En Sıcak Konular

Gülay Göktürk


Gülay Göktürk
0 0 0000

''Kesintili'' üzerinden kriz üretmek mümkün mü?



CHP'nin, kesintili (ya da kademeli) eğitim üzerinden bir kriz üretme çabalarının nafile olduğunu artık görmüş olması gerekir.

Zira bu konu köpürtülmeye de, toplumu saflaştırmaya da hiç müsait bir konu değil.
 
Düşünün ki, CHP daha bu yasanın neresine bu kadar itiraz ettiğini bile açıklayamıyor.
 
Meydanda taşınan "Çocuk gelin", "Çocuk işçi" ile ilgili pankartlar bile, muhalefetin neye muhalefet edeceğini şaşırdığını, tasarının çoktan değişen bazı maddelerine dayanmaya çalıştığını gösteriyor.
 
Tasarı ilk ortaya atıldığından bu yana çok değişti. Hükümet muhalefetin eleştirilerini dikkate alarak önemli noktalarda geri adım attı.
 
Bu değişikliklerden en önemlisi de ikinci dört yıllık dönemde açık öğretime imkân verilmemesi oldu; ki asıl itirazlar bu düzenlemeye gelmişti.
 
Şu anda tasarıdan geriye esas olarak, 28 Şubat'ın imam hatiplerin orta kısımlarına vurduğu darbenin geri alınması kaldı.
 
Bu kadar masum ve bu kadar haklı bir düzenlemeye karşı toplum kışkırtılabilir mi?
 
Tandoğan ruhu dirilebilir mi?
 
Kesintili eğitim düzenlemesi etrafında kıyamet koparabilmek, siyasi bir kriz ve mümkünse kaos yaratabilmek, 28 Şubat günlerinin azgın din düşmanı çizgisine dönülerek ve "İşte arka bahçe yeniden tanzim ediliyor, din devleti hazırlıkları yapılıyor" gibilerden militan bir çizgi izlenerek yapılabilirdi ancak.
 
Bu ne kadar tutardı bilinmez ama zaten CHP de çoktandır AK Parti'ye karşı muhalefetini laiklik ekseninden otoriterlik-diktatörlük eksenine kaydırmış durumda.
 
Kılıçdaroğlu partinin imaj olarak 28 Şubat günlerine dönmesini istemiyor; tam tersine "dinle barışık" bir parti imajı vermeye çalışıyor.
 
Dolayısıyla toplumdaki dini eğitim talebini doğrudan hedef alamıyor.
 
Şu anda yapabildiği tek şey, Arapça ve Kur'an derslerinin ikinci dört yıllık dönemde seçmeli ders olarak konulmasına karşı alçak perdeden hoşnutsuzluk belirtmek olabiliyor.
 
"Bu derslerin seçmeli ders olarak konulması, seçmeyenler üzerinde bir mahalle baskısı yaratabilir" türünden mızırdanmalar...
 
Ama öne sürdüğü itiraz o kadar saçma ve kof ki, bu temelde etkili bir muhalefet yürütmesi de mümkün değil.
 Peki geriye ne kalıyor o zaman?
 
Tek kozları yasakçılık
 
Şu anda muhalefetin elindeki tek koz hükümetin bazı hataları...
 
Nitekim komisyondaki görüşmelerin sağlıklı yürümemesi, muhalefetin söz hakkının engellenmesi ve 20 maddenin 20 dakikada geçirilmesi gibi kabul edilemez uygulamalar, şu anda muhalefetin elindeki en önemli silahlar.
 
"Pazar gününe kadar bitirmek" gibi saçma bir inat yüzünden yaratılan bu tablo, yasanın özü konusunda söyleyecek bir şey bulamayan muhalefet için bulunmaz nimet oldu.
 
Bu yetmiyormuş gibi bir de KESK'in Ankara mitingini yasaklamak, çeşitli illerden Ankara'ya gitmek isteyenleri engellemek, Ankara'ya varabilenlerin gösterisini tazyikli su ve biber gazıyla dağıtmak hükümeti son derece haklı olduğu bir noktada haksız zemine sürüklüyor.
 
Böylece, Nevruz'da yapılan hata bir kez daha tekrar edilmiş; hükümet sırf daha soğukkanlı ve itidalli davranamadığı için; demokratik muhalefeti hazmetmeyi bir türlü öğrenemediği için kendi kendini yıpratmış oluyor.

bugün


Bu yazı 487 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Susmak için artık çok geç
    • 24 Eylül 2012 Darbecilik mahkûm oldu
    • 21 Eylül 2012 7 adımda çözüm planı
    • 14 Eylül 2012 Libya
    • 25 Ağustos 2012 Kürtler'i PKK'dan korumak
    • 8 Ağustos 2012 Tehditle canlı kalkan olunur mu?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye Kürdistanı
    • 2 Temmuz 2012 Zana kimi, neyi temsil ediyor?
    • 18 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu Bahçeli'nin arkasına saklanıyor
    • 15 Haziran 2012 Olmayacak duaya amin
    • 11 Haziran 2012 Oslo süreci yeniden mi?
    • 8 Haziran 2012 Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesi
    • 4 Haziran 2012 Ses kayıtları
    • 30 Mayıs 2012 Parti kongreleri neden yapılır?
    • 21 Mayıs 2012 Sivil bayramlar dönemi
    • 11 Mayıs 2012 Yine mi?
    • 9 Mayıs 2012 Solun resmi tarihi
    • 25 Nisan 2012 Keşke CHP bölünse
    • 11 Nisan 2012 Kafası karışık bir Demirtaş
    • 9 Nisan 2012 Nizam-ı alem

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,468 µs