En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

"Dünyayı gönlümce olacak sandım"



Âşıklar, dünyanın gelip geçici bir han olduğunu söyledi… Kutsal metinlerin insanlığa öğrettiği bu hakikat, aşığın aynasında böyle yansıdı: "Dünyayı gönlümce olacak sandım".

Aslında bu bir feryattı… Farkına varanlar için bir feryat. Dünya umut dünyasıdır; umma, bekleme, arzu ve istek dünyası. Bir türlü bitmeyen arzular. Birine erişirsin, ötekisi başlar. Beklersin… Umarsın, bir vesile olsun da şu arzum yerine gelsin, dersin. Umduğun kişilerden istersin.

Bazen isteklerin kabul görür, arzularına kavuşursun; sevinirsin.

Bazen tam tersi olur… Ne yapsan, ne etsen bir türlü kavuşamazsın arzuna. Umudun tükenir, yeise kapılırsın. Gülemezsin, huzurun ve neşen kaçar, endişe ve tasanla baş başa kalır, yalnızlaşırsın.

Âşık bu hali görüp okuyan ve senin haline tercüman olan kimsedir. Eline sazı alır ve yalan dünyanın hikâyesini okur.

"Sen ağladın canım ben ise yandım
Dünyayı gönlümce olacak sandım
Boş yere aldandım boş yere kandım
Rengi gönlümde solan dünyada

Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüne gelen dünyada"

Âşık, hemhalımızdır; bizimle aynı dili konuşur. Dünya gönlümüzce olmaz be kardeşim, der. Umma ki, üzülmeyesin, der. Bak der, ben de bir dönem senin gibi düşündüm, kahrettim, ağladım, sızladım, çaresiz kaldım, der. Bak, der; dünyanın o aldatıcı renkleri gönlümde birer birer soldu, ondan ne bekleyeyim ki?

Daha neler neler der… Saz öylesine konuşur ki, Mevlana'nın sükûtu gibidir; kelimeler ve lafızlar tükendikçe mana çoğalır, bütün bir kâinat dil olur, türkü olur.

Bu dünyada hepimiz yolcuyuzdur. Bir anadan dünyaya gelmiş yolcular… Lakin zaman geçer büyürüz, akıl baliğ oluruz, hem geldiğimiz yeri, hem de yolculuğumuzu unuturuz da dünyaya gönül veririz. Sanki orada ebedi kalacakmışız gibi, severiz dünyayı.

Âşık bu halimizi de temaşa etmekte, eline sazını alarak bizi uyarmaktadır.

"Bir anadan dünyaya gelen yolcu
Görünce dünyaya gönül verdin mi?"

Gönül vermesek sorar mı âşık? Hayır; kendimizi kaptırmışız umut ve arzularımızın peşinde koşturup duruyoruz. Umduğumuz için seviniyor, umduğumuz için kırılıyoruz. Oysa bu yolculuğa çıkışın bir sebebi vardır… Varoluş sebebi. Ben bu dünyaya neden geldim? Bu soruyu sormamızı ister aşık, merak edip varlığı seyretmemizi ve sorular sormamızı ister.

Sonunda gelir, bu hayat bir emanettir, der. Bu hayat, bu vücut bir emanet… Emanet, zaman kavramını hatırlatır. Bir gün o emaneti veren, bizden onları alacaktır. Bundan kaçış yok. Emaneti teslim etmenin adı ölümdür. Bizi ölüm gerçeğinden yola çıkarak hayatı anlamaya çağıran aşık, daha nice türküler söyledi; Zahidem, Acem Kızı ve Gönül Dağı… Hele hele o Leyla türküleri.

Hangisi yüreğimize dokunmaz ki?

Hangisi bizi kendimizle yüzleştirmez ki? Evet, hangisi… Ve oradan seslenir aşık:

 "Hep yolcuyuz böyle gelir gideriz
Dünya senin vatanın mı yurdun mu?"

Velhasıl hepimiz bir yolcuyuz, gelip gidiyoruz… Neşet Ertaş da geldi ve gitti; emaneti teslim etti. Türküler yetim kaldı.

Bu yazı 2,172 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    6,477 µs