En Sıcak Konular

Bilal Kemikli



Bilal Kemikli
0 0 0000

Muhafazakar sanat mı?



Son günlerde muhafazakar sanat kavramını konuşuyoruz. Prof. Dr. Mustafa İsen’in bir konuşmasından sonra, bu kavram tartışılır oldu. Bazıları muhafazakar sanatın imkanından söz ettiler…. Bazıları ise, sanatın muhafazakarlığından söz edilemez; ancak sanatçı muhafazakar olur dediler.

Muhafazakarlık kavramı üzerinde öteden beri en çok düşünen yazan çizen Beşir Ayvazoğlu’dur. O kavrama ihtiyatlı yaklaştı.

Çok şeyler konuşuldu, çok şeyler yazıldı. Hatta İskender Pala muhafazakar sanatın manifestosunu yazdı.

Öyle görülüyor ki, bu konu daha da konuşulacak.

Meseleyi enine boyuna konuşacak mıyız? Yoksa bunu da dar kalıplar içerisinde boğacak mıyız? Bilemiyorum, bekleyip göreceğiz. Prof. İsen’in konuşması, basına aksettiği kadarıyla mıdır? Bunu da bilmiyoruz…. Belki kendisi, tartışmalar devam ederken, konuyla ilgili ayrıntılı analizlerini bir metne dönüştürür.  O vakit, mesele daha iyi anlaşılır.

Şunu hemen belirtmek isterim: Sanat, edebiyat ve ilim dünyasının bu türden tartışmalara ihtiyacı vardır. Dolayısıyla konunun lehinde aleyhinde görüşlerin beyan edilmesi, fikir çatışmaları, bizi umutlandırmıştır.

İlkin, bu türden polemikleri, sanat, edebiyat ve ilim açısından bir gündem belirleme çabası olarak  görebiliriz. Bu alanlarda yeni ufuklar, yeni bakışlar, yeni kavrayışlara ihtiyacımızın olduğu aşikardır. Neden? Çünkü her ne kadar bazı sanatlarda dünya çapında şahsiyetler yetiştiriyor olsak da, genel olarak bir durgunluk yaşadığımız bir gerçektir. Bir birini tekrar eden etkinlikler, taklit eseri eserler…. Yenilenmeye, yeni sözler söylemeye ihtiyacımız var.

Muhafazakar sanat tartışmalarının bizim bu ihtiyacımızı gidereceğini söylemiyorum. Ama belki bir başlangıç olur, diye düşünüyorum. Belki bir umut benimkisi….  Ne bileyim belki bir arayış vesilesi olur.

Çok mu iyimserim? Çok mu hayalciyim? Hayır; ama en azından sanat etrafında bir polemiğin ortaya çıkması iyidir. Bu yüzden umutluyum…

İkinci olarak, bazı münevverlerimizin tartışmaya bu denli katılması, memlekette gündemin sadece politika haberleri, ekonomik göstergeler, spor müsabakaları ve magazinden ibaret olmadığını gösterdi.  

Kim ne derse desin, muhafazakar sanat tartışması şunu gösterdi: Sahiden hayat sadece akşam haberleri etrafında dönmüyor.  Ve hayat uzun uzun devam eden tartışma programlarında, “ne olacak bu memleketin hali?” yollu muhabbetlerden de ibaret değil. Keza gündemimizi sadece “Sayın Başbakan bu konuda ne dedi?” sorusu da oluşturmaz; oluşturmamalı da…  Yahut çoğumuzun sandığı gibi, tek düşüncemiz “Fenerbahçe’nin hali ne olacak?” sorusu etrafında teşekkül etmez.  

Elbette birden bire gündemi bütünüyle değiştirecek bir tartışma yaşamadık; bunun farkındayız. Ama bu vesileyle de olsa, en azından bazı kimseler şu sorular etrafında düşündü: Muhafazakar sanat olur mu? Hangi sanat muhafazakardır? Sanatçı mı sanat mı muhafazakardır?...vs.  Bu sorular etrafında düşünüldü, yazıldı, çizildi ve konuşuldu. Dediğimiz gibi, daha da konuşulacak.

Bazıları, sanat ve muhafazakar kavramlarının doğaları gereği yan yana gelmesinin imkan dahilinde olmayacağını söyleyenler de olacaktır. Çünkü birisinde yaratıcılık, keşif ve yenilik var; ötekisinde ise, muhafaza, içe kapalılık ve korumacılık duygusu hakim. Bütün bunlar konuşulacak…. Burada elbette muhafazakarlık kavramına yüklenen anlam belirleyici olacaktır. Yeniden bu kavramlar konuşulacak, aktif ve pasif muhafazakarlıktan söz edilecektir. Düşüneceğiz, notlar alacağız, konuşacağız.

Velhasıl bir süre yine gündemimizde muhafazakar sanat kalacak…

Tebrik

Zeytinburnu Belediyesi Bilgelikler Divanı’nı yayımladı…. N. Ahmet Özalp’ın yıllar süren çalışması, güzel bir baskıyla okuyucusuyla buluştu. Beyitler, mısra-ı bercestelerle tarihten günümüze ciddi ve anlamlı bir yolculuk.

Ellerine sağlık Sayın Özalp, ömrüne bereket!


Bu yazı 1,483 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 11 Nisan 2016 Öğrencime Mektup
    • 5 Şubat 2016 Sahici Büyük Kimdir?
    • 24 Ocak 2016 Aşkın Yolcuğu'na Dair
    • 1 Ocak 2016 Kar taneleri: Semada raks eden dervişler
    • 21 Aralık 2015 Eksik Gören Eksiktir
    • 10 Ağustos 2015 Çeşm-i Cihân'a Ağıt
    • 9 Temmuz 2015 Tevazu: İnsan toprağını işlemek
    • 28 Haziran 2015 Ses vermek?
    • 24 Haziran 2015 Bu kitap neden yazıldı?
    • 4 Haziran 2015 Muhalefeti mi seçeceğiz?
    • 10 Mayıs 2015 Ruhuma Sükünet Veren Şehir
    • 20 Nisan 2015 Sevgili kızım, beklemeyi bilmeliyiz
    • 5 Nisan 2015 Bedhah tuzaklara karşı
    • 9 Mart 2015 Bu iyi bir zamandır
    • 12 Şubat 2015 Oğluma birkaç not
    • 27 Ocak 2015 Öğüt Almak: Nasihatname geleneğimize dair
    • 19 Ocak 2015 Son hadiselere ve tartışmalara dair
    • 29 Ekim 2014 Dostun Bahçesinde Teferrüç Etmek
    • 14 Ekim 2014 Camide buluşalım…
    • 9 Eylül 2014 Bir Gönül Köprüsü

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    7,026 µs