En Sıcak Konular

Gülay Göktürk


Gülay Göktürk
0 0 0000

Krizden dersler



MİT krizi şu aşamada bitebileceği kadarıyla bitmiş -ya da küllenmeye bırakılmış- görünüyor.

Bu yeni aşamada sorulması gereken en hayati soruyu İhsan Dağı dün Zaman'daki yazısında soruyordu: "Bu kriz hükümette reaksiyoner bir kapanmaya mı, yoksa demokratik bir sıçramaya mı yol açacak?"
Sanıyorum artık hepimizin geçtiğimiz hafta ortalığa saçılan binbir çeşit senaryo üzerinde spekülasyon yapmayı bir kenara bırakıp bundan sonrasına bakmamız ve Dağı'nın sorduğu o soruya cevap aramamız gerekiyor.
Zira yine Dağı'nın söylediği gibi, eğer doğru dersler çıkarabilirsek, bu kriz bir fırsata dönüşebilir ve birçok olumlu şeyin miladı olabilir.

Çıkarılacak ders denince benim hemen aklıma gelen iki önemli alan var.
Birincisi, yaşanan süreçten, "PKK'yla müzakere" adına önemli dersler çıkarılabilir.
İkincisi, bu kriz epey bir süredir yargı cenahında yanlış giden şeyleri düzeltmek için bir fırsat olabilir.

Özel yetkili mahkemeler ve TMK

İkincisinden başlarsak;

Özel yetkili savcıların yürüttüğü soruşturmalarda veya özel yetkili mahkemelerde sürmekte olan davalarda ortaya çıkan "aşırı" uygulamalardan, fikir ile eylem arasında ayrım yapılmaksızın önüne gelenin tutuklanmasından sadece kamuoyunun değil hükümetin de rahatsız olduğu biliniyordu. Hükümet, bu cenahta yanlış giden her şeyin faturasının kendisine çıkarıldığının gayet iyi farkındaydı ve bu yüzden de her davranışıyla yargıyla arasına mesafe koyarak yargı yıpranırken kendisinin de yıpranmasını engellemeye çalışıyordu. Ama bu mesafe koyma çabalarının pek işe yaradığı da söylenemezdi. Aslolan, yanlışlıklara sebep olan hukuki altyapının düzeltilmesi idi.

Şimdi hükümetin, son krizde ortaya çıkan tablodan da hareketle hem özel yetkili mahkemelerle hem de duyulan rahatsızlıkların asıl kaynağı olan Terörle Mücadele Yasası'yla ilgili bir reforma gitmesi, "krizi fırsata dönüştürmek" anlamında çok önemli bir adım olacaktır.

TMK, terörle mücadeleyi zayıflatıyor

Terörle Mücadele Yasası'nın şimdiye kadarki pratiği bize bu yasanın terörle daha etkili bir mücadeleye yaramadığını, hatta tam tersine terörü azdırıcı bir etki bile yaratabildiğini gösteriyor. Hatırlayın, 1991'den beri yürürlükte olan bu yasanın en acımasızca uygulandığı dönemler aynı zamanda PKK'nın kitle desteğinin en güçlü olduğu günlerdir. Olağanüstü Hal'in en baskıcı dönemleri, "Kürt" lafını ağza almanın bile yasak olduğu, Kürt kimliği ile ilgili en ufak bir talebin hapisle cezalandırıldığı o günler, aynı zamanda köylerden gençlerin akın akın dağlara çıkıp PKK'ya iltihak ettiği günlerdir.

Böyle bir yasa terörü önlemeye çare olsaydı, sonuç böyle mi olurdu? Bugün de bu yasa, belirsiz terör tanımı, örgüt üyeliği sınırlarını tam çizmeyişi, fikir ile eylemi birbirinden ayırmayışı ile terörle mücadeleyi güçlendirmiyor, aksine yürüyen davaları yıpratarak terör örgütünün ekmeğine yağ sürüyor.

Özel yetkili mahkemelere gelince...

Bilindiği gibi MİT krizi sırasında AK Parti'nin etkili isimlerinden birinin bir gazeteciye "Ülkemiz terör ve çetelerle mücadele ettiği sürece bu tür mahkemelere ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Ama bunu bizimle bir hesaplaşmaya çevirmek isterlerse, 1 maddelik bir yasa çıkarır ve özel yetkili mahkemeleri kaldırırız" dediği yansımıştı.

Bir problemi ucu ancak kendisine dokununca fark eden anlayış elbette doğru değil ama öte yandan, eğer bu kriz hükümetin bu mahkemelerin doğurduğu sakıncaları anlamasını sağlayabildiyse bu da bir kazançtır.
MİT krizinden "PKK'yla müzakere" adına çıkarılabilecek dersleri ise bir dahaki yazıya bırakalım.

bugün



Bu yazı 684 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 28 Eylül 2012 Susmak için artık çok geç
    • 24 Eylül 2012 Darbecilik mahkûm oldu
    • 21 Eylül 2012 7 adımda çözüm planı
    • 14 Eylül 2012 Libya
    • 25 Ağustos 2012 Kürtler'i PKK'dan korumak
    • 8 Ağustos 2012 Tehditle canlı kalkan olunur mu?
    • 30 Temmuz 2012 Suriye Kürdistanı
    • 2 Temmuz 2012 Zana kimi, neyi temsil ediyor?
    • 18 Haziran 2012 Kılıçdaroğlu Bahçeli'nin arkasına saklanıyor
    • 15 Haziran 2012 Olmayacak duaya amin
    • 11 Haziran 2012 Oslo süreci yeniden mi?
    • 8 Haziran 2012 Erdoğan-Kılıçdaroğlu görüşmesi
    • 4 Haziran 2012 Ses kayıtları
    • 30 Mayıs 2012 Parti kongreleri neden yapılır?
    • 21 Mayıs 2012 Sivil bayramlar dönemi
    • 11 Mayıs 2012 Yine mi?
    • 9 Mayıs 2012 Solun resmi tarihi
    • 25 Nisan 2012 Keşke CHP bölünse
    • 11 Nisan 2012 Kafası karışık bir Demirtaş
    • 9 Nisan 2012 Nizam-ı alem

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    4,292 µs