En Sıcak Konular

Nuh Gönültaş


Nuh Gönültaş
0 0 0000

Gazete kapatmak çağ dışı bir çözümdür...



Gazete kapatmak bu çağa ait bir cezalandırma yöntemi değil.

Hangi tür gazete olursa olsun, isterse terör örgütünün resmi gazetesi olsun, onu kapatarak etkisini kırmaya çalışmak, ne yazık ki bu çağda etkisiz bir cezalandırma metodudur.

Bundan 50 yıl öncesinin, 70 yıl öncesinin Türkiye'sinde bu yaptırım işe yarayabilirdi. Ama bugün bu cezalandırma artık işe yaramaz bir yöntemdir.

Gazeteyi kapatabilirsiniz ama iletişimi engelleyemezsiniz.

Birini kapatırsınız öteki devreye girer. Dolayısıyla, iletişim araçlarını engelleyince iletişimi engelleyemiyorsunuz.

O halde yargıçlara gazete kapatma gibi cezaları verdiren yasaların gözden geçirilmesi ve yenilenmesi gerekiyor.
Parti kapatmak da öyle.

Mahkemeler birini kapatıyor, hemen yeni bir isimle bir diğeri faaliyete geçiveriyor.

Partiyi kapatmak gibi, gazetenin basımını engellemek de sadece sorunu büyütür. Tecrübeyle sabit! Madem böyle neden hatada ısrar ediliyor, anlamakta güçlük çekiyorum.

Şu kadarını söyleyeyim: Kapatmak, yasaklamak, engellemek, set çekmek, önüne baraj kurmak sadece barajın gerisinde biriken suyu artırır. Su ne kadar çoğalırsa baraj yıkılınca zarar verdiği alan o kadar artar.

Herkes şehit olabilir!

Terörle mücadele sırasında hayatını kaybeden güvenlik güçlerine "şehit" diyoruz.

Hükümet yaptığı bir çalışma ile bu kavramın kapsama alanını genişletti ve terörle mücadele edenlerin dışında terörist saldırılar sebebiyle ölen sivillerin de şehit kabul edilebileceğini duyurdu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hemen "Ne yani şimdi Hrant Dink de şehit mi sayılacak, o Müslüman değil ki" deyiverdi.

Devlet Bahçeli bir çocuk saflığı ile söylediği bu sözdeki "şehit" kelimesinin neye tekabül ettiğini elbette biliyor!

Hükümetin şehitlik kavramını yeniden tanımlaması ve alanını genişletmesinin dinimizin tanımladığı ve çerçevesini çizdiği şehitlik kavramı ile aynı olmadığını görmek gerek.

İslam'a göre şahadet yüce bir derecedir. Hatta şehitler de şehit olmalarına göre derece derecedir. Şehidin mükafatı o kadar büyüktür ki, bu mükafatı verebilmek ancak Allah'ın kudreti ile izah edilebilir.

Dolayısıyla, hükümetin terörle mücadelede şehit olan güvenlik güçleri ve sivillerin yakınlarına yapacağı yardımların ve özlük haklarının düzenlenmesi için yaptığı yeni çalışma dinin alanına girmiyor Sayın Bahçeli!

Laikçi ülkemizde hükümet, dine ait bir alanı düzenlemiyor yani. Bu ülkede yaşayan halkın çoğunluğunun Müslüman olmasından dolayı, İslam'ın düzenlediği bir alan olan şehitlik konusu, hükümetin düzenlemesi gereken özlük hakları alanı ile kesişince ortaya böyle garabetler çıkabiliyor.

Anlayışla karşılamak gerek. Yoksa devletin şehit dediğini şehit kabul etmek gerekirse Hrant Dink de şehit, Üzeyir

Garih de şehit, Turan Dursun da şehittir.

Devletin mezhebi geniştir yani...

Bizim hakimlerimiz vicdan sahibi!

Türkiye'de hakimlerin ve polislerin mesela Amerika'dakilere göre çok daha fazla vicdan sahibi olduklarını söylemek mümkün.

ABD'de, polisin elinde öldürücü silah olmayan, hatta sadece sözle itiraz eden zanlıları bile silahla öldürdüğü bir gerçek. Her yıl Meksika'dan Amerika'ya girmeye çalışan aralarında çocuk ve kadınların bulunduğu 500'den fazla sivil Amerikan polisi tarafından öldürülüyor.

Hakimler de öyle. Mahkemesine ve kendilerine karşı saygısız davranışları en şiddetli şekilde cezalandırıyorlar.

Ergenekon davasında yargılananlara bakıyorum da, eğer bu kişileri Amerikalı hakimler yargılıyor olsaydı asla ve asla mahkemeye ve yargıçlara karşı böylesine saygısız ve suçlayıcı bir tavır içinde olamazlardı.

İlker Başbuğ mahkemede sorulan sorulara cevap vermediği gibi çocukça bir tavırla hakime de küsebiliyor.
Mesela şu Ahmet Şık vakası...

Amerika'da ya da Avrupa'da, Ahmet Şık tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığında mahkemeyi, savcıları ve polisleri burada yaptığı gibi tehdit etseydi ne olurdu?

Kesin, o sözleri söyledikten hemen sonra yeniden tutuklanırdı.

Dedim ya bizim hakimlerimiz yine insaflı ve vicdanlı. Adamın birisi kendilerini "Bu komployu kuran, yürüten polisler, savcılar ve hâkimler bu cezaevine girecek. Onlar buraya girdiğinde adalet gelecek" diye tehdit ettiği halde, bunu duymazdan geliyorlar.

Hakimin yerinde ben olsaydım, bu tehdidi asla görmezden gelmez, o tehdidi savurur savurmaz Ahmet Şık'ı tekrar içeri alırdım!

bugün

Bu yazı 1,009 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Temmuz 2012 Delikli demir ile mertlik arasındaki ilişki...
    • 5 Temmuz 2012 İki arada bir derede ölüm!
    • 28 Haziran 2012 Dessas-ı ehli dünyanın hafiyeleri veya satılık kalemler...
    • 26 Haziran 2012 Kılavuzu NATO olanın...
    • 17 Haziran 2012 Davet ile davete icabet...
    • 5 Haziran 2012 AK Parti celladına gülümserken...
    • 31 Mayıs 2012 Kürtaj emanete ihanettir!
    • 13 Mayıs 2012 28 Şubat dalgaları ve hükümetin kıyıları...
    • 26 Nisan 2012 CHP'nin tarihi en yumuşak yeri...
    • 24 Nisan 2012 Vatana ihanetin yasal dayanağı olur mu?
    • 19 Nisan 2012 Peki, AK Parti iktidarı bin yıl sürecek mi?
    • 17 Nisan 2012 Çevik Bir nefreti, Tayyip Erdoğan sevgisi...
    • 14 Nisan 2012 Adaletin rövanşı...
    • 8 Nisan 2012 İçimizdeki darbeciler yüzünden...
    • 29 Mart 2012 Gazete kapatmak çağ dışı bir çözümdür...
    • 22 Mart 2012 Talimatla akreditasyon olur fakat demokrasi olmaz...
    • 13 Mart 2012 Liderlik cesareti...
    • 8 Mart 2012 Stratfor ve WikiLeaks gazeteciliği!
    • 1 Mart 2012 Bu ülkede 28 Şubatlar bitmez!
    • 26 Şubat 2012 15 yıl sonra yeniden ''şubat soğuğu!''

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,289 µs