Ardan Zentürk
0 0 0000
Esas mesaj ‘diaspora’ya
Ermeni soykırımını inkarı cezalandıran” kanunun Fransız Meclisi’nin iki kanadından geçmesinden sonra durum şudur:
1. Karşımızda iki tane Fransa var. Biri yasa geçince gözyaşlarına boğulan ve Türkiye’yi Avrupa’nın dışında tutmaya çalışan, diğeri ise birincinin yaptıklarından dehşete düşmüş, Türkiye’yi kaybetmemek için var gücüyle çalışan... Bu nedenle “topyekun” Fransa düşmanlığına yer yok, aksine, Fransa ile ilişkileri daha güçlü ve düzenli tutmak zorundayız.
2. Biliniz ki, bu iş yeni başladı ve Anayasa Mahkemesi’nde bitecek. Çıkan yasanın Fransız Anayasası açısından iler-tutar tarafı yok ve Türkiye dostları bu konuyu en kısa zamanda mahkemeye taşıyacaklar. Konu, hukukta gömüldüğünde bir daha karşımıza çıkmaz, böylesi daha hayırlı olacak.” (Star, Bu iş mahkemede biter. 26.Ocak.2011)
Yukarıdaki satırların Fransız Anayasa Mahkemesi tarafından doğrulanması önemlidir. Meseleyi soğukkanlı bir şekilde değerlendirmekte yarar var.
Diaspora açısından ciddi sorun
a. Ermeni soykırımı iddialarını reddi suç sayan kanunun Fransız Anayasa Mahkemesi tarafından düşürülmesi, Ermeni diasporasının küresel düzeyde sürdürdüğü mücadele açısından ağır darbedir.
b. Yasa, İsviçre’nin bir kantonunun almış olduğu karardan yola çıkarak, söz konusu uygulamayı bütün Avrupa’ya yaymayı hedefleyen hareketin ikinci adımıydı. Sonuçsuz kalmasıyla, diğer demokratik ülkelerin parlamentolarında benzer girişimlerin yapılmasının da yolunu tıkamış oldu.
c. Açık söyleyelim, yasanın Fransız sistemindeki yolculuğunu Amerikan Kongresi başta, dünyanın hemen tüm demokratik ülke parlamentoları yakından izliyordu ve yasanın yürürlüğe girmesi halinde, hemen hepsinde benzer tekliflerin verilmesi kaçınılmazdı.
d. Fransız Anayasa Mahkemesi’nin kararı, Fransız Meclisi’nin 2001’de aldığı, Ermeni soykırımı iddialarını tanıma kararını da açıkça tartışmaya açmıştır. Nitekim, mahkeme, kararında, 2001’deki kanuna atıfta bulunmayı ve “eğer bu kanun da inceleme teklifi ile önümüze gelseydi değerlendirirdik” demeyi ihmal etmedi. Bu yaklaşım, yüksek mahkemenin 2001 kanununu da “geçersiz” gördüğünün işaretidir ama şimdilik bu kanun varlığını korumaktadır.
e. Hukuk zemininde, Ermeni soykırım iddialarının ağır darbe alması, diasporanın bugüne kadar Türkiye aleyhine sürdürdüğü ve Ermenistan yönetimi tarafından da desteklenen iddialarının artık tarihçilere havale edilecek bir yapı taşıdığı da tescillenmiştir.
Ermeniler için de faydalı
f. Aslında karar, aklı başında, Türkiye ile ilişkileri geliştirmekten, tarihin tartışmalarını da tarihçiler zemininde sürdürmekte yana olan demokrat Ermeniler için de faydalı bir karardır. Bu insanlar, artık, fanatik unsurların yönettiği “diaspora baskısından” kurtulmanın, kendi görüşlerini daha güçlü şekilde dillendirmenin yolunu -nihayet- bulacaklardır.
g. Ermenistan yönetimi açısından artık başka bir yol kalmamıştır: Ya, üçüncü ülkelerin meclislerindeki girişimlere bel bağlayarak sonucu olmayan bir çabanın içinde yer alacaklar ya da Türkiye ile bir kez daha masaya oturarak Kafkasya’da kalıcı barışın ve istikrarın ortağı olacaklardır.
Türkiye’nin tutumu
h. Türkiye açısından normal olan, Fransız Anayasa Mahkemesi’nin bu kararından hemen sonra, Fransa’ya karşı konulmuş olan önlemleri kaldırmaktır. Ankara’daki genel eğilim de budur. Fakat Sarkozy’nin bu işi inada bindirme ve tasarıyı farklı cümleler ile yeniden ısıtma eğilimi bu iyiniyet girişimini -şimdilik- durdurmuştur. Türkiye, kendisini önemseyen, iyi ilişkiler kurmak isteyen Fransız iş ve siyaset çevrelerini dışlayamaz, geleceğe dönük ılımlı politikalarını yürürlüğe koymalıdır.
Fransa’nın iç politikası sorunu
i. Sarkozy’nin yenilgi sonrasında er meydanına dönme çabası, yaşanılan tartışmanın doğrudan Fransa iç politikasıyla bağlantılı olduğunu bir kez daha gösterdi. Sarkozy belli ki, kararlılık sergileyerek Ermeni oylarını ve diasporanın etkilediği “İslam-karşıtı” oyları kaybetmek istemiyor. Buna karşılık sosyalist kanadın önemli avantajlar elde ettiği ve geleceğe dönük mesajlar ile bu oylara ortak olma çabası içinde olduğu da gözden kaçmıyor. Durum budur. Türkiye’nin bu kez, “siyasi” değil, “hukuki” zafer kazanması herkesi susturacak güçtedir. Hayırlı olsun...
star
Bu yazı 1,375 defa okundu.
Diğer köşe yazıları
Tüm Yazılar
-
6 Eylül 2012
Bir garip Türkiye portresi
-
27 Ağustos 2012
Ortadoğu’ya hoş bulduk!
-
26 Temmuz 2012
Rusya-Suriye-Almanya Kimyasal silah
-
23 Temmuz 2012
AB’nin ''gerçek'' yolu...
-
7 Haziran 2012
Clinton ile buluşma ve terör
-
30 Nisan 2012
Öldürülecekler listesi...
-
5 Nisan 2012
Sürgündeki milletin acısı
-
29 Mart 2012
Suriye-Lübnan: Her şey yeni başlıyor...
-
26 Mart 2012
İran katliama katıldı!..
-
19 Mart 2012
Türkler Arap öldüremez!..
-
12 Mart 2012
Yarı-başkanlık sistemine doğru...
-
1 Mart 2012
Esas mesaj ‘diaspora’ya
-
30 Ocak 2012
SURİYE: Savaş yeni başlıyor...
-
23 Ocak 2012
Sarkozy’nin işi bitti...
-
5 Ocak 2012
İran’la dans
-
29 Aralık 2011
2012: Savaş yılı
-
8 Aralık 2011
İsrail’in Türkiye’ye ihtiyacı var
-
5 Aralık 2011
Araplar ‘Türk modeli’ne soğuk!..
-
28 Kasım 2011
‘Felaket senaryosunu önlemeye çalışıyoruz...’
-
17 Kasım 2011
SURİYE: Yüksek risk!..
Yorumlar
+ Yorum Ekle