyle başka doktorlar ve hastalar “mucizevî cihazın” peşine düşerler. Alın size piyasa!

İlgili tıp derneklerini göreve çağırmakta haklısınız elbet. Ama size küçük bir not: Türk Radyoloji Derneği şu MEİK cihazıyla ilgili beyanların safsata olduğunu Ocak 2012’de haberin çıktığı gazetede ağır bir dille ifade etmişti değil mi (3)?

O halde Mayıs 2012’deki Ulusal Meme Radyolojisi kongre programına bir göz atın lütfen. MEİK’ i pazarlayan firmanın temsilcisine tek başına konuşmacı olduğu bir uydu sempozyum tahsis edildiğini göreceksiniz (4).

Ne iş? İkimiz de biliyoruz ne iş… Kimi kime şikâyet edelim?

KAYNAKLAR

1. http://www.hurriyet.com.tr/saglik/19665824.asp
2. http://www.hurriyet.com.tr/saglik/20771408.asp
3. http://www.hurriyet.com.tr/saglik/19678609.asp
4. http://www.memeradyolojisi2012.org/bilimsel_program.asp


Bu yazı 2,501 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 31 Ekim 2014 Günde 3 bardak süt kemik kırığı ve ölüm riskini artırıyor
    • 14 Mayıs 2013 Akademik sahtekârlık geleneğinin kime ne zararı var
    • 11 Aralık 2012 Yakında ruh hastası olmayan kalmayacak
    • 9 Ekim 2012 Bir Türk tıp alanında Nobel alabilir mi?
    • 3 Ekim 2012 Burun damlaları ile aldatılıyor muyuz?
    • 2 Ekim 2012 Kimi kime şikâyet edelim?
    • 1 Ekim 2012 Türkiye'de mamografi taramaları rezaleti
    • 16 Eylül 2012 Mamografi taramalarına karşıyım
    • 10 Eylül 2012 Modern tıbbın son numarası: Aşırı teşhis
    • 8 Eylül 2012 Mamografi kanser riskini arttırıyor
    • 7 Eylül 2012 Benzer ilaç nedir?
    • 28 Ağustos 2012 Meme taraması saç taramaya benzemez
    • 14 Ağustos 2012 Antibakteriyel ürünlerdeki büyük tehlike
    • 6 Ağustos 2012 Sağlıklı suda hiçbir mikrop olmamalıdır
    • 30 Temmuz 2012 Enerji içecekleri yasaklanmalıdır
    • 23 Temmuz 2012 Damacana mı musluk suyu mu?
    • 10 Temmuz 2012 İlaç tanıtımında bundan iyisi Şam'da kayısı
    • 23 Haziran 2012 Bir sağlık haberi skandalı
    • 13 Haziran 2012 Ot-Çöp tüccarlarından alacağımız dersler de var
    • 17 Nisan 2012 Sönmez gene döndü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    8,375 µs