En Sıcak Konular

İsmail Küçükkaya


İsmail Küçükkaya
0 0 0000

ABD denklemin neresinde?



Sadece BDP'ye kalsa barış yolunda müzakereler çok daha kolay yürür ve sonuç alıcı olurdu.
Gerçeklik şu: PKK ve KCK hem yöre halkı, hem de BDP'liler üzerinde baskı uyguluyor.
Ne zaman BDP'nin önde gelen bir ismi 'Kan dursun artık' diye iki tarafın da acılarını göze alan makul açıklamalar yapsa hemen hedef tahtasına oturtuluyor. Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir bundan nasibini fena halde almıştı. Hareket alanı hemen daraltılıvermişti.
Ahmet Türk gibi ılımlı isimler zaten tasfiye ediliyor.
 O nedenle Erdoğan'ın sloganının ilk bölümü olan 'PKK ile mücadele' doğru bir konsepte oturuyor. Terörle güvenlik boyutunda tavizsiz mücadele olmazsa olmaz...
 Sorun 'BDP ile müzakere' faslında ortaya çıkıyor.
Çünkü BDP üzerindeki terör örgütü gölgesi kaldırılmadan oturup konuşmak da mümkün değil; ilerlemek de...
 KCK operasyonları çok eleştirilse de bu açıdan bakınca barış zeminine giden yolun yapı taşlarını döşüyor.
'İyileştirmeler artık davul zurna çalmadan yapılacak' diye yazmıştım dün.
Bireysel bazda hakların geliştirilmesi, demokratik standartların yükseltilmesi belli bir grup veya bölge temelinde değil, ülke sathında hızlandırılacak. Egemen gündeme bakınca bazılarına 'tezat gibi gelecek' ama yeni paketler yolda. Kürtçe seçmeli ders gibi uygulamalar hayata geçecek. İsteyen kendi çocuğunun İngilizce ders saatini azaltıp, yerine Kürtçe seçmeli ders aldırsın...
 Bölgeye yatırımlar konusunda da elde edilen ivme devam edecek. Bu da konseptin ekonomik ayağı.  
Güneydoğu meselesinde 'süreç yönetimine' geçildi bile.
Mihenk taşı uluslararası dengeler.
ABD ile tam mutabakata varıldığı anlaşılıyor.
Washington-Ankara hattında Türkler'le Kuzey Irak Kürtleri arasında baş döndüren bir diplomasi trafiği izlenmesinin arka planında bu mutabakat yatıyor. Washington'a hangi Türk lideri gitse, peşi sıra Kuzey Irak yönetimi için de acil randevu takvimi ayarlanıyor. Son olarak bu halkaya BDP'liler de dahil oldu. Verilen
mesaj açık:
 'PKK marjinalize edilecek.'
 Bölge denkleminde artık bölücü terör örgütüne yer yok. Türkiye buna karşılık Kuzey Iraklı Kürtlere kucak açıyor. Ekonomik yakınlaşma bunun kritik sac ayağını oluşturacak. Türk burjuvazisi gün geçmiyor ki Kuzey Irak'ta bir yatırıma başlamasın. Boyner, Koç, Çukurova... Listeyi uzatabilirsiniz.
Neredeyse her hafta Kürt yönetiminden en üst düzey bir yönetici de Ankara'ya, veya İstanbul'a geliyor. Enerji işbirliği başta olmak üzere Ankara-Erbil arasında sayısız anlaşma imzalanıyor.
Sis perdesi dağıldıkça büyük fotoğraf Ortadoğu'nun yeniden şekillendiğini gösteriyor. Ve bu manzara bize Türkiye'nin bölünüp küçülmeyeceğini, aksine büyümekte olduğunu gösteriyor. Bir zamanlar 'Türkiye küçülmek istemiyorsa, büyümek zorunda' diye sloganlaştırılan yaklaşım gerçeğe dönüşüyor.
Böyle bir Ortadoğu denklemi içinde silahlı mücadele yöntemini benimseyen hiç bir yasadışı güç barınamaz. İşte Talabani'nin dün duyulan PKK'ya silah bıraktırmaya çalıştığı haberleri böyle okunmalı. Barzani de geçenlerde benzer sözleri dile getirmişti. Elbette kolay değildir; ancak son iki yıl içindeki gelişmelere bakınca bölgesel ve küresel iradenin ne istediği apaçık ortaya çıkıyor.
BDP yöneticileri son zamanlarda çok kontrollü açıklamalarda bulunuyorlar. Mıntıka temizliği yapıldığını görüyorlar. Öcalan için bile bu geçerli. Bahçeli dün 'İmralı'nın sesi niye çıkmıyor' diye tepki gösterirken haklı bir soruyu gündeme taşıyor. Ancak Öcalan'ın da yeni kurguyu gördüğü ve sessiz kalmaya mecbur edildiği ayrı bir gerçeklik. Küresel irade bu kez çözüm dayatıyor ve zaman bu kez lehimize işliyor.
Akıllara 'Peki ya Suriye?' sorusu geliyor. Bu denklemin en önemli ayaklarından biri de Suriye politikasıdır. Onu da yarına irdeleyelim.

akşam

Bu yazı 995 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 12 Haziran 2012 ABD denklemin neresinde?
    • 27 Nisan 2012 Siyaset neden dine tutuldu?
    • 11 Nisan 2012 İşte baş döndüren Suriye diplomasisi
    • 1 Nisan 2012 Türk futbolunu kurtarma paketi
    • 5 Mart 2012 İşte önümüzdeki 6 ayın yol haritası: Başbakan'ın 'tek devlet' stratejisi
    • 13 Şubat 2012 Oslo üzerinden MİT krizi analizi...
    • 6 Şubat 2012 Kimlerin uzun tutukluluğu bitiyor?
    • 21 Kasım 2011 Türkiye bölünür mü büyür mü?
    • 23 Mayıs 2011 MHP neden hedef tahtasında?
    • 18 Nisan 2011 'Doğu Çözümü'
    • 11 Nisan 2011 Başbakan'ın liste stratejisi
    • 17 Mart 2011 Başbakan'dan 'askerle diyalog' yorumu: 'Çok yakın çalışıyoruz'
    • 28 Şubat 2011 Erbakan'dan sonra Türk siyaseti
    • 21 Şubat 2011 Seçimin sürprizi ne olabilir?
    • 4 Şubat 2011 Başbakan Erdoğan'ın planı
    • 5 Ocak 2011 2011'de nasıl bir MHP?
    • 22 Kasım 2010 CHP ile MHP arasını açmalı
    • 13 Ekim 2010 Sarı Lacivert'in Doğu açılımı
    • 16 Ağustos 2010 Şehitlerimiz ve referandum...
    • 13 Mayıs 2010 Operasyona açık siyaset

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,840 µs