En Sıcak Konular

Bülent Korucu


Bülent Korucu
0 0 0000

Balyoz'da acı fren!



Balyoz Davası sona yaklaştıkça resmi-gayri resmi müdafilerin telaşı artıyor.

Usul tartışmalarıyla mahkemeyi uzatmak, olmazsa kilitlemek en kötü ihtimalle gölge düşürmek çabası var. Sanık avukatları duruşmalara katılmıyor, İstanbul Barosu ise avukat ataması yapmayacağını ihsas etti. Bu kapsamdaki suçların avukatsız yargılanamayacağı hükmüne dayanarak mahkemeyi işlemez hale getirme peşindeler. Avukatlar davadan çekilmediği veya azledilmediği için baronun yeni görevlendirme yapmaması savunulabilir. Ancak özel yetkili mahkemelerin hiçbir talebini yerine getirmeme girişimi hukuksuzluğa tüy dikmek olur. İstanbul Barosu'nun bu tavrı, genel politikaya dönüştürme ve apar topar toplanmış bir genel kurulla meşrulaştırma hazırlığı yaptığı iddia ediliyor. İddiaya gerçeklik payı vermek istemiyorum. Başkan Ümit Kocasakal ve baro yönetimi hukuka karşı böyle bir savaş içine girmez. Kanunu beğenmeyenin ne yapıp yapamayacağını hukuk sınırlar. Demokratik tepki ve eleştiri hakkını sonuna kadar kullanırsınız ancak yürürlükte olduğu müddetçe uymakla yükümlüsünüz. Biri de çıkıp başka mahkemeleri ya da kanunu beğenmediğini belirterek sistemi tıkar. Yargılandığı mahkemeyi beğenen sanık var mıdır acaba?

Baronun ve Balyoz avukatlarının elleri güçlü değil. Çekilme ya da azil gerçekleşmediği için mahkemenin baroyu yeni atamaya zorlayamayacağını düşünüyorlar. En önemli açmazları da burası. Mahkeme, avukatların hükmen varlığını sağlamakla görevli. Savunmanın bütün imkân ve haklarını kullanabilen vekiller mevcut ise mahkeme kanunun öngördüğü durumun gerçekleştiği gerekçesiyle işleyişini sürdürebilir. Aksi durumda hiçbir yargılama nihayete erdirilemez. Mesela Münevver Karabulut cinayeti sanığı Cem Garipoğlu aynı yola başvurabilirdi. Avukatı gelip dinleyici sıralarında oturup gidebilirdi. Velev ki tutuklu olsun, yatacağı süreyi doldurup mahkûmiyet almadan tahliye olur. Sabıkasına işlenmez, diğer kamu haklarından yararlanma kısıtlamalarından kurtulur. Mahkeme, sanığa avukatını getirmesi için rica minnet edecek değil ya... Bunlar sürdürülebilir olmaktan uzak taktikler. Kamuoyunda ses getirmek için arada sırada duruşmayı terk etmek benzeri gösteriler tercih edilebilir. Daha ileriye gitmez, gidemez.

Sanıklar ve müdafileri boykot girişimini, "delillerin incelenmesi aşaması atlanarak savcılık mütalaası alındı" şeklinde savunuyor. Hâlbuki yargılama, başından sonuna 'lehte ve aleyhte delillerin değerlendirmesi' demek zaten. Mahkeme 15 aydır geyik muhabbeti mi yapıyor? Sanıklar söz haklarını fıkra anlatarak ya da haftanın maçlarını tartışarak mı kullandı? Dosyaya sonradan eklenen deliller varsa bunlar için yeni söz hakları talep edilebilir, o kadar... Savunmanın talebiyle görevdeki Jandarma Genel Komutanı gelip mahkemede tanıklık yaptı. Yargılama boyunca buna benzer çok sayıda tanık dinlendi. Şimdiki tavır ipe un serme ve yargıyı bloke etmeyi amaçlıyor gibi. Savcının mütalaası üzerine söz sırası savunmada. Delilleri çürütecek ne varsa ortaya dökmeliler. Savcı 920 sayfa yazmış, onlar 9 bin yazsa kim ne diyecek? Yeni tutum kamuoyunda Balyozcuların haksızlığına hamledilebilir. Yine kötü bir iletişim stratejisi ile karşı karşıyayız. 'Maça çıkmayan takım, hükmen mağlup olur' algısı ağır basabilir..

zaman

Bu yazı 661 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Emri verenle alan bir olur mu?
    • 11 Eylül 2012 Siyasette sonuçsuz arayışlar
    • 4 Eylül 2012 PKK'yı kim cesaretlendiriyor?
    • 3 Ağustos 2012 Özkök Paşa'nın tarihî tanıklığı
    • 31 Temmuz 2012 Kılıçdaroğlu, koltuğunu sağlamlaştırdı
    • 27 Temmuz 2012 Anketler ne diyor?
    • 6 Temmuz 2012 Ahmet Şık, Ahmet Şık'ı yalanlıyor
    • 26 Haziran 2012 Karayılan söyledikleri mi kaçırdıkları mı?
    • 15 Haziran 2012 Özal'ın ölümü aydınlanacak mı?
    • 22 Mayıs 2012 Anayasanın dili
    • 11 Mayıs 2012 Başkanlık Türkiye'de uygulanabilir mi?
    • 8 Mayıs 2012 CHP'de yerel seçim mücadelesi
    • 4 Mayıs 2012 AİHM, mahkemeyi ibra etti
    • 17 Nisan 2012 Balyoz'da acı fren!
    • 27 Mart 2012 Balyoz'a ABD'den destek gelmiş!
    • 16 Şubat 2012 MİT tartışmasındaki toz bulutu
    • 8 Şubat 2012 Dindarların talebi özgürlük
    • 3 Şubat 2012 CHP'liler dama oynuyor
    • 31 Ocak 2012 CHP'de anomali doğumun yan etkileri
    • 20 Ocak 2012 Mahkeme aslında 'örgüt var' diyor

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,348 µs